Skip to main content
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

3 Ocak sonrası Venezuela: Geçiş değil, mali vesayet

Maduro’nun ABD operasyonuyla devrilmesinin ardından iktidara gelen Delcy Rodríguez, Washington’la hızlı bir normalleşme sürecine girdi. Diplomatik ilişkiler yeniden kurulurken petrol, maden, borç ve merkez bankası işlemleri ABD Hazine lisanslarına bağlandı. Alex Saab'ın ABD'ye teslimi bu sürecin son halkası oldu. Chavismo içinden ise “ihanet”, “teslimiyet” ve “sömürgeci vesayet” tepkileri yükseliyor.

Can Kuyumcuoğlu

Yayın Tarihi: 18.05.2026 , 15:28 Güncelleme Tarihi: 19.05.2026 , 08:55

Venezuela’da 3 Ocak yalnızca Devlet Başkanı Nicolás Maduro’nun iktidardan koparıldığı gün olmadı. Aynı gün, ülkenin kaynaklarının, borçlarının ve siyasal geleceğinin Washington gözetiminde yeniden düzenleneceği yeni bir dönem de başladı.

Daha 3 Ocak günü sabaha karşı ABD özel kuvvetlerinin operasyonu biter bitmez, Venezuela'da bir "ihanet" tartışması başlamıştı. Tartışmayı ilk tetikleyen, Amerikan güçlerinin operasyonu karşısında başta hava savunma sistemleri olmak üzere Venezuela silahlı kuvvetlerinin tepkisiz kaldığı iddialarıydı.

Nitekim, birkaç gün için çeşitli üst düzey askerlerin görevden alınması, ABD'nin içeride işbirlikçiler bulduğu izlenimi güçlendirdi.

Fakat esas "ihanet" veya "işbirliği" tartışması, Maduro sonrası başa geçen Delcy Rodríguez etrafında döndü. ABD, Rodríguez'le öncesinde görüştüğünü ve makul bulup seçtiğini açıkça dile getirdi.

Buna rağmen Hugo Chávez'den kalma adıyla "Chavismo" hareketinde birçok isim, Rodríguez'in emperyalizm karşısında Venezuela'daki iktidarı sürdürebilmek için gerekli tavizleri verdiği ama elinden gelen direnci de sergilediği görüşünde idi.

Aradan geçen beş ayda yaşanan gelişmeler, bu görüşü epey güçten düşürdü. Şahsi bir itham olarak "ihanet"in gerçekliğini bilmek zor, fakat yaşananlar, Venezuela'nın egemenliği ve halkçı iktidarı açısından bir süreklilik kalmadığını ortaya koydu.

Son olarak, Maduro'nun en önemli müttefiklerinden Alex Saab, Delcy Rodríguez tarafından ABD’ye teslim edildi. Venezuela adına Türkiye ve İran ile yaptığı ticaret üzerinden hedef alınan ve 2020 yılında hukuksuz şekilde tutuklanan  ABD ile yapılan mahkum takası kapsamında 2023 yılında serbest bırakılmıştı.

Washington’la kopuştan doğrudan angajmana

Maduro döneminde ABD ile Venezuela arasındaki ilişkiler kopmuş, Washington 2018’deki seçimin ardından Maduro’yu tanımamış, kendi kuklası Juan Guaidó’yu desteklemiş ve 2019’da Karakas Büyükelçiliği’ni kapatmıştı. 

Bununla birlikte ABD tarafından ülkeye dönük ağır bir kuşatma politikası güdüldü. ABD, Maduro yönetimini devirmek için enezuela’nın petrol gelirlerini hedef aldı, PDVSA’yı yaptırım rejiminin merkezine yerleştirdi, Karayipler’de askeri varlığını artırdı ve “uyuşturucuyla mücadele” başlığı altında Venezuela açıklarında fiili bir deniz ablukası kurdu. 

2025 sonbaharından itibaren Karayipler’de Venezuela bağlantılı olduğu öne sürülen teknelere yönelik ABD saldırılarında çok sayıda kişi öldürüldü.

Bu kuşatma yalnızca Venezuela’yla sınırlı değildi. Washington aynı dönemde Küba’ya dönük ekonomik ablukayı da ağırlaştırdı; yakıt sevkiyatlarını hedef alan yaptırımlar ve üçüncü ülkelere dönük baskılar, adayı derin bir enerji krizine sürükledi

3 Ocak sonrasında bu tablo hızla tersine çevrildi.

Trump yönetimi, Delcy Rodríguez yönetimiyle doğrudan görüşmelere başladı; diplomatik ilişkiler yeniden kuruldu, Karakas’taki ABD Büyükelçiliği tekrar açıldı, yüksek düzeyli ABD yetkilileri Venezuela’ya gitmeye başladı. Mart ayında ABD ve Venezuela, diplomatik ilişkileri yeniden kurma yönünde adım atmış, süreç Venezuela’nın ekonomi ve kaynaklarına erişim başlıklarıyla birlikte ilerlemeye başlamıştı.

Washington, beklendiği üzere bu yeni ilişkiyi eşitlik temelinde değil, koşullu tanıma ve ekonomik denetim üzerinden kurdu. ABD, yaptırım muafiyetleri, küresel finans sistemine erişim, petrol gelirleri ve yatırım izinlerini Rodríguez hükümeti üzerinde kaldıraç olarak kullanıyor. Trump’ın Rodríguez için “iyi iş çıkarıyor” demesi, ama aynı zamanda “gerekeni yapmazsa Maduro’dan daha büyük bedel öder” tehdidinde bulunması bu ilişkinin niteliğini özetliyor.

Rodriguez, göreve başladığı gün, Chavez'in anıt mezarını ziyaret etmişti.

Tanımanın bedeli: Hazine lisanslarıyla yönetilen ülke

Rodríguez hükümetinin hareket alanı bugün büyük ölçüde ABD Hazine Bakanlığı’nın verdiği lisanslara bağlı. Washington, Venezuela Merkez Bankası ve bazı devlet finans kurumları üzerindeki yaptırımları gevşetirken, Venezuela'nın devlet petrol şirketi PDVSA’yla iş yapılmasına dönük kısıtlamaları da belirli koşullarla esnetti.

ABD, mart ayında Venezuela’nın devlet petrol şirketi PDVSA ile işlemleri geniş biçimde yetkilendiren bir genel lisans yayımladı. Ancak bu, Venezuela’nın egemen biçimde petrol gelirlerini kullanması anlamına gelmiyor. Lisanslar ABD hukukuna uyum, yaptırım rejimi ve gelirlerin ABD denetimli hesaplara yönlendirilmesi gibi koşullarla birlikte geliyor.

Bu mekanizma Venezuela’nın devlet kapasitesini doğrudan sınırlıyor. Karakas’ın uluslararası bankacılık işlemleri yapması, petrol üretimini artırması, yabancı yatırım çekmesi, merkez bankası varlıklarına erişmesi ve dış borçlarını yeniden yapılandırması Washington’ın onayına bağlı hale geliyor.

Böylece ABD, Venezuela’yı yalnızca askeri operasyonla değil, finansal lisanslarla da yönetilebilir bir hatta çekmiş oluyor. Eski dönemin açık yaptırım politikası yerini daha incelikli bir denetim rejimine bırakıyor: Venezuela’ya nefes aldırılıyor, ancak oksijen vanası Washington’ın elinde tutuluyor.

PDVSA işçileri

Petrol gelirleri Washington hesabında

Maduro sonrası Venezuela’da en kritik başlık petrol. Ülkenin petrol endüstrisi Maduro döneminde ağır bir gerileme yaşamıştı. Şimdi ABD ve Rodríguez hükümeti, bu üretimi yeniden artırmayı hedefliyor. Ancak bu toparlanma, Venezuela halkının egemenliği temelinde değil, yabancı şirketlerin ve ABD’nin belirlediği yatırım rejimi üzerinden ilerliyor.

Chevron, Eni, Repsol gibi şirketlerin ülkedeki faaliyetlerini genişletmesi, ABD’li yetkililerin Karakas’a giderek petrol ve gaz yatırımlarını görüşmesi, yeni hidrokarbon ve madencilik yasalarının yatırımcılar lehine düzenlenmesi bu sürecin parçaları. PDVSA’yla işlemlere izin veren ABD lisansı, Venezuela petrol sektörünü yeniden küresel enerji piyasasına bağlarken gelirlerin ABD denetimli hesaplara yönlendirilmesini de içeriyor.

Bu, Venezuela açısından kritik bir egemenlik kaybı. Petrol gelirleri devletin doğrudan tasarrufunda değil; ABD’nin belirlediği çerçevede tutuluyor, aktarılıyor ve denetleniyor. Venezuela halkının en temel zenginliği olan petrol, Maduro sonrasında yeniden uluslararası enerji şirketleri ve Washington’ın mali mimarisi etrafında örgütleniyor.

Venezuela’nın modern Düyun-u Umumiyesi

3 Ocak sonrasında Venezuela’nın içine sokulduğu düzen, klasik bir işgal ya da doğrudan sömürge yönetimi değil. Fakat petrol gelirleri, dış borçlar, merkez bankası işlemleri, devlet şirketleri, yabancı yatırım izinleri ve uluslararası finansman kanalları dış denetime bağlandığında ortaya çıkan tablo, modern bir Düyun-u Umumiye’yi andırıyor.

Osmanlı’da Düyun-u Umumiye, devletin borçlarını gerekçe göstererek temel gelir kalemlerini alacaklıların denetimine açmıştı. Venezuela’da bugün aynı isimde bir kurum yok; ama benzer mantık farklı araçlarla kuruluyor. Hazine lisansları, yaptırım muafiyetleri, ABD denetimli petrol gelirleri, KPMG türü uluslararası denetim mekanizmaları, IMF ile yeniden temas, hedge fonlarıyla borç pazarlıkları ve PDVSA’nın yeniden yapılandırılması bu yeni mali vesayetin araçları haline geliyor.

Bu ay Venezuela, egemen borçları ve PDVSA yükümlülükleri için yeniden yapılandırma süreci başlattı. Toplam yükümlülüklerin 150 milyar doları aştığı belirtilirken, ülkenin makroekonomik çerçeve ve borç sürdürülebilirliği analizi sunmaya hazırlandığı aktarıldı. ABD Hazine Bakanlığı’nın da borç yeniden yapılandırma görüşmelerini kolaylaştıracak bir lisans verdiği bildirildi.

Bu tablo, Venezuela’nın ekonomik geleceğinin halkın ihtiyaçları temelinde değil, alacaklıların, enerji şirketlerinin, ABD kurumlarının ve uluslararası finans çevrelerinin beklentileri doğrultusunda şekillendirildiğini gösteriyor. 

Delcy Rodríguez: Maduro’suz Washington masasında

Delcy Rodríguez’in rolü bu yeni düzenin en çarpıcı çelişkisi. Rodríguez, Maduro döneminin en önemli figürlerinden biriydi. İktidarını Chavismo’nun devlet kurumlarından aldı. Ancak 3 Ocak sonrasında yaptığı tercih, Maduro’nun geri dönüşünü ya da ABD operasyonuna karşı direnişi örgütlemek olmadı.

Tam tersine, Rodríguez kısa sürede Washington’la diplomatik normalleşmenin, yaptırım pazarlıklarının, petrol sektörünün açılmasının, borç görüşmelerinin ve uluslararası sermaye dönüşünün baş aktörü haline geldi.

Bu yönüyle Delcy Rodríguez, Chavismo’nun eski anti-emperyalist söylemiyle ABD gözetimli yeni ekonomi politikası arasında bir geçiş figürü değil; iki hattı aynı anda kullanarak iktidarını korumaya çalışıyor. İçeride “Chavista süreklilik”, dışarıda “Washington’la uyum” mesajı veriyor. Fakat bu ikili oyun, Chavismo içinde derin bir kırılmayı da beraberinde getiriyor.

Chavismo içinde ‘ihanet’ suçlamaları

Rodríguez’in Washington’la yakınlaşması, Chavismo içinde beklenenden hızlı ve sert bir tepki yarattı. Maduro’ya yakınlığıyla bilinen La Hojilla programının eski sunucusu Mario Silva, Rodríguez çevresindeki küçük bir grubun Venezuela’nın geleceğini Washington’la kapalı kapılar ardında pazarladığını savundu.

Silva’nın tepkisi, Chavismo’nun ideolojik temelindeki sarsıntının dışavurumu. Yıllarca ABD karşıtlığı üzerine kurulan Bolivarcı söylem, bugün aynı hareketin içinden çıkan bir yönetimin ABD’li enerji şirketleriyle, Hazine lisanslarıyla, borç yatırımcılarıyla ve IMF temaslarıyla yürüttüğü yeni dönemi açıklamakta zorlanıyor.

La Hojilla programının eski sunucusu Mario Silva

Eski kadroların tasfiyesi: Alex Saab’ın ABD’ye gönderilmesi

Maduro sonrası dönemin en dikkat çekici gelişmelerinden biri de Maduro’ya yakın isimlerin tasfiyesi oldu. Maduro’nun uluslararası finans ve yaptırım delme ağlarında kilit rol oynayan Alex Saab’ın ABD’ye gönderilmesi, Delcy Rodríguez yönetiminin Washington’la yalnızca diplomatik ve ekonomik başlıklarda değil, adli ve güvenlik dosyalarında da işbirliğine yöneldiğini gösterdi.

Saab dosyası, Venezuela’ya yönelik ABD yaptırım mimarisinin en önemli ayaklarından biriydi. Florida Güney Bölgesi’nde kabul edilen Temmuz 2019 tarihli ana iddianame, Saab ve ortağı Alvaro Pulido Vargas’ın 2011-2015 yılları arasında Venezuela’daki sosyal konut projeleri üzerinden sahte faturalandırma, rüşvet ve para aklama mekanizması kurduğu iddiasına dayanıyordu. Bu ilk iddianamenin merkezinde Ekvador, Panama ve ABD finans sistemi vardı.

Ancak Saab ağının asıl jeopolitik önemi, 2018 sonrasında daha görünür hale gelen “altın karşılığı gıda” mekanizmasında ortaya çıktı. ABD Hazine Bakanlığı’na bağlı OFAC’ın yaptırım dosyalarında, Venezuela’nın yoksullara gıda yardımı programı CLAP’ın Saab ağı tarafından büyük kâr ve para aklama aracına dönüştürüldüğü ileri sürüldü. ABD yaptırımları ağırlaştıkça, Venezuela Merkez Bankası’nın altın rezervlerinin nakde çevrilmesi ve bu kaynakla gıda tedarik edilmesi için Türkiye hattının devreye sokulduğu belirtildi.

Bu dosyada Türkiye bağlantısı kritik bir yer tuttu. ABD resmi belgelerinde Alex Saab’ın paravan şirket ağının parçası olarak gösterilen şirketlerden biri Mulberry Proje Yatırım A.Ş. oldu. OFAC’a göre Venezuela’dan çıkarılan ya da rezervlerden kullanılan altınlar Türkiye’ye yönlendiriliyor, burada paravan şirketler üzerinden uluslararası piyasada nakde çevriliyor, ardından CLAP programı için Türkiye, Meksika ve başka ülkelerden gıda alımında kullanılıyordu. Ancak bu gıdaların fahiş fiyatlarla faturalandırıldığı, aradaki farkın ise Saab’ın ağına aktarıldığı iddia edildi.

Maduro (solda) ve Saab (sağda)

Washington’ın koşulları doğrultusunda

3 Ocak sonrası Venezuela’da kurulan düzen, ülkenin petrolünü, borcunu, merkez bankasını, dış varlıklarını ve siyasi takvimini ABD’nin onay mekanizmalarına bağladı. Delcy Rodríguez bu sürecin içeriden gelen yüzü oldu: Chavismo’nun devlet mirasını koruyarak Washington’la çalışan, Maduro’suz ama Chavismo etiketli yeni bir "ara yönetim" lideri.

 

soL YZ Beta, soL’un geliştirdiği ve soL arşiviyle çalışan bir yapay zeka robotudur. Kullanımı, soL abonelerine açıktır.