Selim Yalçıner
Sol Ne Kadar Zenginmiş Bu Kadar Hırsızlığa Karşın Gene de Ayakta!
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:00 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:00
Dünyanın neredeyse son kırk yılında sol'dan yapılan hırsızlıklarla yatıp kalkıyoruz hem sosyalistlerin bu kadar hırsızlığa, yağmaya nasıl dayandığına hayretle bakıyoruz, hem de hırsızların yağmacıların bir yerde durup durmayacaklarını merak ediyoruz. Sürekli sol'dan çalınıyor, önce sanırım Marx'ın hayaleti dolaşmaya başlamıştı paradan başka bir şeyin konuşulmadığı oligarşinin karar oluşturucularının dolandığı, neoconlarla neoliberallerin halvet olduğu loş koridorlarda, sonra Afrika'nın yeraltı yerüstü zenginliklerinin yağmalanması amacıyla kıta'da yaşayan insanların vahşice yokedilmeleri artık iyice aleni bir sömürgeci katliam halini alınca, "Biz Afrika'yız, Biz Çocuklarız, Dünya Biziz" diye 'çok renkli-(enternasyonal?)' konserler verilmeye başlanmıştı hırsız-uğursuz çevrelerin 'sponsorluğunda' ve de şimdi tüy dikme bağlamında, faşizmlerini teokratik sosla uygulamaya kararlı adamların ağzından, tümüyle sola ait olan söylemler, barış, halkların kardeşliği gibi, kültürel renklilik görüntüsü sunabilme –aslında bağımlılıktan aldıkları manoyu (Kumarhanelerde kumar oynayanların hizmet verenler için ayırdıkları küçük bahşiş) gizleyebilme- amacıyla kullanılıyor.
Girişte, sosyalistlerin bu kadar hırsızlığa nasıl dayandıklarına hayret ettiğimizi söyledik, bu ironi girişimimizi anlayışla karşılarsınız, solun bitecek bir şey olmadığını ve giderek zenginleştiğini –düşünsel anlamda- elbette biliyoruz. Bilmekte zorlandığımız, emperyalistlikten sömürgeciliğe gerileyen, kendi kendini tenzili rütbe eden bir avuç haydutun, söylem üretmekte çektikleri sıkıntının boyutu. Bu boyut, sandığımızdan çok daha büyük gibi görünüyor. Yaptıkları işi anlatacak harfler, notalar bulup bunlardan söylemler üretemiyorlar, hırsızlıkla sonuç almaya çalışıyorlar. Sosyalistler terbiyeli insanlar. Kalkıp da, "Sana ne hemşerim Marx'dan, sen kendi işine baksana, bu krizi Marx mı çıkardı, nedir senin derdin," örneğin "Enternasyonal olmak sana mı kaldı, tüm Afrika'yı mezbeleye çevirdin, insanlarını mahvettin, konserler gibi soytarılık girişimleriyle ne yapmaya çalışıyorsun," örneğin "Kaç yıldır derin devlet tabir edilen ve de aslında devletin kendisi olan, tüm devlet başkanları, başbakanlar, ilgili bakanlar, ordu üst yönetimleri, istihbarat örgütü başkanlarının bilgisi dahilinde uygulanan ve senin de bizzat yürütmüş olduğun kanlı politikalara aniden karşıymış gibi görünerek barıştan, kardeşlikten söz etme hakkını nereden buluyorsun," örneğin diyemiyorlar. Halkların kardeşliğiymiş! Bunu, o halkları her türlü melanetle birbirine kırdırırken düşünecektin, o zaman neredeydi halkların kardeşliği! Bu sözü inanarak söyleyenleri dövüp içeri tıkarken aklına getirecektin halkların kardeşliğini!
Hırsız, hırsızlığa karşı Soyguncu, soyguna karşı Katil, cinayetlere karşı: İyi, o zaman yapma hırsızlığı, soygunu, cinayeti! Yok, olmaz. Devam ederim silahlanmaya, insanları büyük ötekinin denetimine sokmaya, faşizmimi teokratik söylemleri de kullanarak kalıcı hale getirmeye, insanları halkları sömürmeye, yağmalamaya. Her türlü kötülüğü yaparım, 'sen yaptın' derim, bununla yetinmem, senin düşünceni, yaşamını bağladığın tüm ilkeleri kullanırım, seni döverim, hapse atarım, kurşunlarım, öldürürüm. Kurşunlarım ya, sonra da, alacak verecek davası derim. İnanacaksınız hemşerim! Çünkü benim elimde, işten atılma korkusu yüzünün gerilen tüm kaslarına işlemiş elemanlarım var, IMF başkanına pabuç atan gence sordururum, neden pabucun Nike diye, sana ne hemşerim, sahte bu, ucuz diye aldım, sen pabucun markasını ne yapacaksın, IMF halkların sömürülmesine, yağmalanmasına yarayan bir örgüt değil mi, bu örgüte karşı çıkanlara 'karşı' mısın değil misin diye sormayacak o terbiyeli çocuk, biliyorsun. O terbiyeli, sen terbiyesizliği tüm hücrelerine dek kuşanmışsın.
Oysa sormak gerek, her yerde, her durumda biraz terbiyesiz olmak gerek, hatta çok terbiyesiz olmak gerek. Karşındaki hayasızlığı, utanmazlığı meslek edinmişse, hiç çekinme ona utanmaz demek için, utanmaz ki! Utanmazlığı meslek edinenlerle, adını söylerken yanakları al al olanlar bir olur mu hiç?
Adımızı, ne olduğumuzu söylerken yanaklarımız al al olmasın hiç çekinmeden karşımızdakilere de adlarıyla hitap edelim! Utanmazlar, merak etmeyin, sevinirler hatta, kabuslarına giriyor ya yaptıkları, psikolojik açıdan biraz rahatlarlar bile!