Selim Yalçıner
Obama ile Sarkozy Türkiye Üzerine Anlaştılar mı?
Yayın Tarihi: 07.05.2021 , 23:36 Güncelleme Tarihi: 07.05.2021 , 23:36
DÜNYA SOLA DÖNÜYOR - AVUSTURYA Yazıları
ABD Başkanı Barack 'Hüseyin' Obama ile Fransa Devlet Başkanı Nicolas Sarkozy'nin geçtiğimiz günlerde gerçekleşen buluşmasında Türkiye de konu edildi. Denildi ki, Obama, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne alınması isteğini yineledi, Sarkozy de buna karşı çıktı. İki liderin görüşmesinin genel olarak 'uyum' içinde geçtiği, Türkiye'nin AB'ye alınması konusu hariç, ortaklaşa vurgulandı.
Çok iyi. Açıklamalar yani. Ama tam anlamıyla doğru mu acaba aktarılanlar?
Bir kez daha okuyalım ayrıntıları isterseniz. Alman Frankfurter Allgemeine Zeitung'un 7 Haziran 2009 tarihli sayısında bu konu üzerine bol değil belki ama yeterli ayrıntı var gibi görünüyor. Birlikte bir göz gezdirelim.
Normandiya'ya Amerikan birliklerinin çıktığı yer, Caen'de yapılan açıklamalar, iyi ki bizi kurtardınız (biraz geç geldiniz çok fazla zaiyat verdik bu nedenle ama, iyi ki geldiniz gene de) ve de iyi ki sizi kurtardık (Aslında Ruslar acele etmeselerdi daha bile beklerdik sizlerin iyice perişan olmanız için ama, geldiğimize gene de şükredin) biçiminde kabaca, özetlenebilir. Kapalı kapılar ardında (Obama kapalı kapılar ardında konuşsak da saydamız demişti, biliyoruz) geçen konuşmalarda ise, Türkiye konusunda iki lider arasında görüş ayrılığı oluştuğu söylendi.
Obama diyormuş ki "Türkiye'ye lütfen Avrupa Birliği'ne alın, bunu Avrupa Birliği üyesi olmayan bir ülke adına söylememe karşın gerçekleştirin." (Önceki gelişimde beni eleştirmiştiniz, 'Çok seviyorsa kendi alsın Türkiye'yi' diye, artık böyle söylemeyin lütfen!)
Sarkozy diyormuş ki "Jeostratejik ve ekonomik açıdan Türkiye'nin önemini biliyoruz. Oksident ve Orient arasındaki köprübaşı fonksiyonunun da farkındayız. Türkiye'yi bu yolda güçlendirmek için ABD ile aynı görüşteyiz. Ancak bu, Türkiye'nin AB ile entegrasyonu içinde gerçekleşemez. Avrupa'nın belirgin sınırlara gereksinimi var. Türkiye'yi AB üyesi yapmak, Avrupa Birliği'nin entegrasyon yeterliliğini aşmaktadır. Türkiye'yi, ortak bir ekonomik ve hukuk yapısı içine almak bu nedenle daha akıllıcadır."
Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkiler üzerine çok şey söylendi, biz de bunları yineleyebilir, hatta biraz genişletebiliriz. AB, yukarıda Sarkozy'nin özetlediği gibi bakıyor Türkiye'ye, Avrupa'ya bölgesinin olanaklarını açmada yardımcı olsun diye. Türkiye de, ekonomik ilişkilerinin büyük bir bölümünü gerçekleştirdiği Avrupa ile kötü olmak istemiyor. Bekleme odasında oturuyor şimdilik. İsterseniz, standby durumunda diyelim, daha hoş olacaksa. Sorun, nasıl bekleyeceği Türkiye'nin, bu odada, standby durumunda. Takım elbiseli, tayyörlü mü sarıklı, sıkmabaşlı mı? İşte bu konuda iki lider, Obama ile Sarkozy arasında bir sorun olmadığını görüyoruz. O zaman sorundan söz etmek de gereksizleşiyor, sarıklı bir Türkiye'yi AB'nin almayacağı, böyle bir Türkiye'nin de AB'ye girmek istemeyeceği açık. O halde biz neyi konuşuyoruz?
Gözümüzden kaçtı sanılmasın, şunu konuşuyoruz: Sarkozy'nin Türkiye bağlamında sözünü ettiği, "...Avrupa'nın belirgin sınırlara gereksinimi var..." vurgusu, ne anlama geliyor, bunu düşünüyoruz. Belirgin sınırlara Türkiye dahil değilse, niye değil, bu konuda iki lider arasında bir anlaşma varsa, bu nasıl bir anlaşma, biz, nereye gidiyoruz?
İnsanların, halkların canı, kanı üzerinden hesap yapanlara söyleyecek hiç bir sözümüz yok mu?