Selim Yalçıner
Milano'da Kaçgöç Harem-Selamlık?
Yayın Tarihi: 07.05.2021 , 23:36 Güncelleme Tarihi: 07.05.2021 , 23:36
DÜNYA SOLA DÖNÜYOR - AVUSTURYA yazıları
Milano, kaçgöç, harem-selamlık bu sözcüklerin bir arada bulunması ne anlama geliyor?
Şu: Milano metrosunda kadınlara ayrı vagonlar ayrılsın. Ne?
'Yabancıların rahatsız ettiği ve korkuttuğu' Milanolu kadınlara kentin metrosunda ayrı vagonlar ayrılması talebi, Kuzey İtalya'da etkin aşırı sağcı Lega Nord Partisi'nin Milano Başkan Yardımcısı Matteo Salvini'den geliyor. Kaçgöç arzusu var işin kökeninde, bari harem-selamlık kuralım da işi tamamına erdirelim diyor Salvini.
Salvini, Corriere della Sera Gazetesi'ne yaptığı açıklamada, "Milanolu kadınlar metroda yabancılar tarafından rahatsız ediliyor, korkutuluyor. Bu böyle devam edemez. Milanolu kadınlara metro trenlerinde önden iki vagonun ayrılması ve bu vagonlara yabancıların alınmaması talebimizi ulaştırma şirketine ilettik," diyor.
"Eğer bu isteğimiz için yasal bir düzenleme gerekiyorsa ve kim böyle bir teklifle gelirse, ona desteğimiz tamdır," diye de ekliyor. Lega Nord'un Milano Başkan Yardımcısı'na göre, trenlerde nasıl malul gazilere ve hamilelere özel yerler saklanıyorsa, kadınlara da aynı kolaylığın gösterilmesi ve Milanolu kadınların yabancıların saldırılarından korunmaları için sadece kadınların girebileceği vagonların ayrılması zorunluk. Bu arada, yabancıların Milanolu kadınları nasıl rahatsız ettiği ve korkuttuğu da akla gelen sorular arasında. Göçmenlerin, bulundukları ülkede mümkün olan en düşük profili göstermeye çabaladıkları, bu bağlamda kendilerini zora sokacak davranışlara pek yönelmedikleri biliniyor. Kuzey İtalya'daki, çizgiyi koyulaştırırsak Milano'daki yabancıların, o kadar da soğukkanlı olmadıkları bilinen İtalyan erkeklerini provoke etmeyi göze alabileceklerine pek ihtimal verilmiyor. Akla, Almanya'da metro istasyonlarının duvarlarına 'Scheiss - Deutschen' anlamını çıkarmışsınızdır, yazanların da kimler olabileceğinin pek belirli olmadığı geliyor. Bu laf da Almanya'da son aylarda çok konuşuldu, bulundukları ülke halkı hakkında böyle yazılar yazanların Almanya'dan hemen gönderilmesi gerektiği söylendi vesaire. Provokasyonlar yapılabiliyor yani, hele de ekonomik kriz işsizliği bu denli artırırken, yabancıları geldikleri ülkelere geri göndermek için bir takım tuhaflıkların yapılabileceğini unutmamak zorunlu.
Kaçgöç, harem-selamlık önerisinin sahibi Salvini, 35 yaşında ve de Milano Belediye Meclisi'nde Lega Nord Grup Başkanı.
Aşırı sağcı politikacının önerisi, İtalya'da geniş tepki çekmiş durumda. Ana muhalefet Lideri, Partito Democratico Başkanı Dario Franceschini, Silvio Berlusconi'nin başında bulunduğu koalisyon hükümetinin ırkçı politikalarla faşist dönemi yeniden canlandırma peşine düştüğünü vurgulayarak, böyle bir talebin ortaya sürülmesinin bile yeterince büyük bir hata ve provokasyon olduğunu söylüyor. Franceschini, Hıristiyan Demokrat ve de demokrat. Demokrat, çünkü bu sözleri, Milano Belediye Meclisi'nin, sözünü ettiğimiz teklifin gelmesi durumunda bu tasarıyı kabul edebilecek bir yapıda olduğunu bildiği halde söylüyor.
İlkeli bir demokrat yani, Hıristiyan Demokrat hem de, ve de İtalya'da faşizmin yeniden hortlatılmasına temelden karşı çoğunluk böyle istiyor diye demokrasinin prensiplerini bir çırpıda ayaklar altına alma girişimlerine hemen tepki veriyor.
'Ne olur yani, çoğunluğun arzusu gerçekleşirse yer yerinden mi oynar, harem-selamlık kurulursa dünya mı batar,' diyebilecek de değil, diyen gericilere göz kırpanlara, gericiliğin taleplerine demokrasiyi gerekçe göstererek arka çıkanlara anımsatmak gerekir Hıristiyan Demokrat Franceschini'nin sözlerini. Onlar faşizmi yaşamışlar, bir daha öyle bir dönemi solumak istemiyorlar, hiç bir şekilde. Faşizmin bu tür söylemlerle geldiğini gayet iyi biliyorlar. Politik duyargaları gelişmiş. Bizim de, modası geçtiği için bürokratik de değil, teokratik bir faşizmi -çok çok geri bir örnek olduğu halde, sırf birileri kendi çıkarları nedeniyle bize böylesini uygun gördüğü için- denemeye tüm gücümüzle karşı çıkmamız gerekmez mi?
Teokratik faşizme karşı çıkarken, onun alternatifi gibi sunulmuş olan bürokratik faşizme yakın düşüldüğünü söyleyenlerin safsatasına takılacak değiliz, işimize bakacağız. Burada biziz söz konusu olan, halk, büyük çoğunluk, var olabilmek için sesini duyurabilmeye, bunun için de demokrasiye ihtiyacı olan hepimiz. Çok çok küçük bir azınlık dışında tümümüz. Büyük çoğunluğun, faşizme karşı duyarlı hale gelebilmesi için illa ki teokratik faşizmi deneyip görmelerini ve de akıllanmalarını, Hıristiyan Demokrat Franceschini gibi, bekleyecek halimiz yok. İşsiz kalıyoruz aç kalıyoruz çocuklarımızı doyuramıyoruz, doğru dürüst eğitemiyoruz sağlık sorunlarımızı çözümleyemiyoruz üstüne bir de her an orada burada savaştırılıp öldürülme, kolumuzu bacağımızı koparttırma riskiyle karşı karşıyayız.
Teokratik faşizm değil demokrasi, bizlere, yaşayabilmemiz, yaşamımızı insan gibi sürdürebilmek amacıyla mücadele verebilmemiz için gerekli öncelikle.
Bu yüzden bizim özgürlük ve demokrasi isteğimiz içten, yaşayabilmek için.