Selim Yalçıner
Kolektif, Vendetta'nın "V"si
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:16 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:16
Bu terimi önümüzdeki dönemde çok duyacağımızı sanıyorum. Bu, var olan koşulların getirdiği bir biçim, sadece Türkiye'de değil, tüm gezegende kullanılıyor. Bilişim ortamında örneğin Anonim'ler –Vendetta'nın "V"sindeki maskeyi imza olarak kullanarak- bu yöntemle Wikileaks'e zarar veren kredi kartı kuruluşlarının bilgisayar sistemlerini, hesaplara zarar vermeden çökertiyorlar, bu yöntemle Londra'da öğrenciler taleplerini kitlesel olarak dile getirip koalisyonu sarsan etkiler yaratabiliyorlar. Direnişin yeni adı bu. Vendetta'nın "V"si. Sermayenin baskılarına karşı koyabilmenin yöntemlerinden biri, şu anda en önemlisi.
Kolektif adını, SBF'de düzenledikleri "Yumurta Şenliği" ile Türkiye'de daha yaygın duyuran etkinliğe gelince, bu olay ve sonrasındaki gelişmelerle ilgili kafamda bir kaç soru var. Birincisi, Prof. Dr. Burhan Kuzu'nun, istediği anda istediği televizyon kanalında, istediği gazetede görüşlerini hiçbir kısıntıyla karşılaşmaksızın saatlerce, satırlarca dile getirebilme olanağı olduğu halde, neden düşüncelerini ille de SBF'de anlatmaya bu kadar ısrarlı olması. Anlaşıldığı kadarıyla kendisini uyarıyorlar, hatta koruma polisleri yanlarına bir sürü şemsiye almışlar, Prof. Dr. Kuzu, neden İstanbul'daki olaylardan –cop, gaz, tekmeyle hamile öğrencinin bebeğinin düşürtülmesi- dolayı öfkeli olmalarında hiçbir şaşırtıcılık bulunmayan gençleri tahrik edercesine SBF'ye gidiyor ve yumurtaları yiyor?
TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı da olan ve başkanlık sistemine, Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlığında geçmeyi çok istediğini asla gizlemeyen Prof. Dr. Burhan Kuzu, SBF'de başka hiçbir yerde açıklamayacağı bazı görüşler mi dile getirecekti? Yumurta Şenliği, bu niyeti mi engelledi? Prof. Dr. Kuzu, yumurtalarla karşılaşacağını bildiği halde SBF'ye, açıklayacağı görüşlerin aciliyeti nedeniyle mi gitti?
Yumurta yerine çiçeklerle karşılanmak isteseydi, bir televizyon kanalına gidebilir ve oraya çağrılmış genç ve sivil, cemaatlere sempatiyle bakan bazı 'öğrenci'lerin kendisine çiçekler atmalarını sağlayabilirdi, ki sağladı da sonradan. Buna sevinebildi mi?
Egemen yapı entelektüellerin, toplumun olmazsa olmaz kesiminin desteğini bir türlü kazanamamanın hıncını, baskıyla zulümle almaya çabalamakla ne kazanacağını umuyor?
Prof. Dr. Burhan Kuzu'ya çiçek atan öğrenciler, kolektiflerin küçük bir grup öğrenciden oluştuğunu, öğrencilerin tümünü kapsamadığını söylediler. 'Genç' ve 'Sivil' öğrenciler, bu görüşlerini üniversitelerde neden dile getirmiyorlar? Kolesterolleri yükselmesin diye mi?
Prof. Dr. Kuzu, üniversitelerde görüşlerin serbestçe dile getirilmesinin öneminden ve kendisinin SBF'de konuşturulmamasının doğru olmadığından söz ediyor.
Öğrencilere neden bu hak tanınmıyor? Televizyon kanallarında, bazı kereler tek başına, saatlerce konuşan Kuzu, bu olanağın milyonda birinin öğrencilere verildiğine inanıyor mu?
Düşüncelerin ifadesinin özgürlüğü, sadece gericilerin, bağımlıların, sermaye politikacılarının bağıra çağıra, saygısızca, karşılarındakini geri zekalı yerine koyarak abuk subuk, büyük ölçüde mantıksız cümleleri ardı ardına sıralayarak konuşma özgürlüğü anlamına mı geliyor?
İfade özgürlüğü, ifade özgürlüğü haklarını kullananların coplanmaları, gazlanmaları, dövülmeleri, hamile olduğunu söyleyen öğrencilerin tekmelenerek bebeklerinin düşürtülmesi mi demektir?
Özgürlük, insanların her yaptıklarının her yere yerleştirilmiş kameralarla gözlenmesi, telefon konuşmalarının dinlenmesi, elektronik postalarının ve kaldığı kadarıyla postalarının okunması mı demektir?
Özgürlük, sadrazamlıktan padişahlığa giden yolun her ne pahasına olursa olsun açık tutulması için, karşı çıkanların coplanması, gazlanması, tekmelenmesi, içeri tıkılması anlamına mı gelmektedir?
Yukardakiler ve daha yüzlerce, binlercesi yöneltilebilecek sorulara verilecek yanıtlar, kişinin nerede bulunduğuna açıklık getirmek için yararlı olabilir.
Özgürlük sözcüğü, bu sözcüğü asla ağızlarına alamayacak olanlar tarafından milyar kez de tekrarlansa, hiçbir anlama ulaşamaz, sadece özgürlükleri rafa kaldırmaya –elde ne kaldıysa artık- çoktan hazır olanlara bıkkıntı verme bağlamında bir 'yarar' sağlayabilir.
Oysa özgürlük, bu yaşamı onurla sürdürmek amacında olanların vazgeçemeyecekleri bir kavram.
Kolektiflerin gelecekte de gereğini yapacağına olan inanç, umutlanmak için yeterli. Bu gezegen, gözleri paradan başka bir şey görmeyenlere, gericilere, bağımlılara bırakılacak değil herhalde.
"Anonim" kolektiflere, Vendetta'nın "V"si'ne selamlar...