Selim Yalçıner
Pennsylvania, Transylvania ve Ötesi
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:09 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:09
"Pennsylvania" artık politik terminolojiye girdi, buradan çıkması biraz zaman alacak gibi görünüyor, bu da, taşların yerlerine oturması, politik mücadelenin sınıf savaşı eksenine çekilmesiyle birlikte olacak gibi görünüyor. Transylvania, Bram Stoker'in 1897 yılında yayımlanan romanı Dracula'nın geçtiği, Kont Dracula'nın vampirliğini, kan emiciliğini 'icra' ettiği yer. Ötesi? Ötesi'ni göreceğiz, daha yazılacak, yazımına katılabilir ya da biz yazabilirsek ne ala...
Pennsylvania, sadece Türkiye'nin değil, kapitalist emperyalizmin literatürüne de büyük bir olasılıkla, aynı adla girecek, henüz girmediyse. Pennsylvania aslında Türkiye'de ilk kez, rahmetli Bülent Ecevit tarafından tanınmıştı. Yararlı olduğu da vurgulanmıştı. Daha sonra hiç eksik olmadı. Tabii, Komünizmle Mücadele Derneği ya da dernekleri adı altında ABD'li 'uzman'lar tarafından, bu ülkenin parasıyla kurulmuştu önce, sonra Yeşil Kuşak'a eklenmişti, basit bir 'vaaz' olayı değildi yani, ama hep öyle 'görüldü'. "Adam çok samimi azizim, konuşurken üzülüyor, ağlamaya başlıyor, bildiğin gibi değil!" sözleri, bu bağlamda çok duyuldu. 'Seven'leri öyle 'bağış'larda bulundular, öyle bağışlarda bulundular ki, şimdi milyarlarca dolarlık bir yapı haline geldi Pennsylvania.
CHP'nin geçtiğimiz gün istifa eden Genel Başkanı Deniz Baykal, istifasını bildirdiği kısa basın toplantısında bu Pennsylvania'dan söz etti. Pennsylvania demiş ki, mealen, "Bu iş bizim işimiz değil" ve Baykal bu sözlerin samimi olduğuna inandığını açıklamış. Tabii, "Muhterem kardeşim, bu Pennsylvania nasıl bir şey, gizli filmler çekmek ya da 'üretmek' gibi bir 'iş'i, böyle bir 'iş'i yapmadığını açıklamak nasıl bir ifade, yani yapabilir de yapmadı mı demek, ne demek oluyor bütün bunlar?" diye soru soranlar da bulunabilir yani, demokrasi var vesaire, soru sorma özgürlüğü de bizatihi mevcut!
Ama biz böyle 'tuhaf' soruları sormayalım, en azından böyle bir 'ayıp'ı yapmayalım. Ancak, Pennsylvania da literatüre girdi, naçizane diyelim ki, Pennsylvania 'bir'ini öptü, bunu da söyleyebiliriz, kimseye bir zararı olmaz!
Transylvania da önce öpüyor. Sonra, ısırıyor! Isırılan, bir süre sonra soluk almayı bırakıyor. Dikkat, ölüyor demedik! İlgili kişi, -çoğunlukla genç ve güzel kadınlar- gömülüyor, sonra...Vampir olarak yeniden doğuyor! Transylvania'nın, yani Kont Dracula'nın öpüp ısırıp kanını emdiği insanların yeniden vampir olarak doğmamaları için yapılacak şeyler var, ancak bunlar çok ayrıntılı, kalbine kazık saplayacaksınız, yüreğini bedenden ayıracaksınız, en son güvence olarak da yakacaksınız falan, uzun iş! Ayrıca da tüm yöre halkının katılımını gerektiriyor böylesi bir uğraş, soluk almayı kesenin vampir olarak yeniden ortalığa çıkmaması için yapılacak işler örgütlenmek lazım, herkesin yapılan işin doğruluğuna inanması ve kelleyi koltuğa alıp eyleme geçmesi lazım vesaire.
Aksi halde Transylvania'nın, Kont Dracula'nın öpüp ısırıp kanını emdikten sonra soluğu kesilen ancak yeniden ve de vampir olarak doğanlardan geçilmez ortalık. Elinizi sallasanız vampire değer.
Transylvania'nın Pennsylvania ile ne ilgisi var?
Yok, hiç bir ilgisi yok.
Kafiye, yeni deyimle uyak yapmaya çalıştık diyelim. Kimsenin aklına, kimsenin, Pennsylvania'nın öpüşünden sonra Pennsylvania olarak yeniden ve daha da güçlü, efsane-söylenceye göre ölümsüzlüğü de kazanarak doğacağını anlatmaya çalıştığımız gelmesin. Biz, en fazla, uyak yapmaya girişmiş olabiliriz.
Ötesi için ise, durum değişik. Ötesi, bilmeliyiz ki, bizim bileceğimiz bir iş. Biz istersek, Ötesi'ni değiştirebiliriz. Kendimiz yazarız, ne yazacağımızı kimselere sormadan, ne kimse tarafından öpülerek, ne de kimseyi öperek. Biz, böyle yeniden doğarız, hep doğarız, hiç ölmeyiz bir anlamda.
Kendimiz 'Ötesi'ni yazarsak. Hep birlikte yazıp hep birlikte uygularsak.