Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Selim Yalçıner

Sosyopat Breivik ve Sermaye Operasyonlarında Silahlı Dini Örgütler

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:24 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:24

Norveçli sosyopat Breivik’in büyük bir soğukkanlılıkla yürüttüğü sosyal demokrat sosyalist genç katliamını, silahlı ve dini bir örgüt bağlamında gerçekleştirdiği açıklık kazanmaya başladı. Bir, Breivik katliamda yalnız değildi, saldırı sırasında adanın birkaç yerinden silah sesleri geliyordu, iki, bağlı bulunduğu örgüt, Haçlı Seferleri ruhuyla donatılmıştı ve büyük olasılıkla Norveç devleti içinde bağlantılara da –katliam sırasında Norveç polisiyle telefonla konuşması ve hücrelerine kadar denizci olan bir ülkenin polisinin anakaraya çok yakın olan adaya bir türlü gelememesi gerçeğinin ışığında- sahipti.

Silahlı bir dini örgütün üyesi olduğundan Norveç savcılığının pek kuşku duymadığı sosyopat Breivik, dini inançlarından ve milliyetçilğinden aldığı güçle şu ana kadar kesinleşen sayıyla, 77 sosyalist gencin kanına, en küçük bir vicdan sıkıntısı duymadan girdi. Breivik, mülkiyet ve sermayeyi koruma amacını, yüksek dini amaçlar ardına gizleyen sosyopatların ne ilki, ne de sonuncusu.

Yazıyı temel alırsak, ilk cinayet, yani kutsallık yüklenen metinlere göre ilk insan öldürme, Adem’in oğulları arasında geçti. Metinler, Kain’in (Kabil) kardeşi Habil’i öldürmesinin ilk cinayet olduğunu öne sürüyorlar. Aslında geçmiş bir efsaneden kaynaklanıyor bu ilk cinayet, Sümerler’den esinleniyor.

Sümerlerin Çoban Tanrısı Dumuzi ile Çiftçi Tanrısı Enkindu, Aşk Tanrıçası İnanna’ya aşık olurlar. Haliyle, İnanna’nın gözüne girmeye çalışırlar. Dumuzi, sürüsünün en iyilerini, Enkindu da çiftçilğinin en iyi ürünlerini İnanna’ya sunarlar. İnanna, hangisini kabul ederse o kazanacaktır Aşk Tanrıçası’nın aşkını. İnanna, kamuya açık alanlardan üretimini sürdüren Dumuzi’nin getirdiklerini beğenir, yeni başlattığı yerleşik tarımın (ilk toprak parçasını kendine mülk ederek –‘ilk’ hırsızlıklık?-) meyvelerini sunan Enkindu’yu ise görmezden gelir. Enkindu çok kızar, ancak Dumuzi’yi öldürmez.

Efsane, Eski Ahit’e biraz dönüşürek girer. Dumuzi, Habil adıyla, Enkindu da Kain adıyla, Adem’in oğulları olarak kutsal metinde yerlerini alırlar. Habil çobanlık, Kain de çevresini kapattığı ilk toprak parçasında tarım yapar. Rab’larına, ürünlerini sunarlar. Rab, Habil’i ödüllendirir, Kain’le ilgilenmez. Kain bunun üzerine çok sinirlenir ve en uygun fırsatta Habil’i öldürür. İlk cinayet, mülkiyetten böylece kaynaklanır. Sonraki metinlerde, mülkiyet ve o dönemki haliyle sermaye, kutsallaştırılır. Mülkiyet ve sermayenin korunması için yapılanlar da kutsallıkla taçlandırılır, ilk cinayeti böylelikle bir dizi cinayetin işlemesi kitap desteğiyle, ya da kitaplardan yararlanma olanağıyla, sağlanır.

Hıristiyanlığın, başlangıcındaki yoksullardan yana söylemi, İ.S. 325 yılındaki İznik Konsili ve ardından gelen konsillerin kararlarıyla dönüşüme uğrar ve bu din, egemenlerin isteklerine uyumlu hale getirilir. Devletlerin, kendi başlarına silahlı olan bu örgütlerin dini kullanmaları, uzak yerlerde ölümü göze alacak ve sonunda da kendi ülkelerinde mülk sahibi yapılacak dini tarikatlerin silahlandırılması aşamasına geldiğinde, krallıklar ekonomik olarak genişlemenin, büyümenin getirdiklerinin farkına çoktan varmışlardı. Şimdi isimleri hayır kurumlarıyla geçen birçok Hıristiyan tarikatının temelleri, Haçlı Seferleri sırasında atıldı. Silahlı dini örgütler Hıristiyanlığın yayılması, müjde’nin insanlara verilmesi –aslında egemenlerin, kralların toplumsallaşabilme ve istikrarlarını koruyabilme, ekonomik olarak güçlenebilme amaçlarını yerine getirebilme diye okuyun- için Ortadoğu’da ve Kuzey Afrika’da birçok ülkeyi, yerleşimi yakıp yıktılar. Bu silahlı dini tarikatlar, canlarını tehlikeye atmanın karşılığını, kendi ülkelerinde büyük mülklere sahip kılınarak aldılar. Papalığa ve bulundukları ülkelerin yönetimlerine uyumlu hale gelemeyen ve silahlı saldırılarına kendi ülkelerinde de devam etmeye yönelen tarikatlar, Papalığın izni ve kralların kararlarıyla, bazı hallerde bir gecede, toptan, yok edildiler. Bazıları ise, sahip oldukları mülkler ellerinden alınmasın diye, uygar bir görünüm altında yoksullara barınma, beslenme ve sağlık hizmetleri sunmaya çalışıyorlar. Bu arada, sadece Papalık’ın, Vatikan’ın, Avrupa’nın tarım yapılan alanlarının üçte birine, Eski Kıta’nın birçok kentindeki yüksek değerli taşınmazlara sahip olduğunu, silahlı geçmişi olan dini tarikatların Vatikan’ı mal mülk sahibi olma konusunda yakından izlediğini da anımsatalım.

Breivik’e dönersek, bu sosyopat, silahlı bir dini tarikatın mensubu olduğunu söyleyerek sosyalist ve yabancı düşmanlığı yapıyor, gözünü kırpmadan 77 kişiyi öldürebiliyor ve soğukkanlılıkla verdiği ifadelerin her aşamasında, yeni bir bilgi sunarak Norveç devletiyle olan ilişkisi üzerine veri kırıntıları aktarıyor, korunma arıyor. Sosyopat Breivik, mülkiyetin ve sermayenin korunması için üzerine düşeni, tıpkı bin yıl önceki ‘öncül’leri gibi, yaptığını söylüyor, silahlı dini örgütlerin, inandıklarını iddia ettikleri metinleri yayma görüntüsü altında aslında sermaye ve mülkiyeti kollama görevi gördüklerinin kanıtlarını sunuyor.

Bu olgu, dinci ve milliyetçi akımların sermaye tarafından kullanılabilme kolaylığını gösteriyor, silahlı dini tarikatların ilk düşmanlarının sosyalistler olduğu gerçeğini gözler önüne seriyor. Her kesimden sosyalist gençlerin birlikteliği, Sosyopat Breivik gibilerinin ölümcül düşmanlığını çekiyor. Çekiyor, ancak küresel iletişimin boyutları, -şimdilik- cinayetlerin nedenlerini, özgürlüklerine kıskanç onurlu kadın ve erkeklerin çabalarıyla çabucak ortaya çıkarıveriyor, katiller sosyopatlıklarıyla ortada kalıveriyorlar.

Silahlı dini tarikatlara özenen kişi, 21. Yüzyıl’da, şövalye değil, 77 kişinin katili bir sosyopat olarak anılıyor.

Selim Yalçıner 'ın Son Yazıları