Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Selim Yalçıner

Mısır Kalkışmasının Düşündürdükleri

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:18 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:18

Mısır'daki gelişmeler, yüzbinlerin sokaklara dökülmeleri, alanlara akmaları ve mevcut yapıdan hoşnutsuzluklarını dile getirmeleri henüz sonuçlanmış ya da geleceğe ilişkin belirli bir değerlendirme yapmaya olanak verecek durumda değil, ancak bu, ülkenin politikleşmeye yönelen toplumsal hareketliliğinin şu anda bile derinliğine düşünülmesini gerektirecek bir öneme sahip olmadığı anlamına gelmiyor. Mısır'da olanların başta Müslüman coğrafyası olmak üzere tüm gezegene etkileri olacak gibi görünüyor.

Internet, Facebook, Twitter gibi olanaklarla bir araya gelen yüzbinlerin, milyonların, Tunus'ta Devlet Başkanı Bin Ali ve ailesinin yurt dışına kaçışını sağlamalarının ardından toplumsal hareketliliğin yükseldiği Mısır'da, Batı'nın (Kapitalist emperyalistlerin ya da Küresel Sermaye'nin) eğitimine uzun yıllar verdiği Baradey'in adı, Mübarek'ten sonra yönetime geçebilecek olanların başına yerleşmiş durumda. Kalkışmanın –devrim koşullarını sergileyen- ne yönde ilerleyebileceği bu aşamada soru işareti. Baradey, erken seçimlere kadar geçici yönetimi oluşturmakla görevlendirilse bile, bu, Nobel Ödüllü uluslararası yöneticinin Mısır'ı istediği gibi yönlendirebileceği anlamına gelmiyor. Ülkenin toplumsallaşmış en güçlü politik örgütü, İhvan, Müslüman Kardeşler'in desteğini alamamış bir Baradey'in yapabileceklerinin son derece sınırlı olduğu belirtiliyor. Mısır'da Ihvan dışında da politik eğilimlerin bulunduğu biliniyor ancak bunların hiçbirinin Ihvan kadar güçlü olmadığı, yakın gelecekte bu güce erişme olasılıklarının çok zayıf görüldüğü de.

Bu durumda, Mübarek kalsa da gitse de, Baradey gelse de gelmese de, İhvan'ın, büyük olasılıkla orduyla birlikte Mısır'da giderek güçleneceği düşünülebilir. Müslüman Kardeşler'in, siyasal iktidara doğrudan gelme konusundaki tutumları açık: İhvan, toplumsal ve ekonomik iktidara siyasal iktidardan daha fazla önem veriyor. İhvan için, toplumda ve ekonomide güçlenmek asıl amaç. Ordu ve İhvan'ın birlikte yaşayacakları bir düzen, kuşkusuz kapitalizmden, bağımlılıktan, yani, sömürü ve dolayısıyla işsizlik pahalılık gibi sorunlardan kurtulmayı kesin olarak sağlamayacak sömürü ve bağımlılığa bir de gericiliği ekleyecek, bu da, devrimin, olması gerekenden çok başka bir yöne savrulmasını getirecek, işsizlik ve pahalılığın ortadan kaldırılmasını, bu süreç için zorunlu olan özgürlük ortamının tam anlamıyla sağlanmasını engelleyecek.

Ancak, bu olumsuzluk bile, kalkışmanın Mısır toplumunun tarihsel belleğine kazınmasına engel olamayacak. Yüzbinlerin, milyonların Mısır'da hareketlenerek egemenlere darbe vurdukları gerçeğini ortadan kaldıramayacak.

Tarih, başta türlü olamayacağı için öyle olmuş olan olaylardan oluşur. İşsizlikten pahalılıktan bunalmış milyonların kalkışması, bu yapıyı temelinden değiştirmek isteyen ve yeterince toplumsallaşmış bir politik örgütün önderliğinde, başka deyişle toplumsallaşmış bir örgütün devrime anında ve doğru-yeterli politik katkılarıyla yürütülemediği, anılan koşullar nedeniyle yürütülemeyeceği için, Mısır, bağımlı gericilerin sömürü düzenini –belki biraz daha gelişmiş bir özgürlük ortamında- sürdürdüğü bir ülke olarak kalacak. Bu, Mısır Kalkışması'nın hiçbir yarar getirmediği anlamına mı geliyor?

Kesinlikle hayır. Mısır'ın nereye doğru yol alacağı bugünden aşağı yukarı görülüyor, ancak bu gelecek, hiçbir zaman kalkışma öncesi geçmişin bir tekrarı olmayacak. Mısır'da kim yönetimi elinde bulundurursa bulundursun, kafasının bir yerinde, tıpkı şu anda 'gelişmiş' demokrasileri övülen Batı ülkelerinde, daha feodalite döneminde başgösteren ve burjuva yönetimleri sırasında da devam eden ayaklanmaların Batı yönetici sınıfında bıraktığı gibi, çok güçlü bir iz bırakacak. Bu iz, özetle, 'işsizlik ve pahalılığı önleyemez, özgürlüklerle istediğim gibi oynarsam, benim de sonum gelebilir' duygusunu, egemen sınıfta, canlı tutacak.

Mısır kalkışmacıları, Müslüman coğrafyasında bu tür olayların asla yaşanmayacağından yola çıkan ve düzenli ve sürekli olarak Batı'dan esinlenen yorumcuları da, sözcüğün tam anlamıyla çöpe attı. Artık bu yorumcuları kim dinler ya da okursa, o da onların zaman kaybı olsun.

Mısır'da yaşanan süreç, geleceğin çok daha önemli kazanımlarının başlangıcı olacak. Sömürünün, bağımlılığın ve gericiliğin baskısına direnenler, direnmeyip boyun eğenlerden çok daha başarılı olacaklar gelecekte, insan onuruna yaraşır bir dünya kurmaya önce onlar yönelecek, boyun eğmiş olanlarca imrenilecekler.

Selim Yalçıner 'ın Son Yazıları