Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Selim Yalçıner

"Onları Biz Seçmedik Biz Değiştiremeyiz"

Yayın Tarihi: 07.05.2021 , 23:36 Güncelleme Tarihi: 07.05.2021 , 23:36

DÜNYA SOLA DÖNÜYOR - AVUSTURYA yazıları

"Onları biz seçmedik. Onları biz değiştiremeyiz. Her geçen gün güçleniyorlar. Onlara Süper Sınıf diyebilirsiniz."

Bu sözler, David Rothkopf'a ait. Carnegie Endowment for International Peace'a çalışıyor ve "Superclass: The Global Elite and the World They Are Making" adlı kitabın yazarı. Solla uzaktan yakından ilgisi olan bir kişi değil.

ABD Başkanlık seçimlerinden once yayımladığı yazısında Rothkopf, başta ekonomik olmak üzere sorunların arttığını, bu sorunların çıkmasına yol açan kararları alanlar ya da söz konusu kararların alınması sürecinde büyük etki sahibi olanların çok az tanınan uluslararası bir ağdaşma (network) oluşturduğunu vurguluyor. İş, finans, yönetim, kültür ve silahlı kuvvetler çevrelerinden insanların meydana getirdiği yaklaşık 6000 kişilik -evet, altı bin-, network'ün Amerikan seçmeninin erişiminden çok çok uzak bulunduğunu belirtiyor Rothkopf, devam ediyor:

"Politik üst düzey görevliler dışında bu insanları pek tanımayız şirket yöneticileri, maliyeciler, yatırımcılar, bankerler, medya moğolları, devlet başkanları, generaller, dini liderler, terör ve suç örgütlerinin başları, bir avuç kültürel ve bilimsel figür yaşamımızı belirleyen uluslararası bir grup oluştururlar. Bunlar, bana New York Federal Reserve Bank'ın Başkanı'nın anlattığına gore, monolitik değiller ve 'bir araya getirici güç'ü, yani, Wall Street'in, dünya finans merkezlerinin önde gelenlerini bir odaya ya da bir konferansa toplayabilme yeteneği olan insanlardır. Yönetimler, küreselleşme nedeniyle sınırlı güce sahipler ve dünyadaki varlıkların üçte biri olan 50 trilyon doları kontrol eden 50 büyük finans kuruluşunun yardımı olmadan kararlarını uygulayabilme olanağı bulamıyorlar. Bu şirketler son 30 yılda hem daha da büyüdüler, hem de daha küreselleştiler. Eskiden geçerli olan ticari kuralları yıktılar x ülkesindeki bir yönetimi, y ülkesindeki bir yönetime karşı, kendi çıkarları için kullanabiliyorlar. Dünyanın en büyük şirketleri arasında olan Exxon ya da Wal-Mart, satışları itibariyle, dünyanın 20 en yüksek gayrisafi yurtiçi hasılasına sahip ülkesinden daha güçlüler. 250 şirket, gene satışları itibariyle dünyanın toplam gsyih'sının üçte birini sağlıyor. Rupert Murdoch'un News Corp'u, herhangi bir ulusal yönetimin yapabileceğinden çok daha fazla insana ulaşabiliyor. Silvio Berlusconi, olağanüstü medya gücünü kullanarak seçimleri kazandı ve G8'de kendine bir koltuk kapabildi. El Kaide ve Hizbullah, kimi zaman bir çok hükümetten daha etkili."

Nasıl, hepimizin bildiğimiz şeyleri söylüyor, değil mi? Ama burada önemli olan, bunları yazanın kimliği. O, bizim açımızdan bakmıyor olaya, krizin aşılmasını, hem de bunun var olan yapıyı değiştirmeden yapılmasını istiyor. En alttaki büyük çoğunluğun sayısı, Rothkopf için, istatistiki açıdan, yani tezini kanıtlamaya yardımcı olduğu ölçüde önemli, çektikleri acılardan dolayı değil.
David Rothkopf, Amerikan Merkez Bankası FED'in, önemli kararları, örneğin J.P. Morgan Chase'in Başkanı Jamie Dimon'un (Bear Stearns'i satın alınması gibi) yardımı olmadan yürütemediğini de vurguluyor, Bill Gates ya da Warren Buffet gibi insanların bugün eskisine gore çok daha güçlü olduklarını söylüyor. Yazara gore Roman Abramovich, Sibirya'da bir ilin valisi olabilir, ama Londra'daki arkadaşlarıyla çok daha fazla zaman harcıyor ve uluslararası gücü sanılanın oldukça üzerinde.

Uluslararası kurumların ya zayıf ya da fonksiyonsuz olduklarını belirten Rothkopf, bu iktidar boşluğunun, mali piyasaların düzenlenmesi ya da küresel ısınma gibi konularda bile super sınıf tarafından doldurulduğunu, örneğin Kyoto Protokolü'nün, Exxon gibi bir kaç büyük şirket tarafından engellenebildiğini aktarıyor.

Soruları da var Rothkopf'un:

"Sorun şu: önümüzdeki dönemde daha çok mu demokrasi olacak, yoksa tersini mi yaşayacağız? Eşitsizlik, son 30 yılda olduğu gibi artacak mı, azalacak mı?"

Rothkopf'un soruları, en varlıklı yüzde 10'un, dünyanın toplam zenginliğinin yüzde 85'ine, en yoksul olan yüzde 50'nin ise sadece yüzde 1'ine sahip olduğunu anımsatarak sürüyor:

"Bu elit kesime mensup olanlar, çok mu yetenekli, çok mu çalışkan, çok mu şanslı? Bazıları, belki. Çoğunluğu değil. Bir CEO, 10 dakikada, bir işçinin yıllık gelirinden fazlasını kazanıyor. Hillary Clinton, 'Wall Street'te yılda 50 milyar dolar kazanan birisinin, yılda 50 bin dolar kazanandan daha az vergi vermesinde bir yanlışlık var,' diyor."

ABD Başkanlık seçimleri öncesi yayımlanan makalesinde David Rothkopf bunları söylüyor, 'Değişim'in önemini vurguluyor, böylelikle Barack 'Hüseyin' Obama'yı işaret ediyor. İşaret ettiği gibi de oldu. Sonuçları hep birlikte izleyeceğiz.

Bizim açımızdan, 'egemenlerin birbirleri hakkında söylediklerinin büyük ölçüde doğruluk payı taşıyabileceği' varsayımı burada önemli. Böyle bakıldığında, durum, içinde en küçük bir insan sevgisi olanın bile yerinin neresi olacağı konusunda herhangi bir kuşkuya yer bırakmıyor, değil mi?

Ya küresel oligarşinin, Rothkopf'a gore 6000 kişinin yanında olunacak, ya da geri kalan 7 milyar kişinin. İlk bakışta herkesin kolaylıkla tarafını seçebileceği bir durum gibi görünüyor, ama seçilen taraf, hangi söylemlerin benimsendiğiyle belirleniyor ve kendini yukarı çıkartmak isteyenlerin sayısı, 6000 kişilik oligarşinin yanına diyelim, uluslararası grubun o şaşkın bireyi aralarına almak isteyip istemeyeceklerini (!) bir kenara bıraksak bile, sanıldığından çok daha fazla.

Şaşkınların, Obama ya da Warren Buffet olamayacaklarını, dolayısıyla onların ağızlarından konuşmalarının kendilerine bir yarar getirmeyeceğini idrak etmelerini beklemek de gereksiz doğruları sevgiyle yapmaya devam etmekten başka çare yok gibi görünüyor.

Şaşkınlar, kendileri olsalar, sevgimiz onlara da yeter, artar bile.

Selim Yalçıner 'ın Son Yazıları