Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Selim Yalçıner

Savaş Kışkırtıcılığı Yapanlara Karşı Çıkmak İnsanlık Görevidir

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:32 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:32

Suriye’yle savaşı öngören kışkırtıcı haberler hem Türkiye hem de başta Batı (Merkez ülkeler) olmak üzere tüm dünya medyasında ilk sıralara tırmanmaya başladı. Bir konunun nasıl ve hangi yollar, aşamalar izlenerek gezegenin gündemine oturtulduğunu bilenler açısından bu durumun şaşırtıcı bir yanı yok. Şaşırtıcı yanının bulunmaması ise, Türkiye’nin adım adım bir savaşa doğru itilmekte olduğu gerçeğinin ‘normal’, ‘olağan’ kabul edilmesi anlamına gelmez.

Türkiye, adım adım ancak çok kararlı bir biçimde güney komşusuyla, nereye gideceği, hangi sonuçlar üreteceği belli olmayan bir savaşa doğru itiliyor. Nereye gideceği, hangi sonuçlar üreteceği belli olmayan dedik, oysa bir sonucu kesin: yoksul kitleler bu savaşta imha edilecek. Burada bir tartışma yok. Yoksullar nasıl, hangi araçlar kullanılarak imha edilecek, o da aşağı yukarı belli: yoksullar, güçsüzler, dini ve kısmen de etnik inançları istismar edilerek bu ateşe atılacaklar.

Geçtiğimiz günlerde Suriye askerlerinin Türkiye’deki sığınmacı kampına ateş açtıkları ve iki kişiyi öldürdükleri, 15 kişiyi de yaraladıkları haberi, sadece Türkiye’nin değil, başta Batı medyası olmak üzere neredeyse tüm dünya medyasının haber bültenlerinde ilk sıraya yerleşti. Türkiye’ye kaçan sığınmacı sayısı da –artış oranıyla birlikte- gün gün küresel medyada verilmeye başlandı.

‘Suriye ordusu Türkiye’deki sığınmacı kampına ateş açtı, ölüler ve yaralılar var,’ deniliyor tüm haberlerde.

Ateş açanların Suriye askerleri olduğu ‘bilgi’si nereden geliyor? Suriye Yönetimi bu konuda bir açıklamada mı bulundu? Suriye ordusu yetkilileri böyle bir duyuru mu yaptılar? Kim doğruluyor bu haberleri? Kaynağı ne?

Birilerinin Türkiye’deki sığınmacı kampına ya da kamplarına ateş açtığı doğru. Ama kimler? Keskin nişancılar sadece Suriye ordusunda mı var?

Bir takım paralı askerlerin örneğin Irak’ta silahsız sivillere ateş açıp masum insanları rasgele öldürdükleri, bu nedenle o firmanın başının derde girdiği ve yöneticileriyle katliam yapan paralı askerlerinin yargılandıkları (kendi ülkelerinde, Amerika Birleşik Devletleri’nde) bilinmiyor mu?

Durmadan bir yerlerde birileri bombalar patlatıp duruyor. Sonra da bunları ‘birilerinin’ attığını haberlerde dinliyoruz. O ‘birileri’ resmi kuruluşlar da değil, bilineceği gibi, bir takım ‘terör örgütleri’, adamlar biz yapmadık deyinceye kadar –eğer yapmadılarsa- dünya kamuoyunun balık hafızası çoktan o katliamı da bir anlık izleyip ardından hemen unutarak yeni katliam haberlerini beklemeye devam ediyor.

Kimse kalkıp da ‘bunlar komplo teorileri’ falan demesin. Artıkdeğer (gasp: hepimizin yağmalanıp sömürülmemizle büyük, çok büyük ölçüde haksız kazanç elde edilmesi) sağlanan her yer ve durumda yapılanların tamamı komplodur.

Suriye’ye dönersek, bu yabancı ülkeye askerlerimizi gönderip fiilen bir savaşa girmemizin Türkiye’ye uzun –belki de kısa ve orta- vadede getireceği yıkımın boyutlarını bilebilmemiz mümkün değil. Ancak şunu kesin olarak biliyoruz ki, yoksullar kırdırılacak. O yoksullar ki, kitlesel oylarıyla bugünkü yapının oluşmasına büyük katkılarda bulundular özellikle dini duyguları istismar edilerek, şimdi mezbahaya sürülecekler.

Bunları yazıyorsun da, Türkiye’nin savaşa girmesini böylece engelleyeceğini mi düşünüyorsun?

Hayır. Ama yazılmasını zorunlu gördüğüm için yazıyorum. Din istismarının, bu istismarın hedef kitleleri tarafından birgün farkına varılacağını umduğum için yazıyorum. Yoksulların birgün kendileri için olacaklarını ve sömürü-savaş-baskı anlamına gelen bu yağmacılığa karşı duracaklarını bildiğim için yazıyorum. O günün, büyük yıkımların ardından gelmemesi gerektiğini düşündüğüm için yazıyorum.

Savaş kışkırtıcılığı yapanlara karşı çıkmanın bir insanlık görevi olduğuna inandığım için yazıyorum.

[email protected]

Selim Yalçıner 'ın Son Yazıları