Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Selim Yalçıner

Paramiliter: Uyuşturucu Kaçakçılığı ve Halk Düşmanlığı

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:11 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:11

"Özel Hudut Birlikleri" gündemde. Bu birliklere mensup olanlar açıklandığı kadarıyla yüksek maaş alacaklar ve sınırların güvenliği ile yüksek riskli bölgelerin asayişini üstlenecekler. Özel Hudut Birlikleri, güvenlik güçlerine karşı sorumlu olacaklar, ancak hangi güvenlik gücüne sorumlu olacakları henüz duyurulmadı. Sarkık bıyıklı mı yoksa badem bıyıklı mı olacakları da şu ana kadar açıklanmadı. Belirli bir eğitimden sonra, sınır boylarına gönderilecekler. Haklarındaki yasa tasarısı, TBMM gündemine yakın zamanda geliyor ve gene anlaşıldığı kadarıyla, hızla görüşülecek ve yasalaşarak yürürlüğe girecek.

Bu bölümden itibaren, Türkiye'yi, yazdıklarımızdan kesinlikle ayırıyoruz. Belirttiğimiz saptamalarla görüşlerin Türkiye'yle hiçbir ilgisi yok. Benzerlikler, tümüyle rastlantısaldır. Paralı askerlerden oluşan özel görev birliklerine paramiliter birlikler deniliyor, tüm gezegende kabul edilen isim bu. Paramiliter yapıların, şu ana kadarki örnekleriyle, iki özellikleri var: Bunlar uyuşturucu ticaretinde bir görev görüyorlar ve tümü antikomünist. Bir yandan uyuşturucu trafiğinde 'düzenleyici' rol alıyorlar, öte yandan da 'sapına kadar' komünist düşmanı ve kontrgerilla'lar. Paramiliter deyince, bu iki özellik –büyük çoğunluğuyla- birlikte anılıyor halk düşmanlığı ve uyuşturucu kaçakçılığı. Buradan, uyuşturucu üretimi ve kaçakçılığına halkın büyük çoğunluğunun tepkisini de izlemek olası. Uyuşturucu üretimi ve kaçakçılığı varsa, orada halk düşmanlığı da var. Uyuşturucu, kitlesel üretime katılmış haliyle, hem üretildiği hem de satıldığı yerdeki insanların düşmanı, bu işten sadece oligarşiler yarar sağlıyor.

Bir ülkeden, diyelim ki 'gelişmekte olan' bir ülkeden, 'gelişmiş' bir ülkeye uyuşturucu gönderildiğinde, bu uyuşturucunun ne miktar ve kalitede ve ne sıklıkta 'ihraç' edileceği iki ülke arasında belirleniyor. 'Gelişmiş' ülke, kendi halkının gençliğinin uyuşturulmasına kendi oligarşik güvenliği açısından ve de para kazanmanın sevinciyle hoşgörü sunuyor, bir koşulla: 'ihracatçı' ülke de, gönderdiği uyuşturucu karşılığında başta silah olmak üzere, o 'gelişmiş' ülke neyi satmak istiyorsa, ondan alacak. Diyelim, bir ülke, yılda otuz ile elli milyar dolarlık uyuşturucu ihraç ediyor. Bu ihracatın destinasyonu da, ihracatçı ülkeye bazı zorunluklar getiriyor. Silah ya da artık başka neyi satmak istiyorsa uyuşturucu ithalatçısı ülke, bu 'ürün'leri almak zorunda 'ihracatçı' ülke. Böylece, 'gelişmekte' ve 'gelişmiş' olan ülkeler oligarşileri, kazançlarını rahatlıkla katlayabiliyorlar. Olan halklara oluyor. 'Gelişmekte' olan ülke halkları bir yandan paramiliter baskı altında inim inim inlerken, öte yandan da vergilerinin gereksiz ve pahalı silah alımına harcanması nedeniyle hiçbir hizmeti doğru dürüst alamıyorlar. Çünkü uyuşturucu ihracatının geliri yasa dışı yollardan geri geliyor, silah ithalatının ödemeleri ise bütçeden yapılıyor. Bu halklardan bazıları, içlerinden çıkan gerilla hareketlerine destek veriyorlar koşullarının değişmesi için, o zaman da paramiliter yapıları kuranları 'haklı' çıkarıyorlar. İşin 'gelişmiş' ülke yanına gelince değindiğimiz gibi o ülkeler de kendi coğrafyalarında uyuşturulmuş bir gençlik ve halk bulunmasından pek de sıkıntılı değiller, oligarşik egemenliklerini, baskılarını bir iki çok ucuz medyatik numarayla sürdürebiliyorlar, ayrıca da depolarındaki hurdaları silah adı altında 'gelişmekte' olan ülkeye yutturuyorlar, tonla para kazanıyorlar. Büyük paralardan söz ediyoruz, milyarlarca, trilyonlarca dolardan.

Bu konuyla ilgili iki nokta daha var vurgulanması gereken: ilki, kayıtdışı ekonomiden ne anlaşıldığı, ikincisi de dönem dönem görülen uyuşturucuyla mücadele kampanyalarının ne anlama geldiği üzerine.

Kayıtdışı ekonomi, ekonomi uzmanlarının sıkça kullandıkları bir deyim. Bu deyim, ekonominin tümünün kayda alınması gereği bağlamında kullanılıyor. Hiçbir devletin, ihracat kalemleri arasına yukarda belirttiğimiz konuyu alamayacağından hareketle, bu talebin yersizliğine arada değinmiş olalım. Hiçbir 'örtülü' kalem, 30-40-50-100 ve çok daha fazla milyar dolarlık bir ihracatı kapsayamaz. Ha, kayıtdışına çıktığı sanılan bakkal, avukat, doktor, tamirci gibi meslek erbabının ekonomik hareketleri, çok küçük artı-eksilerle, gerçeğe en yakın biçimde saptanabiliyor, ilgileneni bilir. Bunlar kayıtlıdırlar, kendilerini kayıtdışı sanırlar, kaçırdıklarını umarak sevindikleri vergilerini de, 'başka' bazı yollarla öderler, ödemediklerini düşünürler.

Uyuşturucuyla mücadele kampanyaları da, eğer sistematik biçimde sürdürülüyorsa, sadece retorik bir anlam taşımaktadır. Asıl amaç, uyuşturucu ihracatını yapan kadronun "içeri tıkılarak" yenisiyle değiştirilmesidir. Büyük bir uyuşturucuyla mücadele kampanyası görüldüğünde, sermaye birikim musluklarının başına yeni geçenlerin hortumları kendi havuzlarına yönlendirmeye çalıştıkları anlaşılır.

Bu yazımızı da Türkiye dışındaki konulara böylelikle ayırmış olduk.

Selim Yalçıner 'ın Son Yazıları