Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Selim Yalçıner

İştirakkiyun-u Şahane

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:33 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:33

İsteyen, ‘İştirakkiyun-u Şahane’yi, ‘şahane olan komünizm’ ya da ‘şahane komünizm’ diye okuyabilir –ki, son dönemde içte ve dışta komünizmden söz edenler arttı, komünizm terimini ağızlarına hiç yakışmadığı halde kullananların bir bölümü, kapitalist uygarlığın yıkılabilir bir ‘şey’ olmasının giderek daha fazla düşünülmesinden yola çıkıyor ve neoliberal ya da müdaheleci önerilerine karşı çıkanları korkutmak amacıyla da bunu yapıyor-, isteyen de, ‘Padişahın komünizmi’, ‘Padişaha ait olan komünizm’ şeklinde yorumlayabilir başlığı. Royal, imperial sözcükleri bir terimin başına geldiğinde nasıl o terimin kime ait olduğuna gönderme yapıyorsa, Osmanlıca’da da ‘Şahane’ sözcüğü bir terimin ardından geldiğinde, o terimin Padişaha ait olduğunu belirtir ki, yazımızda bu son anlamıyla kullanılıyor.

‘Müslüman Sosyalist’ girişim, girişimcilerinin ve katılımcılarının düşünce ve duyguları ne kadar yüksek dozda iyi niyet taşırsa taşısın, ‘İştirakkiyyun-u Şahane’, ‘Padişahın Sosyalizmi’, ‘Padişahın Komünizmi’ oluşturma amacına hizmet edecek gibi görünüyor.

Kendilerine ‘Müslüman Sosyalist’ diyenler her ne kadar mülkiyet gibi karmaşık bir konuya da rahatlıkla giriyor ve Allah’ı tek mülk sahibi olarak algıladıklarını söyleyerek metindeki bir tek tümcenin oldukça özgür bir yorumunu bu algılarına kaynak gösteriyorlarsa da, metnin tamamı, mülkiyet ve ticaretin işleyiş kurallarını, benzeri başka metinlerden çok daha ayrıntılı bir biçimde, baştan aşağı ve hiçbir kuşku bırakmayacak kadar açık bir şekilde belirliyor. Böylelikle, metin söz konusu olduğunda, MS’in mülkiyet konusunda olağanüstü aşırı iyi niyetli –kimseye kötü niyetli demek istemediğimiz için- görünmesinden başka bir sonuca ulaşılamıyor.

Buna karşın, MS, neden mülkiyet konusuna bu denli cesur bir biçimde değinebiliyor?

Anlamaya çalışalım. Önce, kapitalist uygarlığın oldukça büyük ve aşabileceği umutlarının giderek tükenmekte olduğu bir krizinin yaşanmakta bulunduğunu anımsamakta yarar var.
Kapitalist uygarlık, büyük olasılıkla bu krizi, kendi adını –ideolojisini, varsa teorisini- kullanarak aşamayacak. Bir dönüşüm, kaçınılmaz gibi görünüyor. Bu dönüşümün, mevcut sermaye birikim yöntemlerinin –finanskapital ile sanayi küresel kapitalizm ile ulusal kapitalizmler çok kaba bir ifadeyle banka sermayesi ile sanayi sermayesi Friedmancılık ile Keynescilik- kapışması sonucunu doğuracağı ve ister istemez mülkiyet gibi çok duyarlı bir konuya da neşter atılmasını zorunlu hale getireceği anlaşılıyor. Ya bankaların-ağırlıklı olarak- mülkiyetine ya da sanayi kuruluşlarının –gene ağırlıklı olarak- mülkiyetine ya da daha karmaşık bir biçimde her iki kesimden bazı unsurların mülkiyetlerine müdahale edilecek, kapitalizmin her krizinde olduğundan biraz daha radikal bir biçimde ve kapitalizm içinde kalınarak, büyük olasılıkla.

“Kapitalizm içinde kalınarak,” dedik. İşin aslı, zurnanın zırt dediği yer burası. Kapitalist uygarlığın karşıtı, komünizm. Komünizm, ancak kapitalist uygarlığın tümüyle yıkılmasının ardından gelebilir. Oysa sol –teorik açıdan, yoksa kendine sol diyenleri eleştirmek aklımızdan geçmez- kapitalist uygarlık içi bir alternatif, sağ-sol, tahtırevalli gibi, kapitalizm içindeki salınımların iktidarların adlarına getirdiği değişimlerden birini tanımlıyor.

MS ve ‘İştirakkiyyun-u Şahane’ olarak tanımlanabilecek başka girişimlerin anlamı ve mülkiyet gibi komünistlerin üretim araçlarının sahipliği –daha belirgin olarak, üretim araçlarının herkese ait olması- ile tanımladıkları bir konuya bodoslamadan girmelerinin önemi tam da burada ortaya çıkıyor.

Bu işler böyle gitmeyecek. Kapitalist uygarlık er ya da geç, yıkılacak. Kapitalist uygarlığın ardından komünizm gelecek. ‘Bari bizim komünizmimizi, bize uygun bir sermaye birikim modeline evet diyecek bir komünizmi şimdiden yeşertelim ve kapitalizm içinde kalmaya devam edelim,’ diyorlar egemenler, hem içte, hem dışta. Kapitalizmin krizi, aşağıdakilerin, milyarların yani, küçük mülkiyetlerine, üretim araçlarının mülkiyetiyle ilintili olmayan bazı varlıklarına el konulması sürecini zaten yaşatıyor, ancak bununla aşılamıyor. Belirli bir gelecekte, egemenler, birbirlerinin mülkiyetlerine uzanacakları izlenimini veriyorlar. Royal, imperial, şahane (padişaha ait) sosyalistler işte bu aşamada önem kazanacaklar büyük olasılıkla. Onların, İştirakkiyyun-u Şahane’nin dediği yapılırmış gibi gösterilerek, kapitalistler içi-arası mülkiyet el değişimleri yaşanacak gibi görünüyor.

İslam gibi, totaliter yani yaşamın tüm alanlarına ilişkin yönlendirmeleri-emirleri olan ve kapitalizmle bütünleştirilmiş bir ideoloji tabiatıyla, doğası gereği, solun komünizmin momentum kazanmasını engelleyebilmek amacıyla kendi solunu, sosyalistlerini de oluşturmayı düşünecek, ve düşünmekle de kalmayıp uygulamaya koyacak, kapitalizmin krizinden hem kapitalizm içinde, hem Müslümanlık ideolojisinin totaliterliği kapsamında kalarak çıkmaya önem verecek, bu arada, egemen kesim içindeki mülkiyet değişimlerinden tabii ki kendi yandaşlarının güçlenerek çıkmasını sağlamak için uğraşacaktı.

Olan budur. İşlerin böyle gitmeyeceği sadece bu düzenden hoşnut olmayanların düşüncesi değil artık, egemenlerin de paylaştığı bir olgu. İşçilerin, işsizlerin, gençlerin, aşağıdakilerin neleri varsa onlara el konuyor zaten şimdi sıra, kendilerinin mülklerine el koyarak yandaşlarına aktarmak isteyenleri destekleyen sermayedarlara geldi.

‘Kapitalizme karşı olduklarını’ söyleyen Müslüman Gençler’in, kapitalizme gerçekten kimin, kimlerin karşı olduğunu, Suriye’de emekçilerin, yoksulların kanı pahasına savaştırılmaya kimin, kimlerin gerçekten karşı çıktığını ve böylelikle en ahlaklı davranışı gösterdiğini bir kez daha gözden geçirmelerinde yarar olabilir. Müslüman Gençler, mülkiyet karşıtlığını öne alan taleplerinin nasıl ve hangi koşullar altında, mülkiyete tapan ana akım medyanın haberlerinde birinci sıraya yükselebildiğini de, ciddi ciddi düşünmeliler. Sosyalizmin komünizmin momentum kazanmasını önlemek amacıyla yapılanlar bağlamında bu olguyu yakından izlemeye devam edeceğimiz anlaşılıyor.

Kapitalizm içi çözüm önerilerinin, sömürü, savaş ve baskının sürmesi anlamına geldiğini bilenlerin, kapitalist uygarlığın ortadan kaldırılması için yaratıcı yeteneklerini, güçlerini tümüyle ortaya koymalarının ve birleşilemezse bile, hiç olmazsa belli sorun ve konularda işbirliğine yönelmelerinin zamanı gelmiş gibi görünüyor.

“Enternasyonalle kurtulur insanlık!”

[email protected]

Selim Yalçıner 'ın Son Yazıları