Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Selim Yalçıner

Kitap, Bilgi, Yeniden Doğuş

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:00 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:00

Viyana'da kitap satışları Ağustos'ta, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1,6 oranında arttı. Geçen yıl, bir önceki yıla göre yüzde 6,6 oranında gerçekleşti toplam yükseliş. Viyana kitapçıları, bu yılda da aynı eğilimin sürmesini bekliyorlar, yüzde 6'nın üzerinde bir artış öngörüyorlar. Viyana'nın ünlü kitapçılarından biri, "Okuyucu kriz dolayısıyla tatile gidemiyor diyelim, 10 Euro'ya bir kitap alıyor, tatil yapıyor, fena mı?" diyor. Viyanalı kitapçılar, nitelikli satış elemanlarına sahip olmanın avantajlarını yaşadıklarını söylüyorlar, sürekli müşterileri elde tutabilmek ve yeni müşteriler kazanabilmek için en iyi danışmanlık hizmetini vermeye çalıştıklarını vurguluyorlar. Beni de kıskandırıyorlar. Keşke bizde de kitap satışları artsa diyorum, okuyanlar artsa, bilgiye daha çok önem verilse, yeni bir dönem eşiğindeki Türkiye belirsizliklere daha hazırlıklı olabilse.

Sadece Viyana'da yılda 230 milyon Euro'luk kitap satılıyormuş. İstanbul'dakini bilemiyorum, ama dünyanın kişi başına en çok satan gazetesinin bir Avusturya gazetesi, Neue Kronen Zeitung olduğunu biliyorum. Neue Kronen Zeitung'a, Bir milyona yakın net satış ve üç milyonluk okunma düzeyiyle 8 milyon nüfuslu Avusturya'da en çok satan ve dünyada da kişi başına en çok satışa sahip gazete ünvanını kazandıran okurlar, çok da kitap okurlar diye düşünüyorum.

Benim, Türkiye'de başka ülkelerden çok daha fazla kitap okunması gerektiğini düşünmem, bu 'Güzel ve Yalnız' ülkenin koşullarının bir laboratuar görüntüsü vermesinden kaynaklanıyor. Dünyada olup da Türkiye'de olmayan –köpek maması bağlamında değil tabii ki- bir şey yok. Emperyalizm, sömürgecilik, sömürü, yağma, köktendincilik, etnik çatışma, ayrımcılık, çevresel yıkım, kadın düşmanlığı, milliyetçilik, şovenizm, eşcinsellere baskı, yabancı düşmanlığı, çocuk ziyankarlığı, başıboş yapılaşma, hayvan katliamı, akla gelen gelmeyen her şey var bu laboratuarda.

Laboratuarda nasıl çalışılacağının bilgisi ise, yok gibi. Böyle canlı bir laboratuara nasıl yaklaşılır, olanlar nasıl algılanır, ne şekilde anlaşılır, hangi becerilerle anlamlandırılır, pek biliniyor gibi görünmüyor şu anda. Bunun çaresi var, tek çaresi aslında: okumak. Bol bol, ne bulunursa okumak. Hiç bir sınırlandırmaya, kısıta kapılmadan okumak. Kaan Arslanoğlu, geçen yazısında Türkiye'de 50 bin adet sosyalist var mıdır diye soruyordu. Benim anladığım, sosyalizmin, yeni bir dünya kurmak olduğunun kaç kişi bilincindedir demek istiyordu, doğru anladıysam. Yeni, öyle bir dünya ki, o dünyada artık hiçbir şey bugünkü gibi olmayacak. Bu dünyayı kuracaksın. Üstelik, bu işi, dünyanın geri kalanını iyi izleyerek tabii ki, ama onlardan medet ummayarak yapacaksın, kendin başaracaksın. Neden?

Çünkü, en gelişmiş laboratuara sahipsin. Ne kötülük varsa dünyada, hepsi toplu halde aşağı yukarı, bizde var da ondan. Büyük şans! İroni bir yana, gerçekten büyük şans. Şans, çünkü gelecek, bu günü biraz, orasından burasından iyileştirmeye çalışarak kurulamayacak. Olaylar, topluca bir dönüşümü, yenileşmeyi zorunlu kılacak çokluk ve çeşitlilikte. Bu nedenle bu siteye yıllardır emek verenlerin de aralarında, önlerinde bulunduğu bir çok çalışkan insan, gri hücrelerini zorlayarak, kafa patlatarak yani, yeni bir gelecek tasarlamanın koşullarını hazırlamaya gayret ediyorlar. Yeni bir gelecek tasarımı, geleceğin kendisi aslında, okumaksızın gerçekleştirilebilir mi? Usta, Ustalar diyoruz, Usta'ların okuma listelerini, okudukları kitapların, başvurdukları kaynakların listelerini yani, merak edenlerimiz kaç kişidir? Dönemlerinin tüm bilgilerine çöl susuzluğu ile saldırdıklarını görmek de teşvik edici olabilir belki.

Okumak, etken olmaktır görüntülerin, seslerin, biçimlerin tembelleştiren aldatıcılığına karşı koymaktır harfleri şekil olarak değil, soyutlama aracı olarak görmektir üretmektir yaratmaktır.

Viyana kitapçılarını kıskanmayacağım bir İstanbul (Türkiye aslında) kitap satış düzeyi özlüyorum, hakkımız bu. Zorunluğumuz da.

Selim Yalçıner 'ın Son Yazıları