Selim Yalçıner
Yıldızının Söndüğü An
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:02 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:02
Nicel birikim oluşur, nitel dönüşümü sağlar: Yıldızın da söner. Bir yolculuk yaparsın, yıldızın gökte 'pırıl pırıl' parlarken, döndüğünde ne yıldız kalmıştır, ne de pırıltı. Sanırsın ki eteğini öptüğün kişinin, Abi diyelim ona, Büyük Abi hem de, tek derdi vardır, senin yıldızını parlatmak. Cahil kafanla düşünmeye benzer 'eylemler' yaparsın, hem kendi işimi görürüm, hem de ona hizmet ettiğimi anlatırım diye, çevrene topladığın cehaletleri ve belkemiksizlikleri, yalakalıkları sana bile taş çıkartanların sözlerine de bir güzel kanarsın, üç kuruşluk çıkarlar dağıttıkların tarafından efsane haline getirilmişliğinin sarhoşluğuyla bir süre başının dönmüş olması yanına kar kalır, sonra karanlık gökte yıldız ararsın.
'Delikanlı'ydın oysa bir zamanlar, bu özelliğin o zamanlar para ederdi, öyle düşünürdün yani, posta koyardın önüne gelene. Hatta, aman bu kadar çok destek de vermesinler bari, her şeyi silip süpürmüş olmayalım diye kafandan bazı kopuk kopuk cümlelerin geçtiği de olmuştur, yanındakilere de söylemiş olabilirsin bu anlama gelen sözleri. Abi'n de Abi'dir hani, elinden geleni esirgemez senin için, o zamanlar, bir istediğini iki etmez. Olmazı olur eder. Kaybedersin, kazandırır. Yelkenlerin, pek az kişiye nasip olmuş bir rüzgarla, şişer de şişer, egonu da uçurur. Neymişim ben diye düşündüğünü sanırsın, düşünmeye benzer o 'eylem'in sırasında.
Sözler verirsin Abi'ne. Hepsini tutacağını sanırsın. Konuşur da konuşursun, hem sen konuşmasan da senin adına konuşan senden de cahiller vardır ya, onlar senin için kim bilir neler söylerler Abi'ne ve yakın çevresine. Eh, şöyle bir kıpırdanıp çevrene bakındığında da, kim vardır ki başka, öyle ya, ayağına taş koyacak kimse göremezsin. Artık bir basamak kalmıştır düşlerini gerçekleştirmeye. O basamağa senden başka adım atacak kimse var mıdır? Yoktur. Üstelik Abi'n vardır. O Abi ki her şeyi yoktan var eder, -Tövbe, Tevbe!- senden yardımını esirgemez.
Bir yolculuk yaparsın Abi'ne. Ne? Neler oluyor? Abi'n, o eski Abi değildir artık. Seni takmıyordur bile, en küçük ricalarını dikkate almıyordur. Bir bakarsın, ayrı ayrı dillerden konuşuyorsunuz. Sizleri görenler, ne diyor bunlar diye sormaya başlarlar yanlarındakilere. Yapılacak işler listesinde bile artık anlaşamıyorsunuzdur, ne olmuştur bir kaç ay içinde, neler değişmiştir de Abi'n, bir başkası olmuştur?
Oysa ki boyu boyuna, eni enine uygundur Abi'nin, yalakalıkları cehaletlerini sollayan 'çevre'ne dönersin, 'Ne iş,' diye. Suratında kendinin bile yanından geçerken gözünün takıldığı aynada farkedebileceğin şaşkın bir ifade belirmiştir. Yalakalarına kızarsın. Onlar da kendi yalakalarına kızarlar. Hiyerarşik bir biçimde. Bu arada evinde, herkes ayrı telden çalmaktadır. Yıldızın sönmüştür, bunu evindekiler de farketmişlerdir, çünkü senden bıkan, yalanlarından usanan, işleri hiç de iyi gitmeyenler, senin yıldızının ışığını senden daha da yakından takip etmektedirler. Yıldızın sönmüş, büyün bozulmuştur artık, Abi'n de yoktur. Vardır da senin için yoktur. Abi'n işini bir süre daha bir şekilde yürüteceğini düşünebilir, kıskanırsın onu, neden benimle yürütmekten vazgeçti işlerini diye, iş işten geçmiştir. Bütün akrabaların sana karşı dönmeye başlamışlardır. Abi'n seni korumayarak, onların öfkeli gözlerini sana dikmelerine imkan vermiştir. Gerçi sana ve senin gibilere hep kızan akrabaların vardı öyle pek de önemsemediğin, hani haklarını sürekli korumak isteyen. Hatta senin olmayan, sana babandan kalmayan bir dükkanı, içinde çalışanlarla birlikte sattırmıştın ya, işsiz kalan ya da bir lokma ekmeğe muhtaç bıraktığın o akrabaların da ayaklandılar, haklarını arıyorlar. Bu da Büyük Abi'nin eseri (!) o seni bırakmasaydı, bunlar olur muydu, yok yok, olurdu.
Küçük Abi'n ne yapıyordur acaba şimdi. Büyük Abi'nden önce Küçük Abi'nle aran oldukça iyi değil miydi, sen Büyük Abi'ne yaranmayı abarttığında aranız biraz soğumuştu sanki, kızmıştı sana az buçuk, acaba sana yardım eder miydi, arasan?
Hop, hemen gönderirsin Küçük Abi'ne, yalakalıkları cehaletlerini aşan 'çevre'nden birilerini, kendini affettirmeye çalışırsın. Ecdadın da öyle yapardı. Bir Abi'si ile arası bozulduğunda öbür Abi'sine yaklaşırdı, gerçi bu tutumun pek bir faydası olmadı ecdadına ama, alışmış kudurmuştan beterdir netekim!