Selim Yalçıner
"Net'teyim, Öyleyse varım!"
Yayın Tarihi: 07.05.2021 , 23:59 Güncelleme Tarihi: 07.05.2021 , 23:59
Yapılan araştırmalara göre dünyada bugün 1,1 milyar insan, internetten yararlanıyor. Bunun 734 milyonu, Facebook türü sosyal paylaşım sitelerinde 'hesap' sahibi. Bu sayılar, teknolojinin insan yaşamını nasıl etkilediğinin 'soğuk' ifadeleri ve dikkate alınmaması neredeyse olanaksızlaşan bir nicelik sunuyor. Gezegende 6,5-7 milyar insan yaşadığına göre, 1,1 milyar insan, belirli bir yaşta ve eğitimde olan insanların tümüne yakın bir sayıyı gösteriyor. İnsanlar, internetten yararlanıyorlar. Bu insanların 734 milyonu da, yineleyelim, sosyal paylaşım sitelerinde birbirleriyle network-ağdaşma içinde.
'Sosyal Paylaşım' denince ne anlaşılıyor: İlkokul arkadaşını aradan geçen 30, 40 yıl içinde tekrar bulabilmen Gittiğin tatil yerinden canlı yayınla o anda ne yaptığını, ne içtiğini arkadaşlarına anlatabilmen Hasta çocuğuna gerekli ilik nakli operasyonu için bağışlayıcı adaylarıyla temasa geçebilmen İlişkilere yönelebilmen Aradığın işle ilgili olarak bilgilenebilmen Seninle aynı görüşü paylaşanlarla dertleşebilmen Spor alanındaki yeniliklerle karşılaşabilmen Kültürel konulardaki gelişmeleri yakalayabilmen ve de daha bir çok süreçlerde 'online' olabilmen anlaşılıyor örneğin.
Atılan taş, ürkütülen kurbağaya değiyor mu, bilgisayar başında geçirilen bu kadar saat sonunda peki?
Uzmanların yanıtı, açık bir 'Hayır'. Değmiyor harcanan zamana nette kalınarak. O zaman, nicelik'in etkilerini, 'nitelik'ten uzakta bir yerde aramak gerekiyor, şu an için en azından. Bu yer, neresi, insanlar, milyonlarca insan, neden, asıl amaç olarak yani, net'te bu kadar zaman ve enerji harcıyor?
"YALNIZ DEĞİLİM!"
Bu sözü söyleyebilmek, duyumsayabilmek için. Bu söz için harcanıyor saatler, günler, haftalar, aylar…Yalnızlık, ürkütücü bir durum, insanlar bu duruma düşmekten şiddetle kaçınıyorlar. Yalnız olmadıklarını görebilmek, gösterebilmek için 'hesap'larındaki alanlarına kendileriyle ilgili çekici bilgileri, görüntüleri yüklüyorlar, 'Bak, ne kadar çok arkadaşım var, ben yalnız değilim,' diyebilmek için.
Yalnızlık, neden kader gibi ele alınıyor, insanlar neden bu kadere karşı koyabilmek için çabalayıp duruyorlar?
Yalnız oldukları kafalarına işlendiğinden. Neden işleniyor insanların kafalarına, yalnız oldukları? Yalnızsın, başkalarıyla bir araya gelemezsin, gelmemelisin, sen sadece tüketmelisin, denildiği için kendilerine. 'Net'te ancak ünlü bir film oyuncusu gibi görüntü verebilirim, bunu yapabilirim,' denilebilmesi ise, yönlendirenler açısından son derece zararsız. Zararsız olduğu kadar da, o kişi için zararlı ve olumsuz.
'Ben burada insan'ım / Burada, insan olabilirim.'
Goethe'nın Faust'undan serbest çeviri ile aldığımız bu dizeler, 'Düsünüyorum, Öyleyse Varım'ı da, Descartes'ın, çağrıştırabilir. Alman uzmanlar, bu deyişleri, günümüze, 'Net'teyim, Öyleyse Varım' biçiminde uyarlıyorlar. Net'te olmak, sosyal paylaşım sitelerinde hesap sahibi olmak, varolmakla tanımlanıyor.
İnsanın bu en derin sorunlarından birine, net gibi bir yolla çare bulunduğunu düşünmek, ilk anda çok acıklı gibi görünüyor. Doğru olanın, insanın insanla dayanışması olduğunu bilenler için öncelikle. Ancak, bu süreç de, üstelik kendi yolunda gitmeye devam ettiğinde bile, çok başka, değişik, birileri tarafından hiç istenmeyen sonuçlara yol açabilir. Dayanışma'nın yolunu gösterebilir. Yönlendiricilerinin hiç de ummadıkları bir anda ve biçimde. Ne olursa olsun, net'te olmak ve kalmak gerekli.