Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...
İlker Belek

İlker Belek

Anayasa Süreci Devletle Kürt Hareketini Hem Birbirlerine Hem de Çözümsüzlüğe Mahkum Ediyor

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:32 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:32

AKP’ye yeni bir anayasa gerekir mi ? İşe, demokratikleşme, atanmışların seçilmişler üzerindeki hegemonyasına son verme gibi söylemlerle başlayıp, böyle devam ettiklerine göre, ortaya çıkacak anayasanın yeniliği konusundan tamamen bağımsız olarak, bu soruya olumlu yanıt vermek gerekir.

Yine aynı söylemler nedeniyle yeni anayasa sürecinin katılımcı bir görüntüyle sürdürülmesi de işin doğası gereğidir. En azından, “biz denedik, kimse yanaşmadı, eski hastalıklarından kurtulup, sivilleşmenin önünü açacak demokratik tutumu sergileyemediler” deme zemininin yaratılması işlerine gelir.

* * *

Peki bu senaryodaki en önemli partnerleri kim olabilir ? CHP ve MHP’yi, her ne kadar toplumsallaşma gerekçesiyle AKP’nin belirlediği siyaset zeminine tabi konuma gelmiş olsalar da, bu işlev açısından yetersiz görebiliriz. Eski paradigmanın izlerini halen üzerlerinde taşımaktadırlar.

Bir yandan Türkiye’nin, bir yandan Kürt hareketinin sorun ve gereksinimleri, kaçınılmaz olarak yeni anayasa sürecinde AKP ve Kürt hareketini birbirlerine yakınlaştıracaktır. Daha doğrusu, AKP Kürt sorununda üzerine düşen sorumluluğu yerine getirdiği izlenimini vermek için ve daha da önemlisi, bu sorunun yarattığı siyasal kısıtlanmışlıkla, anayasa sürecinde Kürt hareketinin desteğini almak gereği hissedecektir.

Kürt hareketi ise yıllardır izlediği askeri, siyasi, toplumsal taktik ve stratejilerinin sonucunda ortaya çıkmış bulunan kilitlenmenin etkisiyle, silahla elde ettiği gücü anayasa açısından bir pazarlık unsuru olarak kullanacaktır.

* * *

Anayasa hazırlık süreci, baharın da etkisiyle, hem silahlı hem de siyasi manevraları bir sarmal halinde iç içe barındıracaktır.

Ancak, bu bahar döneminde artık devletin askeri alandaki gücü daha belirgindir. Amerika’nın sağladığı istihbarat PKK’ye karşı nokta operasyonlara olanak vermektedir. AKP bu avantajı iyi kullanmak ve Kürt hareketini anayasa masasına olabildiğince dağınık, güçsüz ve moralsiz oturtmak isteyecektir.

* * *

Basına, değişik köşe yazarlarının yorumlarıyla yansıdığı kadarıyla, AKP’nin Kürt sorunundaki çözümü “açılım” aşamasının oldukça gerisindedir.

Anayasada Kürtçe ve Kürt kimliğiyle ilgili özel tanımlamalardan kaçınılacak, Öcalan devre dışı bırakılacak, bu arada da PKK’nin ve BDP’nin üzerine tam gaz gidilecektir.

Kürt kimliğine ve Kürtçe’ye bu soğuk bakış Kürt sorunuyla ilişkilenmede askeri boyutun öne çıkarılmasını zorunlu kılmaktadır.

Tabii, yıl sonuna kadar süreceği anlaşılan süreçte, mevcut konumlanışların değişmesi söz konusu olabilir. Devletin bugün ortaya attığı bu kısıtlı çerçeve Kürt hareketini daha da geri bir noktadan masaya oturtmaya yönelik taktik bir yaklaşım da içermektedir. Ancak buradaki esas niyetin PKK’yi dağıtmak, BDP’yi geri bir noktaya mahkum etmek, Kürt kimliğini tanımamak olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

* * *

Bu pazarlık ortamında devlet Kürtlerin istediklerinin ne kadarını kabul edebilir ve Kürt hareketi de yıllardır yapılandırdığı taleplerinin ne kadarını geri çekebilir ?

Devlet, Kürt kimliğinin ve Kürt dilinin resmi olarak tanınmasının, Kuzey Irak’ta Barzani rejiminin bağımsızlık ilanına hazırlandığı şu dönemde Türkiye’yi tamamen farklı bir konjonktürün içine çekeceğinin farkındadır.

Öte yandan ABD de Türkiye’yi siyasi olarak etnik temelde bölünmeye bir adım daha yaklaştıracak bu türden gelişmelerin hiç zamanı olmadığını bilmektedir. ABD’nin, Suriye ve İran’a yönelik yapılan planlar açısından, Türkiye’nin bir ve bütün bir siyasal zeminde kalmasını tercih ettiği açıktır.

Dolayısıyla, devlet Kürt sorununda yeni bir denge yaratmak zorundadır, ancak bunun nesnel koşulları ortada bulunmamaktadır.

Kürt hareketi açısından da esneme yeteneği sınırlıdır. Nereye doğru esnenecektir? Kürt kimliğinin anayasada tescillenmesi talebinden mi Öcalan’ın tecridinin kaldırılması talebinden mi vazgeçilecektir ?

* * *

Nesnellik her iki tarafın da elini kolunu bağlamakta, sorunu bu konjonktürde çözümsüz kılmakta, devletin yeni denge arayışları Kürt hareketini çökertmenin dışında başka bir sonuca ulaşamamaktadır.

Öyleyse bütün bu dinamiklerin ortaya çıkardığı gerçek, Kürt sorununda bağımsız sosyalist örgütsel bir duruşun sergilenmesi gerekliliğidir.

'ın Son Yazıları