Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Selim Yalçıner

Kapitalist Uygarlık Karşıtını Değil, Hayalet Düşmanını Arıyor

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:01 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:01

Kapitalist uygarlık, yirmi yıla yakın bir süredir, karşıtını değil, hayalet düşmanını arıyor bunun öyle bir düşman olması gerekli ki, hem kapitalist uygarlığa temelden karşı olmasın, hem de bu yapıya, yaşaması, ayakta kalabilmesi için zorunlu enerjiyi verebilsin. Bu nafile amaç için yapılanlar da, biraz aklı olan bir insanın bile rahatlıkla görebileceği çelişkileri barındırıyor. Kapitalist Uygarlık'ın tasarımcıları, birbiriyle uyumlu olmayan düşünceleri, verileri bu amaca yönelik olarak bir araya getirmeye çalışmakta hiç bir sakınca görmüyorlar, bu onların bileceği iş bizim işimiz ise, bu çelişkileri ortaya döküp, gerçekten 'döküldüklerini' kanıtlamak, bunu onların her 'tez'ine karşı yapmak. 'O da yanlış, bu da,' demek.

Kapitalist uygarlık, neden karşıtını arayamıyor da bir karşıt hayaletinden medet umuyor?

Basit, karşıtını ararsa, ilk önce kendisinde bulacak, bu da sonunu hızlandıracak. Diyalektik, böyle bir şey. Hayalet düşman aramak, diyalektiğin işlemesini engelleyebilir mi? Tabii ki hayır. O diyalektik, sonunda kendi mecrasını bulur. Ancak, hayalet düşman aramak, bulduğunu sanmak, olayların kendi mecrasına akışı sürecinde gerekli olan düşünsel katkının devreye girişini geciktirebilir, bu emeğin yönünü saptırabilir, işini zorlaştırabilir. Kapitalist uygarlık, bu nedenle kendi karşıtını görmezden geliyor, bu karşıtı bilip göstermeye çalışanları da hem düşünsel hem de fiziksel anlamda linç etmeye çalışıyor.

Uygarlıklar Çatışması'nın, hem de neoliberal söylemlerin, küreselleşme yaygarasının orta yerinde devreye sokulması, bir 'düşman'ın üretim araçlarının mülkiyeti konusundaki tutumunu –kısmen görüntüsel de olsa- değiştirmesinden kaynaklanıyor büyük ölçüde. Bu o kadar önemli de değil, önemli olan, karşımızdaki sorun şimdi, kapitalist uygarlığın, hayalet düşmanını bulduğunu sanması ve bunu tüm gezegene bağıra çağıra duyurmasıdır. İslam, kapitalist uygarlığın hayalet düşmanı haline gelmiş midir?

Şu anki duruma göre, bunun aksini söyleyip de aynı gezegene kabul ettirebilmek mümkün görülmüyor. Başlıca iki nedeni var bu 'durum' gibi görünen olgunun:

İlki, kendini bu ideolojiyle tanımlayanların, ellerine silah almada çok düşük tereddüt gösteren gruplara kaynaklık etmede sağladığı kolaylık ikincisi, kendisi de totaliter olan kapitalist uygarlığın karşısında, totaliter direncin mümkün olduğunu, en az öteki kadar yalan ve eksik de olsa, 'ideolojik' varlığıyla gösterebilmede sunduğu olanak.

Bu iki olgu, bugün, şu andaki koşulları göz önüne aldığımızda, 'var' gibi görünebilirler, ancak uzun dönemde kapitalist uygarlık ve büyük ölçüde onun içinden kaynaklanacak olan asıl diyalektik çelişki için 'var' olmaktan öte, çözümlenmesi acilen gereken bir sorun haline gelmiş bulunmaktadır. Eline silah alanın politik olarak ciddiye alınması, kolaylıkla vazgeçilebilir bir durum değildir. Ciddi bir durumla karşı karşıyayızdır, silahla istediğini elde etmeye yönelen gruplar söz konusu olduğunda. O silahı ele almaya yol açan çelişkileri kimin, kimlerin oluşturduğu, ele alınan silahları kimlerin verdiği, o silahların nelere karşı kullanılacağına kimlerin karar verdikleri, bu aşamada, artık çözülmesi çok karmaşık bir sorunlar yumağı sunar. 'Yapmayın,' dediğinizde, silahı veren ve tutanın ortak tepkisiyle karşı karşıya kalırsınız.

Silah, bu aşamada, totaliter olduğunu gizlemeye çalışan kapitalist uygarlığın, denetim altında tuttuğu ya da tuttuğunu sandığı olanaklara da yönelir: Sandık'ı denetlediklerini sanırlar, bir bakarlar ki denetleyemiyorlardır, tüketim'i istedikleri gibi yönlendirdiklerini sanırlar, bir bakarlar ki bunu yapamıyorlar, Amerikan filmlerini satamıyorlar örnekler çoğaltılabilir.

Totaliter bir ideoloji, konumuzda İslam, kapitalist uygarlığın totalitarizmiyle de ister istemez çatışır. Türkiye halkının büyük çoğunluğunun kamuoyu yoklamalarına göre kapitalist uygarlığın en önemli temsilcisi Amerika Birleşik Devletlerine karşı oluşu sadece traji-komik bir durum değil, aynı zamanda uygarlıklar çatışması çelişkisini diyalektiğin yerine koymaya çalışanların beceriksizliği, bilgisizliği, çıkarlarından başka bir şey göremeyişlerinin sonucudur.

Kapitalist uygarlığın temel çelişkisinin sosyalistlerin öncelikler listesinin başına koyulması gerekir. Bu, söylemek ya da dilemekle olacak bir şey değildir uğrunda, her alanda, kapitalist uygarlığın totaliter yapısının dayattıklarına karşı koymayı, her cephede savaşmayı gerektirir. Her cephe, sanıldığından çok fazladır, yaşamın her alanını kapsar. Üstelik, totalitarizme karşı savaşırken, sahte ve cahil totaliter görüntülerle boğuşmayı da zorunlu kılar. Hem kapitalist uygarlığın yediği haltlara, yaptığı hatalara karşı uyanık ve mücadeleci olmayı, hem de geleceği bugünden, adım adım, tuğla tuğla kurmayı gerektirir.

Bu zorlu uğraşta, birbirimizle, yani kapitalist uygarlığa bu bağlamda karşı olan insan ve gruplarla ilişkimiz, olağanüstü dikkat ve duyarlıkla yönetilmesi gereken bir politik kuyumculuğa ihtiyaç gösterir. Bilgi gerektirir kapitalist uygarlığın totalitarizmine karşı olmak, cesaret gerektirir, uyanıklık gerektirir. Bu arada tabii ki, yaşamı sürdürebilme savaşımı vardır, eksik bırakılırsa diğer savaşımlara sıra bile gelmez.

Zor iş. Ama başarıldığında, en azından kendi dönemimiz için gerekenleri yaptığımızı düşünebildiğimizde, büyük bir gönül rahatlığı vereceği kuşkusuzdur. Önemli olan, zoru yapmaktır. Kolaycılığın rehavetine kapılmak değil. Zor olan kapitalist uygarlığı lif lif edip gözler önüne sermektir, her yanının döküldüğünü gezegene göstermektir. Nasıl bir yaşamın, onurlu bir yaşam olduğunu gözleri görmeyene, kulağı duymayana anlatmaktır.

Selim Yalçıner 'ın Son Yazıları