Skip to main content
0%
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

ABD Dışişleri Bakanlığı ve Küba’ya seyahatler

Cubadebate arşivi

Alejandro García del Toro

Yayın Tarihi: 27.10.2025 , 01:28 "0 dakikalık okuma süresi"
Bugün, aradan 64 yıl geçmiş olmasına rağmen, ABD hükümeti vatandaşlarının Küba’ya seyahat etme hakkını kısıtlamaya ve engeller koymaya devam ediyor.

Son aylarda, ABD hükümeti, özellikle de Dışişleri Bakanlığı, ülkenin işleyişi için hayati gelir sağlayan sektörleri ve ekonomik faaliyetleri hedef alarak Küba’ya yönelik alışıldık saldırılarını daha da agresif biçimde yoğunlaştırmış oldu.

Küba’nın uluslararası tıbbi işbirliğini karalamak, engellemek ve suç gibi göstermek; turizm faaliyetlerinin yeniden canlanmasını engellemek ABD Dışişleri Bakanı ve Havana Ofisi Başkanı’nın, ABD vergi mükelleflerinin cömertçe sağladığı fonlarının yanı sıra sınırsız zamanlarını ve enerjilerini de harcadığı başlıca alanlar arasında yer alıyor.

Yanki hükümetinin, toplumumuzun büyük çoğunluğunun destek verdiği Devrim’i yok etme hedefiyle attığı adımlardan biri de; ABD vatandaşlarının ve ABD’de oturma izni olan Küba kökenlilerin Küba’ya seyahat etmelerinin engellenmesiydi. 16 Ocak 1961 tarihli ABD Dışişleri Bakanlığı basın açıklamasında, ABD vatandaşlarının Küba’ya seyahatlerinin “ABD dış politikasına aykırı ve ulusal çıkarların aleyhine” olduğu ilan edilmişti. Ayrıca, Küba’ya seyahat etmek isteyen ABD vatandaşlarının, Dışişleri Bakanlığı’ndan özel izinli pasaport almaları gerektiği kararı alınmıştı. Bugün, aradan 64 yıl geçmiş olmasına rağmen, ABD hükümeti vatandaşlarının Küba’ya seyahat etme hakkını kısıtlamaya ve engeller koymaya devam ediyor.

Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Florida senatörü olduğu dönemden bu yana Küba’ya yapılan seyahatlerin ateşli bir karşıtı. Senatör seçilmesinden kısa bir süre sonra, ABD Kongresi'ne verdiği ilk önergelerden birisi, Miami dışındaki şehirlerin Küba’ya uçuş düzenleme hakkını askıya almayı öngören bir yasa tasarısıydı. Bu önerge, kendi eyaleti Florida’da bile ciddi şekilde eleştirildi, zira Tampa kenti yıllardır Küba’ya doğrudan uçuş başlatma talebinde bulunuyordu.

Sonuç olarak senatör önerisini geri çekti ancak siyasal yükselişini finanse eden gerici ekonomik ve siyasi grupların çıkarlarına hizmet eden tutumundan asla vazgeçmedi. 

Bugün üstlendiği çok sayıdaki görevde, yıllardır savunduğu bu kısıtlama politikasını daha fazla kararlılık ve kaynakla, üstelik de alaycı bir tavırla uygulamaya devam ediyor. Bu politikanın temellerini ikiyüzlülük ve çifte standartlar oluşturuyor. Öyle ki, hem yalan söyleyip gerçekleri çarpıtarak Küba toplumunu kaos ve çöküşün eşiğinde bir ülke gibi sunuyor; hem de kendi vatandaşlarının bizzat gelip bu sözde “yıkım ve toplumsal çöküş manzarasını” kendi gözleriyle görmelerini engelliyor. Bu durumda Dışişleri Bakanı ve Havana’daki temsilcisinin, insanların adaya seyahat etme hakkını kısıtlamasının ve Küba hükümetini turizm endüstrisini kötü yönetmekle suçlamasının ardındaki sebepler neler? Neden bu kadar korkuyorlar? Zira ABD’lilerin turist olarak Küba’ya seyahat etmesini engelleyen taraf Küba değil.

Foto: @cubavsbloqueo/X

Mesele basit. Bir ABD vatandaşının Küba'nın herhangi bir şehrini ziyaret ettiğinde ülkenin gerçekliğinin kendi ülkesinde on yıllardır duyduğu ve okuduğu şeylerden farklı olduğunu fark etmesi sadece birkaç saatini alır. Küba bir üçüncü dünya ülkesi olmasına ve geniş doğal kaynaklara sahip olmamasına rağmen halkı eğitimli, empatik, dirençli ve yurtseverdir. Dolayısıyla bu kavrayışın Küba karşıtı kesimlerin basmakalıp söylemleri ile çelişmesi Marco Rubio'nun hiçbir zaman hoşuna gitmemiştir. Bu sebeple, yüzbinlerce ABD’linin Küba ve Küba halkı hakkında kendi fikirlerini oluşturmalarını izlemek yerine, onların seyahat haklarını kullanmasını engellemeyi tercih eder. ABD yaptırımlarında ne zaman ufak bir gevşeme olsa, ABD vatandaşları ve Küba kökenli sakinlerinin Küba’ya ziyaretleri hızla artışa geçmiştir. Hatta Başkan Trump’ın bizzat Marco Rubio’nun baskılarıyla ABD kruvaziyerlerinin Küba’ya girişlerini yasaklanmasından kısa bir önce, Küba en gözde destinasyonlarından birisi haline gelmişti. Aynı durum beyzbol ligleri anlaşmaları ve diğer birçok değişim programında da yaşandı.

Bu nedenle, bugün ABD dış politikasının hedefine Küba’yı koyanlar, iki halk ve hükümet arasındaki her türlü bağlantıyı her yoldan engelleme çabalarına devam edecekler ve bu süreçte, turizm ve Küba’ya yönelik seyahatler yine hedefte yer alacaktır. Turizm endüstrimiz zaten bir dizi yaptırımla karşı karşıya iken şimdi yeni yaptırımlar için de hazırlıklı olmak gerekecek. ABD’nin ülkemizi tek taraflı olarak “teröre destek veren devlet” ilan etmesi, 40’tan fazla ülkenin vatandaşının ESTA1 programına erişimini engelliyor. Bu nedenle, söz konusu ülkelerden pek çok potansiyel turist, ABD’ye kolay giriş hakkını kaybetme riskine girmemek için Küba’yı seyahat destinasyonu olarak tercih etmekten kaçınıyor. Bu nedenle, o ülkelerden potansiyel turistlerin çoğu, ABD’ye hızlı giriş haklarını riske atmamak için Küba’yı ziyaret etmekten kaçınıyor. Buna ek olarak, ABD vatandaşlarının veya yasal daimi sakinlerinin rezervasyon yapmasının yasak olduğu Küba otellerinin listesi, 11 Temmuz’da yeniden genişletildi.

Bu politikaya adeta “Hollywoodvari” bir unsur katmak istercesine, ABD’nin çeşitli havaalanlarında, özellikle de Miami Uluslararası Havalimanı’nda Küba’ya giden ya da Küba’dan dönen Amerikalı ve Küba kökenli yolculara yönelik gözdağı verme, taciz etme, fotoğraflarını çekme, elektronik cihazlara el koyma gibi baskı niteliğinde uygulamalar yaygın bir hale gelmiş durumda. Gerçekte, yasal olarak Küba’ya seyahatlerin önünde bir engel yok; çünkü yetkili genel seyahat lisansları2 geçerliliğini koruyor. Ancak Florida’daki siyasetçilerin tüm bu açıklama ve girişimleri seyahatleri caydırmayı ve mümkünse hava yolu şirketlerini Küba seferlerinden çekilmeye zorlamayı amaçlıyor. Uçuşların tamamen askıya alınması şimdilik mümkün olmasa da, böylece –ekonomik olarak Florida’daki birçok havayolu, acente ve havaalanına gelir sağlayan– uçuşların iptal edilmesi hedefleniyor.

Küba turizmini olumsuz etkileyen başka kısıtlayıcı yaptırımlar da var. Bunların arasında yakıt alımlarının kısıtlanması, her türlü ödeme ve tahsilata yönelik bankacılık işlemlerinin engellenmesi ve ABD ya da üçüncü ülkelere ait rezervasyon platformlarının uzun süredir Küba’daki otel konaklamaları için kullanılmasının yasaklanması yer alıyor. Dışişleri Bakanlığı’nın sözünü ettiği ve kendi vatandaşlarına yasakladığı bu oteller, “Yaptırımlar ile Yalanlardan Sorumlu Yetkili” Mike Hammer’ın Küba ziyaretinde keyfini çıkardığı otellerin ta kendileri.

Amaç açık: Ülkemizin mali gelir elde etme kapasitesini en aza indirmek, sonra da yetkililerimizi “ekonomiyi kötü yönetmekle” suçlamak. Adeta kurban paramparça edilirken, bunun sorumluluğunu -bizzat kendisinin yarattığı koşullara rağmen- da kurbana yüklemektedirler.

-Sözde “Küba halkına yardım etmek istediklerini” söyleyen- Dışişleri Bakanı ve yardımcısı, her sabah Lester Mallory’nin memorandumunu3 ezberlerinden tekrarlayarak güne başlıyor gibiler. Şüphesiz Küba turizmi ve Küba’ya yapılan seyahatler, her uyandıklarında kendilerine başarısızlıklarını anımsatan takıntılarının birer parçası olmaya devam ediyor.

Fotoğraf: Cubadebate arşivi

Yazar: Alejandro García del Toro
Yayınlandığı yer: Cubadebate
Yayın tarihi: 2 Ağustos 2025
Çeviri: İlhan Şendil
 

  • 1

    Bu program, ABD’nin Vize Muafiyet Programı (Visa Waiver Program – VWP) kapsamındaki ülke vatandaşlarının, turizm veya iş amacıyla 90 güne kadar vizesiz olarak ABD’ye girebilmesini sağlar.

  • 2

    Küba seyahatiyle ilgili ABD’de 12 genel lisans kategorisi bulunmaktadır. Bu kategorilerin arasında aile ziyaretleri, gazetecilik aktiviteleri, resmi devlet görevleri, dini etkinlikler, mesleki toplantı ve araştırmalar yer alır.

  • 3

    Mallory’nin bahsedilen memorandumu: “Kübalıların çoğunluğu Castro’yu destekliyor. Etkili bir siyasi muhalefet yok [...]. Hükümete yönelik iç desteği ortadan kaldırmanın tek olası yolu, iktisadi alanda yaşanacak hoşnutsuzluklar ve sefalet yoluyla bir düş kırıklığı ve çaresizlik hali yaratmaktır [...]. Küba’da iktisadi yaşamın güçten düşürülmesi için olası tüm adımlar hızla atılmalıdır [...]. Büyük etki yaratabilecek adımlardan biri, Küba’ya yönelik her türlü finansman ve sevkiyatın önlenmesidir; bu adım ülkeye para girişini kısıtlayacak, reel maaşları düşürecek ve açlık, umutsuzluk ve hükümetin düşmesiyle sonuçlanacaktır.”

Son Küba Gerçeği