Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Selim Yalçıner

Kapitalizm iyi de, partileri mi kötü?

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:21 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:21

Seçime gidilirken genel onay alan bir saptama var: çok düzeysiz bir ortamla karşı karşıyayız. Bunun çeşitli nedenleri var. Birincisi ve en önemlisi, kapitalizmin –sadece Türkiye’de değil, tüm gezegende- kendini yeniden üretme yeteneğindeki sorunlar. İkincisi, daha çok Türkiye ve Türkiye gibi ülkelere –artık çevre ülkesi mi dersiniz, gelişmekte olan ülke mi, bağımlı ülke mi, farketmez- özgü bir neden, rejim değişikliği ihtiyacı. Bu iki nedene, bir çok başka ve ikincil, üçüncül nedenler eklenebilir, tümü de doğru olur. Kapitalizmi, bu süreçten yararlananlar veri kabul edebilirler kapitalizmin gezegeni, üzerindeki insanlar, canlılar ve çevresiyle birlikte yıkıma götürdüğünü düşünenler ise edemezler, bu çılgınlığa karşı çıkmak ve daha özgür, daha eşit ve daha adaletli bir yaşam istemekle yükümlü hissederler kendilerini. Kapitalizm iyi de, partileri kötü denemez, kapitalizmin partileri bu sürecin devamını bir şekilde isterler, ve de son 40 yılda tüm ülkelerde seçimleri hangi parti kazanırsa kazansın aynı şeyi yapmaları, kapitalizme, kitlesel üretimin getirdiği yıkıma, büyük kitlelerin zararına destek vermeyi sürdürmeleriyle bunu hiçbir itiraza yer bırakmayacak şekilde kanıtladılar.

Düzey çok düşük, tarif edilemeyecek kadar. Bir anlı şanlı zevata bakın, bir de şifre sahtekarlığı nedeniyle umutları kararan 17 yaşındaki kızlara, erkeklere, aradaki uçurumun büyüklüğünü göreceksiniz. Yapılan son bir araştırmaya göre, gençlerin yüzde sekseni, Batı ülkelerinde yaşamak istiyor. Yüzde 80! Bu, Türkiye’de yaratılan umutsuzluğun yoğunluğunun göstergesi. Öyle de, Batı’da durum ne?

Ergin Yıldızoğlu’nun Cumhuriyet Gazetesi’nde 23 Mayıs günü yayımlanan yazısında, geçtiğimiz günlerde Madrid’in Puerta del Sol Alanı’nı, çadırları, uyku tulumları ile işgal eden onbinlerce öğrenci ve genç işsizin tepkileri dile getiriliyor. Gençler, Puerta del Sol çevresine, Puerta del Solution, Puerta del Solidaridad gibi sloganlar yazıyorlar ve seçim yasakları dolayısıyla kendilerine engel olmak isteyen polislere, “Bizim seçimlerle bir ilgimiz yok,” diyorlar, gerçek demokrasiyi, şimdi istediklerini söylüyorlar. Yeni ve daha iyi bir toplumu hep birlikte kurmayı amaçladıklarını, 25 yaşın altındakilerde işsizlik oranının yüzde 45’e vardığı koşulları protesto ettiklerini, muhafazakarlarla sosyal demokratlar arasında bir fark görmediklerini vurguluyorlar. Bir de “Manifesto”ları var:

“İleri bir toplumun öncelikleri eşitlik, ilerleme, dayanışma, kültürlerin özgürlüğü, gelişmenin sürdürülebilirliği, halkın refahı ve mutluluğu olmalıdır. Barınma, çalışma, kültür, sağlık, eğitim, siyasi katılım, bireyin özgürce gelişmesi ve tüketicilerin korunması insanların temel ve onlardan alınamaz gerçek haklarıdır. Günümüzde hükümetler ve ekonomik sistem bunları gerçekleştiremiyor, hatta insanın gelişmesini engelliyor. Bugünkü sistemin temel amacı ve iradesi, toplumsal verimliliği ve refahı umursamadan para biriktirmektir. Vatandaşlar bizim gereksinimlerimize ilgisiz bir azınlığı zenginleştiren bir makinenin çarklarıdır. Bizsiz bunların hiçbiri var olamaz. Demokrasi, halka aittir. Yönetime, bizi gerçekten temsil edenler gelmelidir...”

Madrid’in Puerta del Sol Alanı’nı işgal eden gençler böyle diyorlar manifestolarında. Nasıl, sözler yabancı gelmedi değil mi? Madrid’li gençler yalnız değiller Lizbon, Paris, Londra, Roma, Berlin ve Brüksel’de de gençler sokaklarda, alanlardalar yani Türkiye gençliğinin yüzde 80’inin gitmek istediği yerlerde, kapitalizmi protesto ediyorlar, liberalizmi ve onun aracı olan ‘liberal demokrasi’yi kınıyorlar. Yeni bir toplumu hep birlikte kurmak istiyorlar.

Küreselleşme, ‘liberal’ görünüm altında tüm gezegenin alabildiğinde yağmalanması ve sömürülmesi süreci, işte kendi metropollerinde bu tepkilerle karşı karşıya. Kapitalizmin krizi, insanların varlığını, yaşamını, nerede bulunurlarsa bulunsunlar, tehdit ediyor. Ya bu tehdide karşı konulacak, ya da barbarlığa teslim olunacak.

Girişte belirtmiştik, Türkiye gibi ülkelerin –yani ister gelişmekte olan deyin, ister çevre ülkesi deyin isterseniz de bağımlı ülke olarak tarif edin, farketmeyen ülkelerin- kapitalizmin niteliklerinden ve de krizinden de kaynaklanan, ancak özgül koşullarının da etkilediği bir rejim değişikliği sorunu bulunuyor. Bu rejim değişikliği iradesi de, düzey düşüklüğünün kaynaklarından biri. Eski yapı değişiyor, yeni bir rejim geliyor. Yeni rejimi isteyenler, düzey düşüklüğünü teşvik ediyorlar hatta, yeni-gerici-totaliter rejimlerine kolaylık olsun diye. Bu arada, o gidilmek istenen Batı ülkelerinde de, baskıcı ve totaliter yapıların yollarının adım adım inşa edildiğini vurgulayalım, onlara ‘haksızlık’ etmeyelim.

Belirli ve çok sınırlı bir zeka içeren bu gerici ve totaliter rejim tasarımı, hiçbir yerde, kader olamaz, olmamalı. Çünkü, en azından, 17 yaşındaki çocuklar, bu olağanüstü düşük düzeyli rejime sığmazlar, sığmıyorlar. Şifresi rejim değişikliği olan bu düşük düzeyli düşük zekalı proje, aynı zamanda sürdürmek istediği kapitalizmin kötülüklerine olan tepkiyle püskürtülmeli. Kapitalizm iyi, partileri kötü diye geçip gidemeyiz, hiçbir yere. Partileri kötü, çünkü kapitalizm kötü, tüm gezegeni mahvediyor. Kapitalizm kötü, çünkü çok küçük bir azınlığın, çok büyük bir çoğunluğun aleyhine olağanüstü büyük miktarlarda para-servet (sermaye demekte bile zorlanıyorum) biriktirdiği bir süreç.

Ne diyorlar Madrid’in Puerta del Sol Alanı’ndaki gençler:

“Yeni ve daha iyi bir toplumu hep birlikte kurmak istiyoruz.”

Böyle demek ve kapitalizmin birbirinden kötü partilerini, aralarından hiçbirine iltimas geçmeden reddetmek ve yeni bir toplum için başlatılan savaşıma katılmak zorunlu.

Hem kapitalizme, hem onun partilerine, hem de olağanüstü düşük düzeyli totaliter rejim tasarılarına kimler karşı çıkıyor, biliniyor. Avrupa’da, Amerika Kıtası’nda örnek olsun, “Vota Comunista!” diyorlar gençler, kimlerle birlikte gelişimin önünün açılabileceğinin, yeni ve daha iyi bir toplumun kurulabileceğinin işaretlerini veriyorlar, karamsarlık bulutlarını, umudun güneşiyle dağıtıyorlar.

Yeni ve daha iyi bir toplumu hep birlikte kurmak, şifresiz bir ifade.

[email protected]

Selim Yalçıner 'ın Son Yazıları