Erbil Tuşalp
İki yüz binbir surat -1
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:49 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:49
Erbil Tuşalp'in “İki yüz binbir surat - 1” başlıklı yazısı 11 Şubat 2013 Pazartesi tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.
ÖNCE KENDİNE BAK: Amerikan Büyükelçisi konuşuncaya kadar herkes çaresiz bir suskunluk içindeydi. Temel hak ve özgürlükler son on yılda sanki sıfırlanmış gibiydi. Hukuk güvenliğinin, adil yargılanma hakkının, ifade özgürlüğünün kısaca hukuk devletinin yitip gitmesi mızmız bir uyuşuklukla izleniyordu.
Altında yatan niyet biliniyor olsa da Büyükelçi Francis Ricciardone’nin “adli sistem eleştirisi” ortalığı karıştırdı. Parti sözcüsü laf ebesi anında “yargıma söz söyletmem abi” sahiplenmesine girişti.
Önce yargıda yaşanan dramın sahiplerinden biri olduğunu unuttu. Sonra partisinin milyonlarca Müslümanın öldürülmesine verdiği desteği es geçti. “Kendinize bakın kardeşim, siz dünyaya Guantanomo’yu izah edin” diyerek aklınca Büyükelçi’ye “haddini” bildirdi. Ama Silivri toplama kampı ile Guantanomo toplama kampını karşılaştırdığının ayırdına varamadı.
Sormaktan ve yanıt aramaktan kaçınmamak gerekiyor:
Türk Amerikan ilişkilerinin yakın geçmişinde “önce kendine bakması gereken” acaba kim sorusu karşımıza bir “muz cumhuriyeti” çıkarmıyor mu?
Çıkarsa da aldırmıyor. İkiyüzlü iktidarın binbir suratlı sözcüsü o.En büyük becerisi gerçeği saptırmak. İki yüzlülük tek sığınağı. Avrupa Birliği’ni, Nafta’yı, Şanghay Beşlisi’ni “savunurken de suçlarken de” yüzü bir kez olsun kızarmıyor.
***
REFERANSI İSLAM OLAN: Birleşik Devletler’in akıl hocaları Brezinski, Henry Kissinger, Bernard Lewis, Graham Fuller, Richard Perle, Samuel Huntington, Fukuyamo gibi bilim adamları CIA için çalışan Paul Henze, Clare Sterling, Frank Terpil, Ruzi Nazar gibi ajanlar ve de Zeki Yamani ve Adnan Kaşıkcı gibi işadamlarına kadar birçok insan, yıllarca “iktidara gelecek referansı İslam olan bir partinin” Amerika’ya katkısı konusunda kafa yormadı mı?
Bush iktidarının daha fazla petrol için toplu katliama giriştiği Irak savaşı sürecinde Türkiye’yi bir ABD eyaletine çeviren devlet ve siyaset adamı ve de bürokrat kadroyu bir araya toplayan kim?
Türkiye’ye 60.bin Amerikan askerinin yerleşmesini sağlayacak tezkere hazırlanmadı mı?
Mardin, Kızıltepe, Dicle, Nusaybin, Gaziantep, Oğuzeli, Birecik, Şanlıurfa ve Viranşehir’deki üsler İstanbul, Edirne, Çorlu,Trabzon, İzmir, Adana, Malatya hava alanı ve limanlar ABD ordusunun kullanımına sunulmadı mı?
Tezkerenin TBMM’de reddedilmesinden sonra ABD ve Türk Dışişleri bakanlarının hazırladığı 2 sayfalık 9 maddelik bir plan yapılmadı mı?
Sen bütün bunları içine sindir, sonra Büyükelçi’ye haddini bildir.
***
AT PAZARLIĞI: Başkan Bush’un ülkenin kara hava ve deniz egemenliğini “92 milyar dolar karşılığında devretmeye hazır olduklarını” söyleyen Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış’la Hazine’den Sorumlu Devlet Bakanı Ali Babacan’ı “at pazarlığı yapmakla” suçlayıp azarlamasını unutmak ya da ABD’nin, vereceği 8,5 milyar dolarlık kredi için siyasi koşul öne sürdüğü Dubai anlaşmasını görmezden gelmek mümkün mü?
Yakın çevreden bir siyaset adamı “Başbakanımızı deliğe süpürmeyin, kullanın” diye salya sümük yalvar yakar olmasına, uzak çevreden bir diplomat sömürge valisi postuna bürünmesine kim ne diyebilir?
Vietnam kasabı Robert Commer’li yılların ihanetleri de, Marc Grosman’lı, Ross Wilson’lu günlerin hainleri de çok eskilerde kalmış değil. Ama evlere şenlik bir Eric Edelman var ki, edebi adabı sıfırlamış bir destabilizasyon uzmanı, turuncu devrim militanı olan bu büyükelçi için neden tek satır eleştiri yok?
Adam anayasal kurumlara destursuz girip çıkıyor. Yüksek Seçim Kurulu’na bilgisayar programı pazarlayıp seçim hilesi hazırlıyor. Yargıtay’ın siyasi parti denetimine burnunu sokuyor. Dahası bir siyasi partinin il başkanlarıyla görüşüp “eşzamanlı kitlesel gösteriler” hazırlıyor. Yetmiyor Wikileaks belgelerinin yayınlanmasından hemen sonra Adalet Bakanı Sadullah Ergin’le Washington’da buluşup rezalete çare arıyor.
Bunca yoz ilişkiden sonra haddini bildirmeye kalkmak, haddini bilmemek olmuyor mu?