Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Selim Yalçıner

Kapitalizm Geleceği İçin Yeniden Fala Yöneldi

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:18 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:18

Kapitalizm, geleceği için yeniden fala yöneliyor. Geçtiğimiz Pazartesi akşamı, haber kanallarından birinde yapılan bir ekonomi tartışmasına Türkiye'nin ünlü astrologlarından biri de katıldı. Moderatör, "Son dönemde dünyada giderek gelişmekte olan bir eğilime biz de katıldık ve programımıza bir astrologu da davet ettik" diyerek sundu konuk astrologu. Evet, özellikle kapitalizmin metropollerinde, ekonomi konuşulurken astrolog çağırma 'in' oldu. Kapitalizmin geleceği, kaderi, astrologlara danışılıyor. Onlar da, gayet ciddi bir biçimde değerlendirmeler yapıyorlar, kapitalizmin geleceğine ışık tutmaya çalışıyorlar. İşleri zor. Birazdan ayrıntılarına gireceğimiz gibi, gerçekten çok zor.

Sözünü ettiğimiz haber kanalındaki tartışmaya konuk edilen astrolog, büyük bir özenle seçildiği anlaşılan sözcüklerle, yaşadığımız yıl içinde kapitalizme alternatifler aranacağını belirtti örneğin, 'istikrar (mevcut iktidarın devamı) gerekir' diyen hocaları deyim uygunsa, 'titretti'.

Biraz astrolojiden:

Genel olarak, gezegenlerin hareketlerinin ve birbirleriyle olan ilişkilerinin yaratacağı etkileri araştırmaya çalıştığı kabul edilebilecek olan astrolojinin, öncelikle Mezopotamya'da, İsa'dan önce 3 bin yıllarında başladığı, Babil döneminde geliştiği, Mısır'da yaygınlaştığı biliniyor. Gezegenlerin hareketleriyle birbirleriyle olan ilişkilerinin önemi, o dönemlerde de, ekonomik nedenlerden kaynaklanıyor. Üretim (tarım) iyi olacak mı, bolluk mu yaşanacak yoksa yıkım mı, doğal olaylar yerleşimleri olumlu mu etkileyecek olumsuz mu, astroloji bunlarla ilgileniyor genel olarak. Bireylerin, doğum anları dikkate alınarak nasıl bir yapıya, geleceğe sahip olacakları daha sonra, özellikle hükümdarların merakı üzerine astrolojinin konusu olmaya başlıyor.

Kapitalist ekonomide falcılığın ise, büyük ölçüde Evangeline Adams'la başladığı kabul ediliyor. New Jersey doğumlu bu astrolog, (8 Şubat 1868 - 12 Kasım 1932) bir dizi kehanetinin doğru çıkmasıyla ünleniyor. Örneğin, New York'a geldiğinde bir süre kaldığı otelin sahibi, Adams'ın kendisine yakın bir gelecekte yangın tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu söylediğini bir röportajında gülerek anlatıyor, ancak otelin çok kısa bir süre sonra bir yangında kül olması ve bu arada otel sahibinin bir yakınının da olay sırasında yaşamını yitirmesi efsaneleşiyor. Adams, 1929 yılının 2 Eylül'ünde Dow Jones'in göklere çıkacağını söylüyor, ertesi gün indeks olağanüstü tırmanıyor ve bir daha aynı düzeyi ancak 1954 yılı'nın Kasım Ayı'nda görebiliyor. Evangeline Adams, ekonomik falcılık alanında yalnız değil Mary W. Boyd, Robert Gover, L. J. Jensen, Barry Lynes, John McEvers, Louise McWhirter ve Raymond Merriman gibiler başta olmak üzere bir çok astrolog ekonomik tahminlerde bulunuyorlar ve –evet, oldukça büyük- ilgi görüyorlar, kitapları milyonluk satışlara ulaşıyor.

Astrologlarla, falcılarla alay etmek gibi bir saygısızlığa düşmeden, bu çalışmaların temellerinin kanıtlanmaya büyük ihtiyaç gösterdiğini, evet, sonsuzdan gelerek sonsuza uzanan diyalektik süreçlerin birbirlerini sürekli etkilediklerini ancak bu etkileşimin özellikle setler temel alınarak değerlendirilmeye çalışılmasının bilimsel bilgiye ulaşmada yararlı olabileceğini düşündügümüzü vurgulayalım, devam edelim.

Kapitalizm, neden faldan medet umuyor?

İşler, iyi gitmiyor, böyle devam etmeyecek, edemeyecek de ondan. İşlerin iyi gitmediğini okumuşlar görüyorlar, konumlarına göre yanıtlara yöneliyorlar. Aydın olanlar, çok küçük bir azınlığın çok büyük çoğunluğun zararına sermaye (servet de denebilir, birikim sürecinin üretime olan uzaklığına göre ve de kitlesel üretimi fetiş haline getirip getirmemeye, kıble yapıp yapmamaya bağlı olarak) biriktirdiğini ve gezegeni, üzerinde yaşayan insanlardan başlayarak diğer canlılar ve doğasıyla yok etmeye yöneldiğini söylüyorlar. Varlıklarını ve geleceklerini bu yıkıcı sürece bağlamış olan okumuşlarsa –aynı tutumdaki okumamışlarla birlikte- faldan medet umuyorlar. Kapitalizm, bu vahşet –ya da azınlığın delicesine zenginleşmesi- sürecek mi ey falcı, söyle: neyse halim, çıksın falim!

Bu, onlara göre belirsiz olan sorunun yanıtını aslında yaşam, her gün veriyor. Ayrı diller konuşan ve ayrı dinlere inanmış insanların kardeşliğini simgeleyen anıta ucube denildiğinde 'kutsal'lık mertebesine yükseltilmiş tarihi kişiliklerin yaptıkları –kardeş cinayetleri örneğin- o ayrıca tapındıkları televizyon ekranlarına yansıdığında ve yansıyacak olduğunda egemen birileriyle yandaşlarının paniğe kapılmalarında düvel-i muazzama (büyük devletler) ile işbirliği yapmakta sakınca görmeyen tarikat şeyhlerinin pseudoyaşamını anlatan filmler umdukları ilgiden uzak kaldığında –güncel deyimle 'flop' olduğunda- gene birilerinin gösterdikleri öfkenin şiddetiyle parasını, kendi ceplerinden değil halkın ödediği vergilerden karşıladıkları stadın açılışında yaptıkları görgüsüz –insanlardan 'kul' olmalarını isteyen- konuşmaların ardından gelen ıslık ve yuhalamalara karşı takındıkları tavır ve yuhalayanları nankörlükle suçlamalarında Tunus'taki göstericilerin kararlı direnişinin despotları –bir buçuk ton altınla birlikte- Suudi Arabistan'a kaçırmasının (demek böyle şeyler Müslüman coğrafyasında da olabiliyor) travmasında Polislere "Hamileyim, vurmayın" diyen öğrencinin inadına inadına karnının tekmelenerek bebeğinin düşürtülmesine karşı oluşan tepkiler bağlamında öğrenci kolektiflerince AKP'li milletvekillerine atılan yumurtalarda işsiz gezen 20 milyondan fazla insanın, aslında şu anda, şimdilik bir işte çalışmakta olan bir çoklarıyla birlikte, akşamı nasıl bulacağını ve eve nasıl ekmek götüreceğini düşünerek sıkışan yüreğinde çoluk çocuğuyla yemeğe gitmek isteyen anne-babaların bu düşüncelerinden polis baskınına uğrama ihtimali nedeniyle vazgeçmelerinde gerçekleri yansıtma görevlerinden, işlerinden atılma korkusuyla kendiliklerinden 'istifa' eden medya çalışanlarının kendilerine olan saygılarını yitirmeye başlamalarında seçtikleri insanların notorik bir şekilde içeri tıkılmalarına düzenli olarak isyan edenlerin öfkelerinde dünyada verilen en yüksek faizle çekilen sıcak paranın her an kaçabileceği ihtimaliyle düşleri kararan yöneticilerin -çok yönlü!- korkularında ve burada saymakla bitiremeyeceğimiz bir çok iç ve dış gelişmeyle görülüyor ki, bu işler böyle devam edemez. Bir şeyler olacak.

Hazırlıklı olunması, bu işlerin böyle gitmeyeceğinin bilincine ulaşan ve geleceğini mevcut yağma ve sömürü sürecinde görmeyenlerin, armudun sapı üzümün çöpü demeyerek birbirlerine yaklaşıp kucaklaşmaları, birbirlerine tutunarak geleceği birlikte kurmaya yönelmeleri zorunlu. Tunus'ta şimdi gericiler ülkenin geleceğini etkileyebilmek için uğraşıyorlar. Oysa tam tersinin olması, aydınlık insanların daha eşit, daha özgür, daha adaletli, onurlu bir yaşam için bir araya gelmeleri gerekiyor. Eğer işimiz falcılara ve kapitalist emperyalistlere bağımlı gericilere bırakılmayacaksa, herkesin işin bir ucundan tutması şart.

Ayrıca da, hepimiz insan oluşumuzdan kaynaklanan görevlerimizi yerine getirmezsek, bıraktık küresel kapitalizme bağımlı gericileri, falcılar ne yapsın? Söylüyorlar işte önümüzdeki dönem, hatta bu yıl, kapitalizme alternatif süreçlerin gündeme geleceğini. Başka ne desinler ki?

Selim Yalçıner 'ın Son Yazıları