Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

TKP'den 'madenler devletleştirilsin' çağrısı: 'Ülkemiz de halkımız da satılık değil!'

Madenlerin devletleştirilmesi çağrısı yapan TKP, "Türkiye’de maden işletmeleri insan hayatını hiçe sayan paragöz holdinglerin, çokuluslu tekellerin ve onların merdiven altı faaliyet yürüten taşeronlarının eline teslim edildi" açıklamasını yaptı.

Haber Merkezi

Yayın Tarihi: 08.05.2026 , 10:41

Yağmanın, talanın önünün yıllardır açan AKP iktidarı bir süredir maden patronlarını ihya etti.

Ülkenin her yerinin delik deşik edilmesine izin verilirken, maden şirketleri türlü teşviklerle desteklendi. Her türlü usulsüzlüğe göz yumuldu. Ancak yurttaşlar maden patronlarının karşısına dikildi. Hem yaşadıkları yeri koruyarak, hem de çalıştıkları yerde direnerek...

Türkiye Komünist Partisi (TKP) de bu talana karşı bir kampanya başlatarak, madenlerin devletleştirilmesi çağrısı yaptı.

"Ülkemiz de halkımız da satılık değil!" denilen açıklamada, ülkenin doğal zenginliklerine ve mineral çeşitliliğine ve bunların sanayiden imara, tarımdan enerjiye ve sağlığa kadar birçok alanda kullanıldığına dikkat çekildi.

"Cumhuriyetin ilke edindiği devletçi ekonomi politikaları uyarınca Türkiye sanayi alt yapısının gelişiminde önemli etkileri olan Etibank, Türkiye Kömür İşletmeleri, Demir Çelik fabrikaları gibi devlet işletmeleri kurulmuştu. Bu işletmeler piyasacılığa kurban edildi. Ya tamamen özelleştirildi ya tasfiye edildi ya da küçültüldü; fiilen güçsüz ve işlevsiz hale getirildi. Türkiye’de maden işletmeleri insan hayatını hiçe sayan paragöz holdinglerin, çokuluslu tekellerin ve onların merdiven altı faaliyet yürüten taşeronlarının eline teslim edildi" denildi.

Madenlerin ve madencilik faaliyetlerinin devletleştirilmesi sürecinin tamamı madenlerde örgütlü işçi sendikaları ve madencilik faaliyeti ile bağlantılı meslek odalarının aktif katılım ve denetimi ile gerçekleşmesi gerektiği vurgulandı.

Hiçe sayılan işçi hayatları, sefalete mahkum edilen madenciler… 'İşletmeler piyasacılığa kurban edildi'

Açıklamanın tamamı şöyle:

"Türkiye doğal zenginlikleri ve mineral çeşitliliği bakımından dünyanın önde gelen
ülkeleri arasında yer alıyor. Bu minerallerin üretimi ile sanayiden imara, tarımdan enerjiye ve sağlığa kadar birçok alanda kullanılan hammaddelerin arzı sağlanıyor. Doğal kaynaklarımız ve madencilik faaliyeti ülkemizin ekonomik bağımsızlığı, kalkınması ve halkımızın refahı açısından hayati önem taşıyor.

Bugün ülkemizde adına serbest piyasa ekonomisi denilen, sermayenin ihtiyaçlarını ve kârlılığını esas alan bir düzen hüküm sürmekte. Madenler ve madencilik de arama faaliyetlerinden çıkarma ve zenginleştirme aşamalarına kadar neredeyse tüm süreçleriyle piyasa düzeninin akılsızlık ve plansızlığı tarafından belirlenir durumda. Cumhuriyetin ilke edindiği devletçi ekonomi politikaları uyarınca Türkiye sanayi alt yapısının gelişiminde önemli etkileri olan Etibank, Türkiye Kömür İşletmeleri, Demir Çelik fabrikaları gibi devlet işletmeleri kurulmuştu. Bu işletmeler piyasacılığa kurban edildi. Ya tamamen özelleştirildi ya tasfiye edildi ya da küçültüldü; fiilen güçsüz ve işlevsiz hale getirildi. Türkiye’de maden işletmeleri insan hayatını hiçe sayan paragöz holdinglerin, çokuluslu tekellerin ve onların merdiven altı faaliyet yürüten taşeronlarının eline teslim edildi.

Geldiğimiz yer ortada: Doğası yıkıma uğratılmış, kaynakları yağmalanmış, çarçur edilmiş bir ülke; her tür bilimsel tanım ve teknik olanak mevcutken maliyet ve kâr hesaplarına kurban edilen, hiçe sayılan işçi hayatları, sefalete mahkum edilen madenciler…

Ülke topraklarının yarıdan fazlasını kapsayan maden arama ruhsatları ile binlerce işletme ruhsat ve izninin sermayeye devredildiği bir tabloyla karşı karşıyayız. Bu durum, doğal zenginliklerimizin fiilen ipotek altına alınması anlamına geliyor. Türkiye’de madencilik faaliyetinin milli gelir içersindeki payı ise hâlâ yüzde 1’ler civarında. Belli ki maden arama ve işletme ruhsatları sermayedarlar için bir rant kapısı olarak kullanılıyor. Halka ait olan madenleri daha toprağın altındayken alıyorlar, satıyorlar, servetlerine servet katıyorlar. Yasaları, yönetmelikleri değiştiriyor, arkalarından dolanıyor, pek çok durumda ne yasa ne de kural tanıyorlar. Köy, tarım alanı, orman, zeytinlik, yerleşim çevreleri, tarihi veya doğal sit alanı demiyor talan ediyorlar.

'Madenler derhal ve bedelsiz olarak devletleştirilmeli'

Türkiye Komünist Partisi halkımızı bu arsızlığa dur demeye, doğal kaynaklarımıza, madenlerimize, emeğimize sahip çıkmaya çağırıyor!

Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığı, kalkınması ve halkımızın refahı için madenler derhal ve bedelsiz olarak devletleştirilmelidir!

1. Çokuluslu tekeller ve holdingler başta olmak üzere her tür özel sermayedar ve şirkete verilmiş olan tüm maden arama, işletme ve zenginleştirme ruhsat ve izinler bedelsiz olarak iptal edilmeli, tüm maden ve işletmelere el konmalıdır.

2. Bütün madencilik faaliyetleri devlet eliyle ve merkezi bir planlama doğrultusunda gerçekleştirilmelidir. Bu yapılırken tüm ilişkili sektörlerin ihtiyaçları dikkate alınmalı, kapsamlı bir planlama ile hammadde arz güvenliğinin sağlanması, dışa bağımlılığın azalması, yerli sanayiye düşük maliyetli ve kaliteli girdi sağlanabilmesi esasıyla hareket edilmelidir.

3. Doğal kaynakların halk sağlığı ve çevreyle uyumlu, verimli kullanımını esas alan; bilimsel verilere dayalı bir madencilik politikası oluşturulmalı ve etkin biçimde uygulanmalıdır. Bu kapsamda maden havzaları, faaliyet gösterdikleri bölgelerde tarımsal ve sınai üretim, su kaynakları, orman varlığı ve halk sağlığı gözetilerek bütüncül bir planlama anlayışıyla ele alınmalı ve işletilmelidir.

'Madencilerin çalışma ve sendikal örgütlenme hakkı güvence altına alınmalı'

4. Madencilerin çalışma ve sendikal örgütlenme hakkı güvence altına alınmalı, eksiksiz mesleki eğitim alabilmeleri sağlanmalı, insanlık onuruna yakışan, sağlıklı ve güvenli çalışma şartları yaratılmalı ve korunmalıdır.  

5. Değerli madenlerin sadece hammadde olarak çıkarılıp ihraç edilmesine son verilerek uç ürünlere dönüştürülmesi, yarı mamul ve mamul maddelerin üretimi için planlı bir sanayi hamlesi yapılmalıdır.

6. İnşaat sektörüne hammadde sağlamaya odaklı, plansız ve denetimsiz bir madencilik endüstrisi yerine mühendislik kalitesi yüksek, katma değerli üretim yapabilen bir madencilik endüstrisi kurulmalıdır.

7.  İşletmesi tamamlanan maden sahalarında kapatma, rehabilitasyon ve rekültivasyon (toprak ıslahı ve yeniden bitkilendirme yoluyla alanın ekolojik dengeye uygun biçimde doğaya kazandırılması) faaliyetlerinin, gerekli çevresel önlemler çerçevesinde eksiksiz olarak gerçekleştirilmesi zorunlu kılınmalı ve etkin biçimde denetlenmelidir.

8. Madencilik faaliyetlerinde kullanılan makine ve ekipmanların yerlileştirilmesi sağlanmalı; verimli, halk sağlığına ve çevreye uyumlu ileri teknolojilerin geliştirilmesine yönelik araştırma ve geliştirme faaliyetleri yürütülmelidir.

9. Madenlerin ve madencilik faaliyetlerinin devletleştirilmesi sürecinin tamamı madenlerde örgütlü işçi sendikaları ve madencilik faaliyeti ile bağlantılı meslek odalarının aktif katılım ve denetimi ile gerçekleşmelidir."

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.