Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Açlık grevindeki madenciler Doruk Maden'i anlatıyor: Plakasız araçlar, yemek arabasında taşınan yaralılar, denetim öncesi örülen sahte duvarlar

Yıldızlar SSS Holding'e bağlı Doruk Maden işçileri, Ankara'daki direnişlerinin on altıncı, açlık grevlerinin ise ikinci gününde. Yıllardır süren mağduriyetlerini, sahadaki plakasız araçları, yetersiz ekipmanları ve şirket usulsüzlüklerini anlatan madenciler, haklarını alana kadar mücadeleye devam etmekte kararlı.

Özkan Öztaş

Yayın Tarihi: 11.08.2026 , 08:53

soL Haber'i WhatsApp ve Telegram kanallarından takip edin, önemli gelişmeleri kaçırmayın.


Yıldızlar SSS Holding'e bağlı işçiler bu sabah açlık grevlerinin ikinci gününe uyandı. Yıllardır yaşadıkları mağduriyetlere karşı aylardır mücadele eden madenciler, bugün Ankara'daki direnişlerinin on altıncı, açlık grevlerinin ise ikinci gününde.

Dün Türkiye Maden İşçileri Sendikası'nın konukevinden Sakarya Meydanı'na yürümek için hazırlanan madencileri polis durdurdu. Kendilerine valilik tarafından eylem yasağı getirildiğini ileten polis, madencilerin konukevinden çıkmasına izin vermedi. Bunun üzerine mücadelelerini kaldıkları yerde sürdüren madenciler açlık grevine başladı.

Açlık grevindeki madenciler yalnızca şeker ve su tüketiyor. Bir de çay tabaklarına koydukları tuz var. Yılların biriktirdiği mağduriyetin, aylardır süren mücadelenin ve Ankara'da 15 günü geride bırakan direnişin üzerine açlık grevi de eklenince madencilerin sinirleri biraz daha gerilmiş durumda.

Haklarını istiyorlar ve haklılar. Üstelik yaşadıkları mağduriyetin mantıklı bir açıklaması dahi yok: Patron böyle istedi ve öyle oldu.

Açlık grevindeki madenciler yaşadıkları sorunları ve şirketin hilelerini soL'a anlattı.

İşçiler 24 saati geride bırakırken bugün açlık grevinin ikinci günündeler. Sadece şeker ve su alıyorlar. Arada da tuz ve mineral için karbonat.

'Zübük bunun yanında melake kalır'

Hava sıcak. Ankara'da direnişteki madenciler açlık grevlerinde. Yanımıza oturan madencilerden biri, "Hani bu Zübük vardı ya, Kemal Sunal'ın filmi, Aziz Nesin'in yazdığı hikaye... İşte o bile bunun yanında melake kalır, bu firma öyle bir dolandırıcı" diye başlıyor söze.

Madeni satın aldığı 2022 yılında şirketin ilk icraatının 250 madenciyi işten çıkarmak olduğunu anımsatan bir madenci şöyle anlatıyor:

Çıkardıkları işçileri 31 Mart seçimlerinden önce tekrar çağırdılar. Hatta o ara emekli olanlara tazminatlarını verdiler. Ben bir günle kaçırdım, benim emekliliğim 1 Nisan. Zaten o seçim zamanı emekli olanlar şirket tarihinde tazminat alan tek grup. Onun dışında tazminatın ne adı duyuldu ne kendi görüldü.

Bir diğeri söze karışıyor:

"Onda da eksik var kardeşim. Tazminat alan o ekipte de eksik yatırılanlar var" diyor. Diğer madenciler gülüyor.

'Açılışa kestiği kurbanın parasını muhtara vermedi'

Madenciler anlatırken biri, "Güler misin ağlar mısın?" diye söze giriyor ve devam ediyor:

"Bu yer altında yeni açılan galeriler olur. İşte yeni açılan bir galeriden kömür çıkarılacak diye bir tür kutlama yapılır. Ona kurban kestirdi patron. Ben gittim, hani kurban kesilirken dua edeceğim, benim namazım niyazım var diye beni yolladılar. Eğildim, 'Müdür' dedim, 'Bunun parasını verdiniz mi? Bak almadıysanız boşu boşuna harama helal demeyelim' dedim. 'Sus lan çaktırma' dedi. Valla kestiler kurbanı, işçilere yedirdiler kavurmaları. Aradan zaman geçti, geldi muhtar. Köyün birinden almışlar hayvanı, muhtar da sahibi. 'Nerede benim param?' diye tutturdu. Güya hayır yapacak ya, onu da borç almış, parasını vermemiş. Hatta bir keresinde işçilerle yemekte iken Sebahattin Yıldız sofrada tüm madenciler orada iken böyle konuşma yaptı, 'Peygamber Efendimiz ne demiş? İşçinin alın teri kurumadan parasını verin demiş' dedi. İşçiler güldü, gülüşmeler oldu. Dini imanı para bunların. İşçilerin alacaklarını vermemek için titriyorlar."

'İntihar eden işçiler var, kimse konuşmuyor'

Bir diğer madenci, yaşadıkları sorunları kaldıramayan, kabahati kendisinde gören ya da kendisini sorgulayan işçilerin yaşadığı psikolojik sorunlardan söz ediyor:

"Bak gerçek diyorum sana. Aramızda sakinleştiricidir, psikolojik ilaçlardır, antidepresandır falandır kullanmayan kalmadı. Böyle çerez gibi kullanıyoruz. Vallahi çekilecek dert değil. Maaşlar alınmıyor, paralar ödenmiyor. Kira desen dert, alacak desen dert. Artık 'Doruk Maden mi, aman aman! Biz Doruk Maden'e ev kiralamayız' diyenlerle dolu Beypazarı, Çayırhan, Nallıhan civarı. Şimdi şirket sadece grev olunca, direniş olunca basına yansıyor, gündem oluyor ama rutinde de işler iyi gitmiyor ki. Termik santralde de madende de intihar eden işçiler oldu. Adam yeni evlenmiş, borcun içinde, dayanamıyor, sorumluluğu kendisinde görüyor evini geçindiremeyince. Ama öyle değil, işte sebebi belli, patron orada duruyor."

Madenciler açlık grevini Türkiye Maden İşçileri Sendikası'nın konukevinin bahçesinde sürdürüyor. Hava çok olunca açlık grevi daha da zorlaşıyor. Konukevinin önünde kendi yolunu aydınlatan madenci karşılıyor ziyarete gelenleri.

'Eski ambulansı yemek arabası yaptı, yaralıyı yemek arabasında götürdük'

Arada Mevlana şekeri olarak bilinen akide şekerlerinden dağıtıyorlar işçilere, dirençlerini korusunlar diye. Ağızlarına tek lokma koymayan madenciler, aldıkları şekerleri ağızlarında bekletirken bir yandan anlatmayı sürdürüyor:

"Şimdi hakkımızı arıyoruz. Yalan yanlış konuşmayalım, eksik bilgi vermeyelim. Ambulanslar 15 yılını doldurunca kullanımdan çıkarılır. Bizimki de öyle oldu, 2008'de alınmıştı, 2023'te yemek arabası yaptılar onu. Buraya kadar normal ama yerine ambulans almadılar. Sorun orada başlıyor."

Oturduğu sandalyede ayakkabısını çıkarıp bağdaş kuran işçi anlatmaya devam ediyor:

"Ambulans almadılar, sahada ambulans yok. Bir ara ambulans kiraladılar, 5 ay sürdü. Kira parasını vermeyince şirket geldi, geri aldı ambulansını. Yani sahada uzun süre ambulans yoktu. Hiç unutmam, Tayfun Akman diye bir kardeşimiz vardı. Madende direklerden biri koptu, gencecik çocuk orada can verdi zaten. Çıkardık madenin üstüne, 'En hızlı nasıl götürürüz hastaneye?' diye bakıyoruz. Ambulans yok tabi. Yemek arabasına yatırdık. Ne sedye var ne başka bir şey."

Telefonundan hayatını kaybeden madencinin bir fotoğrafını gösteriyor üzülerek. "Yazık ettiler çocuğa" diye hayıflanıyor.

Açlık grevindeki madenciler sohbet ederek geçiriyor zamanı. 

Mafya mı şirket mi belli değil: Plakasız araçlar madende kullanılıyor

İşçilerin anlattığı bir diğer ayrıntı da sahada kullanılan araçların önemli bölümünün üzerinde yakalama ya da arama kaydı bulunan araçlardan oluşması. Sahada bunun gibi çok sayıda araç bulunduğunu söylüyorlar:

"Bir gün yine o plakasız arabayla Ankara'ya geliyorum. Normalde akıl kârı değil ama işte patron öyle istedi. Bana ne, bir yerden sonra patronun arabası. Neyse, tam Ankara girişinde Yenikent civarında polis durdurdu. Arabada plaka yok, muayene desen zaten yok. Adam bir sorgulattı, ruhsat üzerinden tam 59 tane ayrı haciz ve el koyma işlemi varmış aracın. Ruhsatta şirketin de adını görünce 'Ne ben seni gördüm ne sen beni' dedi, geçtim gittim. Ne bu arabalar arkadaş? Neyin haczi var üzerinde? Suça mı karıştı, kazaya mı karıştı, ne oldu bunlara? Neden sahada plakasız, ne olduğu belli olmayan araçlar kullanılıyor?"

'Denetim yapılacak yere duvar ördüler, denetim bitince açıp devam ettiler'

Madenciler, madende "hazırlık bacaları" adı verilen ve üretime geçilecek bir maden bloğunu çalışmaya hazır hale getirmek amacıyla açılan tünellerden söz ediyor. Bu tünellerle yeni açılacak bölgelerin hazırlığı yapılıyor.

Kendi içinde çeşitli bölümlere ayrılan bu bacaların genellikle MAPEG denetim elemanları tarafından denetlendiğini anlatan madencilerden biri şöyle devam ediyor:

"Bir keresinde MAPEG gelecek yine. Genelde 3 kişi gelirler; içlerinden 1 kişi madene iner, diğer ikisi hemen konukevine geçer. Sofralar kurulur, seremoniler falan, sonra uğurlanır her şey yolunda gibi. Neyse, bir gün yine MAPEG ekibi gelecek diye bize bacalara duvar ördürdüler çünkü hiçbir hazırlık yok. Bunlar madencilikten de anlamıyor. Zaten holdingin adındaki SSS, Söğüt Seramik Sanayi'den geliyor; bunlar seramikçi normalde. İşte geldi MAPEG'ciler, 'Bu duvarlar biten yerler mi?' dediler, 'Evet' dediler. Sonra gidince denetim elemanları, açtılar, devam ettik çalışmaya. Normalde madencilikte hazırlık madenden önce gider. Bizde tam tersi, biz giriyoruz, yapılması gereken hazırlık arkamızdan geliyor."

'Başka bir işçinin attığı çizme bize iş kıyafeti oluyor'

Patron, madencilere ihtiyaç duydukları donanım ve ekipmanları vermiyor. Tarihi geçmiş maskeler, üç-dört yılda bir verilen çizmeler derken birçok işçi ihtiyacını kendi imkânlarıyla karşılıyor.

İşçilerden biri durumu şöyle anlatıyor:

"Şimdi bazen işten çıkan işçiden ya da eskisinin yerine yenisini alan madenciden kalan eski kıyafetler, çizmeler, baretler olur. Müdür geliyor, 'Çizme ihtiyacı olan var mı?' diyor. 1 tane çizme verecek, bakıyoruz geçen gün işte elemanın giydiği çizme ya da bir başkasının eskidi diye attığı çizme. Bak yemin ediyorum sana, abartı gibi geliyor olmasın, durum vallahi bu şekilde."

'Sular altında kalan eşyalarla alacağımızı 10 defa öderlerdi'

Şirket, daha fazla kâr etmek için sürekli az sayıda işçi çalıştırıyor. Buna sık sık yaşanan grevler, iş bırakmalar ve ücretsiz izinler de eklenince madende yeterli sayıda çalışan kalmıyor. Böyle olunca su tahliye işlemleri de aksıyor.

"Mesela aksayan suyu çıkarmak için bir sürü kişi çalışması lazım ama basit iş gibi görülüyor, başına 2 kişi koyuyor, çekiyor gidiyor adam. Çıkaramaz onu iki işçi, ekipman lazım, eleman lazım. Sonra sular altında kalan yerler oldu madende. İyi ama o sular altında kalan elektrik malzemeleri, ses sistemleri, araçlar, makineler tonla şey var. Basit değil, pahalı işler bunlar ama adamın umurunda mı, nasıl olsa devletten kaldı, para mı saydı? O malzemeleri hurda diye satsa yine borcumuzu öderdi. Kazanmadığından ya da yapamadığından değil, yapmak istemediği için ödemiyor alacaklarımızı."

"Film olsa abarttın derler" diyor madencilerden biri gülerek.

Bugün açlık grevlerinin ikinci günü.

Şirketten gelecek haberi bekliyorlar. Sebahattin Yıldız yine "yarın" demiş.

"Yarını, cuması, ay sonu bitmiyor bu adamın" diyor içlerinden biri.

Madenciler mücadelelerini sürdürüyor.

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.