Selim Yalçıner
Kalkışmaları öngörmeye yarayan teknoloji arayışları
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:33 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:33
Kapitalist uygarlığın sömürü, savaş ve baskıyla işleyen bu yapının giderek eceline doğru ilerlendiğinin göstergeleri artıyor kendi sözcülerinin ifadelerine ve yaptıklarına bakıldığında da. Kapitalist uygarlık, gezegenin toplumsal hareketliliğinin yükselmekte olduğunun bilincinde ve bu gelişmenin, kendi sonunu hazırladığından kuşku duymuyor. Ancak boş da durmuyor, elindeki tüm olanakları devreye sokarak, yeni, özgür, eşit ve adaletli, sömürüsüz savaşsız bir dünyanın kurulmasını engellemeye çalışıyor.
Gösteriler, toplumsal direnişler, gruplar arasında çatışmalar, kalkışmalar, başkaldırılar, gerilla eylemleri, iç savaşlar, işgallere karşı direnişler ve savaşları önceden belirleyip bunlara karşı neler yapılabileceğini olay, olaylar başlamadan aylar önce planlamak için bir yerlerde kafalar yorulup duruluyor, bilgisayar teknolojisi uzmanları anılan olayları öngörebilmeye yönelik yeni teknolojiler üretebilmek amacıyla ‘canla başla’ uğraşıyorlar.
The Economist Dergisi’nin 21 Nisan 2012 tarihli sayısında yer alan bir araştırma, konuya ilişkin önemli ayrıntılar sunuyor. Yazıda vurgulananları olabildiğince özetleyerek aktarmak yararlı olabilir.
“Sivil çatışmaların çıkış ve yayılmalarını önceden belirleyecek bilgisayar modelleri geliştiriliyor” başlıklı makale, aşağı yukarı on yıldır dünyanın gelişmiş ordularının, çıkabilecek konvansiyonel savaşlarda kimin kazanacağını iklim ve bölge koşulları, orduların sayıları, silahları, konuşlanmaları, eğitim ve moral durumlarını değerlendirerek belirleyebilecek, örneğin “Tactical Numerical Deterministic Model” adlı ve Washington DC’de bulunan Dupuy Institute tarafından üretilmiş bir programa sahip olduklarını vurgulayarak başlıyor.
Yazıda, gerilla savaşlarının zor ve halk ayaklanmalarının daha da zor ‘modellenmesi’nin halen generalleri ‘üzmekte’ olduğu, çünkü bu tür olayların, konvansiyonel ‘hardware’den öte, toplumsal faktörlere bağlı olduğu ve bunların da bilgisayar uzmanlarının kullandıkları algoritmalara kolay uyum sağlayacak veriler halinde değil, ancak Facebook ve Twitter’da gözlenebilen duygusal oluşumlar ve telefon trafiği gözlemleriyle, fiziksel verilerin değerlendirilmesinden çok daha karmaşık bir teknolojik sürece gereksinim gösterdiği belirtiliyor.
The Economist’teki araştırmada, ‘durum’un zor, ancak ‘imkansız’ olmadığına değinilerek, ‘zengin dünyanın’ askeri güçlerinin, savaş oyunları odalarında ve think-tank’lerinde ‘parlak beyinlerin’ ayaklanmalar ve gayrinizami savaşları modellemeye çalıştıkları, bu alandaki en bilinen projelerden biri olan ve Amerikan Kara Harp Okulu Westpoint’te bilgisayar bilimciliğinden orduya transfer edilmiş olan Binbaşı Paulo Shakarian yönetimindeki bir grubun yürüttüğü SCARE (Spatio-Cultural Abductive Reasoning Engine) adlı projeyle, Amerika Birleşik Devletleri’nin Vietnam, Irak ve Afganistan’daki gerilla karşıtı (siz, işgal diye okuyun) deneyimlerinden yararlanarak güvenilebilir modeller oluşturmaya çalıştıkları vurgulanıyor. Binbaşı Shakarian ve ekibinin, örneğin önceden yapılmış olan bombalamaları, topografik ve sokak haritaları, bölgenin etnik, dilsel ve dini özellikleri ışığında değerlendirerek, bundan sonra yapılacak bombalı saldırılarının hedeflerini, 700 metrelik bir alana kadar düşürmeye başardıkları kaydediliyor. Binbaşı, ayrıca telefon trafiğini de değerlendirmelerine katarak, daha başarılı sonuçlara ulaşmaya başladıklarını belirtiyor, The Economist’teki araştırmaya göre.
Buraya kadar, zengin ülke ordularının, başlamış olan bir ayaklanma sonrası bilgisayar teknolojisi geliştirme çabalarına değinildiğini kaydeden Economist yazısında, bundan sonra, “Fakat, eğer mümkünse, olaylar başlamadan önce, olacakları belirleyebilmenin daha iyi olacağı” düşüncesinden hareket eden bir başka proje, Amerikan Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın geliştirilmesini finanse ettiği Riftland Projesi hakkında bilgiler veriliyor. Virginia’daki George Mason Üniversitesi’nde, Computational Social Science Profesörü olan Claudio Cioffi-Revilla’nın yönetimindeki bu projede, adını Batı Afrika’nın Great Rift Vadisi çevresinde yer alan Kongo, Etiyopya, Ruanda, Somali ve Uganda gibi, son dönemlerde yoğun halk ayaklanmalarına sahne olan ülkelerdeki koşullardan hareketle, kalkışmaları önceden belirlemeye yönelik modellemelere ağırlık veriliyor.
Riftland Projesi, yardım kuruluşları, akademik çalışmalar ve devlet kurumlarından elde edilen veri yığınlarına, insan gruplarının örneğin kuraklık ve silahlı çatışma koşullarında ne şekilde, kimin liderliğinde bir araya gelebileceklerine ilişkin toplumsal verilerin eklenmesiyle, gelecekte nasıl ve kimlerin önderliklerinde oluşacak kalkışma ve direnişlerle karşılaşılabileceğine ilişkin öngörüler, modeller hazırlıyor.
Bir başka çalışma, Economist’e göre, Massachusetts Institute of Technology’den Peter Gloor’un Condor adıyla bilinen projesi. Condor, merkezi yönetimin zayıf ya da varlığını gösteremediği (Riftland Projesi) ülkelerinden farklı olarak, Kuzey Afrika’daki görece güçlü devletlerde meydana gelen kent ayaklanmalarına yönelik. Gloor, Alman Hıristiyan Demokratlarının (CDU) danışmanı. Bu proje, özellikle Twitter, Facebook ve diğer sosyal paylaşım ağlarından yararlanarak halk protestolarının nasıl evrilebileceğini araştırıyor, ‘Duygu Çözümlemesi’ adı verilen bir yöntemle, bu konuda modeller arıyor.
‘Duygu Çözümlemesi-Sentiment Analysis’, protestocuları, sosyal paylaşım ağlarındaki etkinlikleriyle değerlendiriyor. Etkin bir protestocu, örneğin, birçok takipçisi olan ve çok az kişiyi takip eden bir kişi olarak profil kazanıyor. Bu ‘denek’, eğer ‘olağanüstü’, ‘neşeli’, ‘eğlenceli’, ‘Çok güzel bir film’, ‘seveceksiniz’ gibi laflar ederse, bir sorun yok, ancak: gözlenen aynı ‘denek’ eğer ‘hayır’, ‘asla’, nefret ediyorum’, ‘budala’ gibi deyimleri kullanmaya başlarsa, sorun var ve ‘Condor’, aldığı uyarılarla harekete geçiyor, ‘başı ezilesi’ biriyle karşı karşıya bulunduğu sinyalini vermeye başlıyor.
The Economist Dergisi’ndeki araştırmada ayrıca E-MEME (Epidemiological Modelling of the Evolotion of Messages), The Worldwide Integrated Crisis Early Warning System (W-ICEWS) gibi programlarla da gelecekte meydana gelebilecek ayaklanma ve direnişleri öngörüp gereken önlemleri tasarlamaya çalışıldığı belirtiliyor.
Bunlar komplo (kimine göre ‘komple’) teorileri!
Hayır, hayır. The Economist’in burjuvaziye sadakatinden ve küresel sermayeye bağlılığından kimsenin kuşkusu olmasın.
Adamlar (ve kadınlar, W-ICEWS’in Pentagon’daki irtibat subayı olan Melinda Morgan gibi) oturmuşlar, gelecekte meydana gelebilecek ayaklanmaları, direnişleri nasıl önceden tahmin edebileceklerini en gelişkin bilgisayar teknolojileri desteğinde saptamaya ve gerekli ‘önlem’leri önermeye çalışıyorlar.
Eceli gelen ne yaparsa yapsın yararı olmaz, bu da bizden –halk deyimi, gayet diyalektik- bir özdeyiş katkısı olsun.