Büyük şirket kurtarma operasyonu başlıyor

Kapsamlı bir 'sermaye kurtarma operasyonu' başlıyor. Bugün Resmi Gazete'de yayımlanan yönetmelikle çerçeve ilan edildi. 2001 krizi sonrası hayata geçirilen 'İstanbul Yaklaşımı' ile birebir benzeyen çerçeve, bu sefer çok daha geniş bir kapsam ve yüksek bir tutar için uygulanacak. 'İstanbul Yaklaşımı'nda 6 milyar dolar civarında borç yeniden yapılandırılmıştı. Bu sefer tutarın 100 milyar doları aşabileceği tahmin ediliyor.
soL
Çarşamba, 15 Ağustos 2018 09:38

Resmi Gazete’de bugün yayımlanan “Finansal Sektöre Olan Borçların Yeniden Yapılandırılması Hakkında Yönetmelik” kapsamlı bir “sermaye kurtarma operasyonu”nun ilk yasal çerçevesini oluşturuyor. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun (BDDK) sorumluluğunda, birebir 2001 krizi sonrası uygulanan “İstanbul Yaklaşımı”na benzeyen bir borç yeniden yapılandırma planı hayata geçiyor. 

TL'nin Ağustos başından bu yana yüzde 30-40 aralığında dalgalanan değer kaybı yüksek döviz borcuna sahip pek çok şirketi fiilen batık durumuna getirirken bankalar açısından da mevcut kredilerin tamamen ödenemez duruma gelmesine yol açtı. Özellikle bazı sektörler ve bazı sermaye gruplarının uzun süredir borçlarını ödeyemez hale geldiği biliniyor. 24 Haziran seçimlerinden önce 2001 krizi sonrası uygulanan "İstanbul Yaklaşımı"na atıflar "Ankara Yaklaşımı" olarak adlandırılan, geçen hafta Türkiye Bankalar Birliği Başkanı ve Ziraat Bankası Genel Müdürü Hüseyin Aydın'ın "yasa hazırlığı" olarak sözünü ettiği, hem özel sektör şirketlerini hem de bankaları kurtarmaya yönelik düzenlemede kapsamlı bir adım bugün Resmi Gazete'de yayımlanan “Finansal Sektöre Olan Borçların Yeniden Yapılandırılması Hakkında Yönetmelik” oldu. "İstanbul Yaklaşımı" ile 6 milyar dolar civarında borç yeniden yapılandırılmıştı, bu sefer tutarın 100 milyar doları geçmesi bekleniyor.

soL Haber Nisan ayından itibaren büyük bir "sermaye kurtarma operasyonu"nun geldiğine işaret etmişti.

AMAÇ: ÖDENEBİLECEĞİNE 'KANAAT GETİRİLEN' TÜM BORÇLARIN YENİDEN YAPILANDIRILMASI 

Yönetmeliğin amacı şu şekilde tarif ediliyor:

“Türkiye’de faaliyette bulunan bankalar, finansal kiralama şirketleri, faktoring şirketleri ve finansman şirketleri ile kredi ilişkisinde bulunan borçluların bu kuruluşlar nezdindeki kredi borçlarına ilişkin olarak, çerçeve anlaşma ve sözleşmeleri kapsamında alınacak tedbirlerle, geri ödeme yükümlülüklerini yerine getirebilmelerine ve istihdama katkıda bulunmaya devam etmelerine imkân verilmesini sağlamaktır.”

“Finansal yeniden yapılandırmanın kapsamı”na ilişkin tanımlama da akla doğrudan 2001 krizi sonrasındaki “İstanbul Yaklaşımı”nı getiriyor. İstanbul Yaklaşımı kapsamında 6 milyar doların üzerinde borç yeniden yapılandırılmıştı. İstanbul Yaklaşımı, henüz o dönemde BDDK olmadığı için Ankara’nın denetiminde bankalar konsorsiyumu tarafından yönetilmiş, Türkiye Sınai Kalkınma Bankası’nın (TSKB) sekretaryasını yürütmüştü. 

“Finansal yeniden yapılandırma kapsamına alınacak borçluların, mali durumlarının ve bu kapsamda borçlarının yeniden yapılandırılması veya yeni bir itfa planına bağlanması sonucunda borçlarını geri ödeme kabiliyeti kazanacağının tespit edilmesi şarttır. Bu tespitin yapılmasına ilişkin esas ve usuller Çerçeve Anlaşmalarında gösterilir. Borçlarını geri ödeme kabiliyeti kazanamayacağına kanaat getirilen borçlular finansal yeniden yapılandırma kapsamına alınamaz.”

BDDK YÜRÜTECEK, DURUM TESBİTİ YAPACAK KURULUŞ BELİRLEYECEK

Durum tesbitine yönelik çalışmanın Kurul tarafından uygun görülen bir kuruluş tarafından yapılacağı belirtiliyor. İstanbul Yaklaşımı’nda bankalar konsorsiyumu adına bu çalışmayı, sekretarya görevini üstlenen Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (TSKB) yürütmüştü. Bu sefer de durum tesbiti çalışmasını Türkiye Kalkınma Bankası, TSKB benzeri kuruluşlardan birinin yürütebileceği tahmin ediliyor.

Çerçeve anlaşmalar kapsamında aşağıdaki “tedbirler”in alınabileceği yönetmelikte vurgulanıyor:

a) Söz konusu kredi borçlarının vadelerini uzatmak.

b) Borçluların kredilerini yenilemek.

c) Borçlulara ilave kredi vermek.

ç) Anapara, faiz, temerrüt faizi ve kâr payları ile kredi ilişkisinden doğan diğer her türlü alacağı indirmek veya bunlardan vazgeçmek.

d) Anapara, faiz veya kâr payı alacaklarını; kısmen veya tamamen iştirake çevirmek, aynî, nakdî ya da tahsil şartına bağlı bir bedel karşılığı devir veya temlik etmek, borçlu ya da üçüncü kişilere ait aynî değerler karşılığında kısmen veya tamamen tasfiye etmek, satmak, bilanço dışına çıkarmak.

e) Diğer bankalarla ve alacaklılarla birlikte hareket ederek protokoller yapmak.

AZAMİ İKİ YIL SÜRE

Yeniden yapılandırmalar için yönetmelikte azami iki yıllık süre öngörülüyor: "Çerçeve Anlaşmaları kapsamında ve bu anlaşmaların Kurul tarafından onaylandığı tarihten itibaren iki yıl içerisinde finansal yeniden yapılandırma sözleşmelerine bağlanmak şartıyla yeniden yapılandırılabilir. İki yıllık süreyi uzatmaya Kurul yetkilidir." Yönetmelikte açıkça ifade edilmemekle birlikte inceleme ve anlaşma sürecinin iki yıla yayılması, aradaki dönemde borç ödemelerinin kısmen askıya alınması, bazı imtiyazların tanınması anlamına gelebilir. 

ÇOĞUNLUK YETERLİ, TÜM ALACAKLILARIN MUTABAKATI GEREKMİYOR

Çerçeve anlaşmaları kapsamında bir borçluyla yapılan sözleşmenin alacaklı kuruluşların alacaklarının üçte ikisini oluşturan çoğunluğu tarafından imzalanması halinde, alacaklı kuruluşların tamamı tarafından alacakların yeniden yapılandırılması zorunlu şart olarak tarif ediliyor. 

UYUŞMAZLIKLAR İÇİN HAKEM KURULU

Çerçeve anlaşmalarında, tarafların anlaşmalardan doğan yükümlülüklerini yerine getirmemeleri halinde ortaya çıkabilecek uyuşmazlıkların çözümüyle görevli olmak üzere Hakem Kurulu tarifi yapılıyor. Hakem Kurulu, “Birlik Yönetim Kurulunun görevlendireceği tarafsız ve görevinin gerektirdiği, bilgi ve birikime sahip üç kişiden oluşur” ifadesi yönetmelikte yer alıyor.