Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Selim Yalçıner

Tarihin Doğru Yanında Yer Almak

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:24 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:24

Tarih’le, geçmişle bir şekilde ilgilenen herkes, hele de biraz ekonomik, toplumsal, politik merakı varsa, durduğu yerin, aldığı tavrın doğru olduğuna inanmak ister, bunun için uğraşır. Politik özneler, toplumsallıklarını kurabilmek için, kendileriyle birlikte olanlara ya da olması beklenenlere, yaptıkları ya da yapacakları işlerin, tarihsel olarak doğru olduğuna ikna etmeye çalışırlar. İkinci Paylaşım Savaşı sırasında Almanların Fransa’yı işgalleri ardından Almanlarla işbirliği yapan kadın ve erkek Fransızların başlarına Almanlar Fransa’dan çıkarıldıktan sonra neler geldiğinin ayrıntıları bu önemli sorun üzerine bilgiler sunuyor. Zalimin yanında olmak, zulüm sırasında kişisel koruma getirebiliyor ancak baskı koşulları kalkıp da, zalim, tarihin sayfalarında olması gerektiği gibil, ‘zalim’ olarak yer aldığında durum değişiyor. Zalimle hangi nedenlerle olsun işbirliği yapanlar, o zalim tarihe gömüldükten sonra, toplumlarına verdikleri zararlara uyumlu bir biçimde cezalandırılıyorlar. Tarihin doğru yanında yer almak, bu nedenle de önemli.

Almanlar Fransa’yı işgal ettiklerinde, ülkelerinin, özellikle de çok büyük bir sevgiyle bağlanmış oldukları Paris’lerinin hasar görmemesi gerekçesine sarılan Fransızların bir bölümü, daha açık bir ifadeyle sağcıları, Mareşal Petain adlı bir eski askeri Fransa’nın ‘sözde’ başında görmek istediler. Mareşal, Almanlarla uzlaşacak ve Fransa’nın daha fazla tahrip edilmesini önleyecekti. Almanlarla işbirliği yapmak, üstelik de yaşlı ve ünlü bir askerin adının koruması altında, Fransız sağcıları tarafından daha yenir yutulur hale böylelikle getirilmişti. Sınıf bilinciyle, yani sağcılığının gereği olarak davrananlar, Fransız burjuvazisinin önemli bir bölümü, Hitler’in öfkesinden böylelikle kurtulabildi. Fransız Halkı, işbirlikçiliğe Fransız Burjuvazisi kadar sempatiyle bakmıyordu, komünistlerin ve sosyalistlerin önderliğinde direnişe girişti. Fransa’nın her yanında direniş grupları örgütlendi ve Nazilere karşı koymaya başladı. Çok küçük ve çoğunluğu sağcı olan bir işbirlikçi Fransız grubu, Resistance’a katılanların yakalanmaları, yok edilmeleri icin Almanlar’a yardımcı olmaya başladı. Bunların bazıları, Almanlarla daha yakından ilişkiler kurdular, Nazi işgalcileriyle evlenenler bile oldu. Komünistlerin önderliğindeki direniş grupları Almanlara hiç de azımsanmayacak zararlar veriyorlar, bu arada da hem sıcak çatışmalarda, hem de işbirlikçilerin ihbarlarıyla yoldaşlarını yitiriyorlardı. Olanları, Nazilerle işbirliği-collaboration yapanları da belleklerine yazıyorlardı.

Tarihin Doğru Yanında Yer Almak, toplumsallığını Fransız direnişçilerinin sağladığı mücadelenin ardından, Naziler Fransa’dan kovulduktan sonra büyük önem kazandı. İşbirlikçiler, teker teker yakalanıyor, kimileri sadece çırıl çıplak soyulduktan sonra saçları kesilip teşhir ediliyor, kimileri haklarında daha önce alınmış mahkeme kararları nedeniyle anında kurşuna diziliyorlardı. Suçları, düşmanla, zalimle işbirliği yapmaktı. Her kesimden kaç Fransızın, direnişçinin kanına girmişler, bir bildiri dağıtanı ihbar edip en hafifinden toplama kamplarında can vermesine yol açmışlardı. Masum insanları kökenleri nedeniyle ya da sadece kızdıkları –‘kuşkulandıkları’- için Gestapo’ya bildirmişler, yok edilmelerine yardımcı olmuşlardı. Zalimin yanında yer almak, tarihin doğru yanında yer almak değildi. Tarihin doğru yanı, sömürüye, baskıya, adaletsizliğe, eşitsizliğe karşı koyanların durduğu yerdi. Bunu, belki öğrenmişlerdi artık, ama çok geç olmuştu.

Bu bilgi, tarihin doğru yanında yer almanın bir insan, tüm insanlar ve de bütün zamanlar için doğru olduğu bilgisi, kütüphaneler dolusu kitaplar devirerek sağlanmıyordu, sadece, Türkçesi altı harften oluşan bir sözcüğü unutmamaya dayanıyordu: Vicdan. Cüzdan değil, vicdan.

Vicdan bir bildiri yayınladıklarından dolayı cezaevlerine atılanların, kökenleri, inanışları, düşünceleri yüzünden zulüm görenlerin yanında yer alabilmek, böylelikle tarihin doğru yanında bulunabilmek, bu amaçla harekete geçebilmek için yeterli bir kaynaktı.

Selim Yalçıner 'ın Son Yazıları