Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Selim Yalçıner

Nato'nun Afganistan'da Yeni Stratejisi: Halkı Bombalamaya Son, Sıra Halkı Korumada (!)

Yayın Tarihi: 07.05.2021 , 23:58 Güncelleme Tarihi: 07.05.2021 , 23:58

DÜNYA SOLA DÖNÜYOR - AVUSTURYA Yazıları

Başlık, komik ya da ironik olsun diye yazılmadı, bize de ait değil: NATO Sözcüsü James Appathurai'nin sözleri bunlar. Çok anlamlı. Şaşırtıcı derecede katmanlı. Nato'nun Afganistan'da ne aradığından gir (Öyle ya, bu Nato denen kuruluşun açık adı Kuzey Atlantik İttifakı Örgütü değil mi, Afganistan Atlantik'in neresine düşüyor?) emperyalist çıkarları korumak ve de bu amaçla, bu arada bol bol silah satılmasını sağlamaktan başka Nato'nun ne gibi bir stratejisi olduğuna değin, halkı bombalamanın ( Ardından da direniş başladığında oraya daha fazla bomba yağdırmanın 'gerekliliğini' söyleyip durmanın) ne biçim bir anlayış ve ifade olduğunu irdele, en son da, halkı bombalayanın halkı korumaktan (daha fazla yabancı asker getirmekten) söz etmeye başlamasının 'derinliği'nden feyz (Bereket, bolluk, verimlilik) al! Biraz sıksa bu James Appathurai, Konfüçyus'u mezarında fırıldak gibi döndürecek, az sözcükle çok şey ifade etme konusunda, kıskançlıktan diyelim!

Konu ölümcül. Nato'nun sözcüsü, kuruluşun Afganistan'daki uluslararası birliği ISAF (International Security Assistance Force, Uluslararası Güvenlik Destek Gücü, örneğin) hakkında bilgi verirken şöyle diyor: Artık kötüleri (direnişçileri kastediyor) aramaktan vazgeçmek (bombalamayı bırakmak) ve sivil halkı korumaya yönelmek zorundayız.

Neden?

Çok sivil ölmüş kötüleri arama gerekçesi adı altında insan gördükleri her yeri bombaladıkları için. Artık insan ölmesinmiş, sivillerin korunmasına sıra gelmişmiş bu nedenle.

Sivilleri koruyacaklarmış, bu amaçla Afgan Silahlı Kuvvetleri ve Polis Örgütü'nden destek istemişler ama, bu kurumlar da yetersizlermiş, görevlerini yerine getiremiyorlarmış. Bu tümce de ISAF'ın ABD'li komutanı General Stanley McChrystal'e ait, devam ediyor Paşa, "Bu yüzden de NATO'nun Afganistan'ın her köşesinde halkı koruma görevine ağırlık vermesi zorunluk halini aldı."

Her bin kişiye 35 asker ve polis düşüyor şu anda, bu yetersiz, daha fazla asker gerekli, Nato üyesi ülkelerden, Afganistan'da sivil halkı korumak için, Paşa'nın demek istediği bu.

İşte bu. Sen Afganistan'ın çok huzurlu, bolluk bereket içinde bir ülke olmasını istiyordun, Taliban'ın buna engel olduğunu söylüyordun (Bu arada Taliban'ın kimler tarafından desteklenip Stinger'lerle donatıldığı konusuna girmeyelim, önderlerinin senin (Paşa'nın) yöneticilerinin kurduğu şirketin –iştigal konusu 'hayır' olmayan- ortağının yakın akrabası olduğunu anımsatmayalım, ayıptır) bu nedenle de ülkeyi baştan aşağı bombaladın, nerede yerleşim gördüysen. Sivil halk da tepesine bombayı yiyince ölüyor yani, ölmese, çok daha bomba kaldırır bu halk, bomba üretenlerle yalayıcılar daha hızlı doldururlar mühimmat depolarını, para kasalarını. Ve de artık sivil halkı öldürmek istemiyorsun, öyle ya, onlara bolluk bereket –demokrasiyi de unutmayalım!- götürecektin, artık sıra asker sayını artırıp neredeyse halkın yarısı kadar bir yerli ve yabancı güvenlik destek gücü ile –kendilerine koydukları isim bu- ülkeyi işg… pardon, güvene kavuştur.

Açıklanan rakamlara göre, Afganistan'da şu anda 37 ülkeden 64 binin üzerinde asker ISAF komutası altında bulunuyor. Bunların büyük bölümü ABD askeri ve kendi iddialarına göre, ülkenin 'kritik' bölgelerinde bu birlikler konuşlanmış durumda. Bu birliklerin bulunduğu bölgeler neden kritik hale geliyor, neden buralarda sıcak çatışmalar yaşanıyor ve de görece sakin olan kuzey bölgelerinde (Alman askerleri burada) son haftalarda ölen Alman askeri sayısında artış var, bunları da 'gözlemciler' değerlendiriyorlardır mutlaka.

NATO'nun yeni göreve başlayan Genel Sekreteri, 'ünlü' Danimarkalı politikacı Anders Fogh Rasmussen de konuştu (Gözlerinde kendisini bu göreve getirenleri memnun edip etmediğini bilemediğini gösteren tedirginlik gölgeleriyle) geçenlerde, karikatür krizi, anımsarsınız, İslâm'a el uzattı, "Biz Afganistan'a onları korumaya gidiyoruz, Güneydoğu Avrupa'da yaptığımız gibi," dedi. Böyle işte, bu koruma 'iş'i, biraz ilginç. 'Biz burayı koruyacağız,' diyor birileri, korunacağı öne sürülenlere sormadan, peki neden?

Mafya'nın da koruma önerisiyle gelip sonra geldiği yeri haraca kestiğini anımsatacak olanlar bulunabilir, biz böyle yapmayalım, Rasmussen'in sözünü ettiği koruma bölgelerinin ne anlama geldiğini irdelemeye çalışalım. Güneydoğu Avrupa da –ki burada ABD gelmiş geçmiş en büyük denizaşırı (yabancı ülkelerde demek istiyorlar) üssünü kurdu- Afganistan da önemli olası petrol ve gaz aktarma yollarına ev sahipliği yapıyor. Gelecekte sağlanabileceği hesap edilen çıkarlar için bugünden insan kanı akıtmaktan çekinmeyen bir yapının sağlayacağı koruma da, önce bombalayarak öldürüp sonra bu 'işlem'den vazgeçtiklerini açıklayarak (unutmayalım, şimdilik!) tepelerine ateş yağdırdıklarının güvenliğini sağlamaya çalışacaklarını söyleyenlerin yapacağı kadar, ve de o inandırıcılık düzeyinde olur.

Selim Yalçıner 'ın Son Yazıları