Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Selim Yalçıner

Uğursuzluğa karşı vicdan

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:17 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:17

Uğur, uğurlu, uğursuz, uğursuzluk denince akla genellikle bireysel bazı tutumlar gelir uğura, uğursuzluğa inanmak, “batıl” olarak tanımlanan inanışlar kapsamında düşünülür. Oysa uğursuzluğun örneğin, bir de toplumsal yanı vardır ki, yağma ve sömürüden kaynaklanır, hiç de “batıl” değildir, gerçektir, vardır, yaşamımızı, ölümümüzü belirler. Yağma ve sömürü ile var olabilenler, uğursuzdurlar, uğursuzlardır. Gezegenin, üzerinde yaşayan insanlardan başlayarak diğer canlılarını, doğasını yağmalayarak sömürenler, uğursuzluktan başka isimlerle de anılabilirler ancak halk dilinde diyelim, uğursuzdurlar. Bu konuya dikkatimin nasıl çekildiğini anlatarak konuyu açayım: Hepimizin tanıdığımız çok ünlü bir milliyetçi-muhafazakar politikacı, kendisine yönelik eleştirileri büyük bir genişlikle karşılamasıyla da bilinirken Gene hepimizin tanıdığımız bir başka, ve de muhalif özellikleriyle bilinen bir politikacının, kendisine ‘uğursuz’ demesiyle çileden çıkmış ve bu lafın bir daha hiçbir şekilde kullanılmamasını sağlamak amacıyla o muhalif politikacıyı mahkemeye acilen vermişti. Biliyordu çünkü o ‘geniş’ politikacı, ‘uğursuz’ teriminin ne denli ‘öldürücü’ olduğunu ve duraksamaksızın hoşgorülü tutumunu bir yana bırakıp o muhalif politikacı aleyhine tazminat davası açmıştı. O ‘geniş’ politikacının bildiğini bizim ‘bilmeme zorunluğu’muz yok herhalde. Ya da, en azından, onun sayesinde politik öneminin farkına vardık diyebiliriz bu sözcüğün. Vicdan ise, sol’dur, soldadır ancak din sömürüsüyle oy almayı alışkanlık haline getirenler zorla, zorlamayla bu kavramı içeriğinden ustalıkla arındırarak dinsel terminolojiye hapsedip tekellerine almaya büyük önem vermişlerdir. Uğursuzluğa karşı vicdan dedik, açalım.

Sömürü, terimin ne anlama geldiğini yinelemeye gerek yok, bu olguya ekonomik açıdan yaklaşıldığında söylenecekler farklıdır, politik ve toplumsal açılardan ise daha farklıdır, olmalıdır. Kapitalizmi kıblesine yerleştirmiş bağımlı gericilerin sömürüyü kurumsallaştırmaya verdikleri önem açıktır, bunun adı uğursuzluktur. Çünkü, bu politikanın olumlu herhangi bir sonuç çıkarması, üretilenin, ithal edilenin tüketilmesi bağlamı ihmal edilerek -ki bu durum, kapitalizmin temelidir- bakıldığında, söz konusu bile olamaz. Kapitalizm, sömürüye dayanan bir ilişkiler bütünü olarak uğursuzluktur. O genişliğiyle, rahatlığıyla ünlü milliyetçi muhafazakar politikacı, işte bu nedenle, kendisine yönelik uğursuz suçlamasına, başka hiçbir suçlamaya vermediği tepkiyi göstermişti, söyleyen politikacı hakkında hemen, ‘acilen’ mahkemeye başvurmuştu ki, sözcük bir daha herhangi bir yerde yinelenmesin. Uğursuz oldukları gerçeğinin ısrarla vurgulanması, bu ‘zevat’ açısından ‘öldürücü’dür. Öldürücüdür çünkü doğrudur. Öldürücüdür, çünkü bedeninin üstünde kafa taşıyan herkes, bu yapıdaki haksızlığın farkındadır, mevcut ortamda, burjuva politikacıları, partileri arasından kimi seçerse seçsin bir şey değişmeyeceğinin bilincindedir. Bu nedenle, iktidar partisine eleştiri yöneltildiğinde, “tamam, haklısın ama kimi seçelim?” denebilmektedir. Burjuva partileri arasından hangisi seçilirse seçilsin durumun değişmeyeceği, bize göre çok açık bir durumdur çoğunluğa göre ise kapitalizmin çaresizliğinin –kapitalizmden, bu beladan başka bir olasılığın bulunmadığı, bulunamayacağı savının- sunduğu bir ‘bilgi’dir. Gezegen aydınlarında kitlesel üretim çılgınlığının böyle sürdürülemeyeceği giderek yaygınlaşan bir ortak kanı haline gelirken, Türkiye aydınlarının kendine liberal adı veren bir bölümünün küresel kapitalizme bağımlı gericiliği çare olarak gördüklerini söyleyebilmeleri çok üzücü bir anakronizmi yansıtıyor.

Vicdan’a gelirsek. Sol, haksızlıklara, adaletsizliklere, eşitsizliklere, özgürlük kısıtlarına karşı çıkması özelliğiyle, toplumun vicdanıdır. Toplumun vicdanı, sadece soldadır. Vicdan’ın teolojik terminolojiye eklenmesi için yapılan tüm zorlamalar, çirkin bir yamadan öteye bu nedenle gidemiyor, bu nedenle AKP’ye muhalefet, ister Saadet Partisi’nden isterse de yeni kurulan ve kurucuları arasına eski sosyalistleri de alan Has Parti’den ‘vicdan’ı temel alan bir eksene oturtularak yapılmak isteniyor. Başaramayacaklar. Toplumun vicdanı olamayacaklar çünkü sömürüden kaynaklanıyorlar. Toplumun vicdanının sadece solda olduğu, son dönemde giderek artan oranda duyulmaya başlanan, “Çocuklar komünistmiş, bize çok yardımcı oldular” tümcesiyle kanıtlanıyor.

Bize düşen de, herhalde bu tümcenin çok daha fazla söylenmesini sağlamak çünkü sol, toplumun vicdanıdır, bu vicdanı yok etmek bugüne kadar hiçbir sömürücüye ‘nasip’ olmadı.

Selim Yalçıner 'ın Son Yazıları