Selim Yalçıner
İhvan: Emperyalizm Compatible
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:19 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:19
Bu da nasıl bir başlıktır diye sorulabilir, ben de sordum kendi kendime: Ihvan, Arapça bir sözcük, ahi-kardeş'in çoğulu emperyalizm latince kökenli bir terim, ne anlama geldiği unutturulmaya canla başla çalışılsa da giderek daha çok kullanılıyor compatible ise İngilizce'den dolaşıma giren bir sözcük, özellikle de bilişim teknolojisindeki kullanımıyla bilinir hale geldi, bir yazılım'a uyumlu olunduğunu anlatmak amacıyla sıkça duyuldu. Bu terimler nasıl bir araya gelebildi ki? Bu beceri kime ait? Övünecek halimiz yok, beceri bize değil, İhvan'a ait. İhvan, bu terimleri bir araya getirebildi de biz kullanabiliyoruz. Devrim koşulları oluşturan bir kalkışmayı, hem de o kalkışmaya tüm gücüyle katılmaksızın, hareketliliği ucundan tutarak, sadece toplumdaki örgütlülüğü, toplumsallaşma düzeyiyle ilgili varsayımları kullanarak yönlendirip emperyalizmin kucağına bıraktığı için İhvan, Müslüman Kardeşler, bu terimleri bir araya getirebildi, biz de yineliyoruz.
İhvan, emperyalizm compatible olduğunu başka nasıl kanıtlayabilirdi, zor soru. Gericiliğin emperyalizmle her dönem sarmaş dolaş olduğu belirli bir çevrede biliniyor da, geniş kitleler, kalkışmış kesimler bu doğruyu nasıl öğreneceklerdi –hem de bir daha unutmamak üzere- öngörmesi o kadar kolay değildi. Yaşam öğretti işte: İhvan, daha doğrusu Müslüman Kardeşler'in lider kadrosu, kendi örgütünden gelebilecek tepkileri bile göze alarak, Mısır Kalkışması'nı satıverdi. Şimdi Kahire'de, Mübarek Yönetimi'yle İhvan'ın da katıldığı görüşmeler oluyor, 'yaşamın normalleşmesi' amacıyla, anlaşıldığı kadarıyla İhvan'ın genç destekçileri bu görüşmelere karşılar, Mübarek görevinden ayrılmadan yapılacak pazarlıkları hiçbir şekilde onaylamadıklarını belirtiyorlar ama, güçlerinin bu talepleri kabul ettirecek düzeyde olup olmadığı yakın bir gelecekte görülecek.
Teolojinin kapitalist emperyalizmin, daha 'terbiyeli' bir deyişle küresel sermayenin tam anlamıyla güdümüne sokulduğu, yedeğine alındığı, tam da bu nedenle kapitalist emperyalist metropollerde dinden, daha belirleyici bir tanımla Hıristiyanlık'tan hızla uzaklaşıldığı, Batı kaynaklarınca bile dile getirilirken İslam'ın, hem de emperyalizm için yaşamsal öneme sahip coğrafyalardaki etkinliğinin aynı emperyalistlerce ihmal edilebileceği düşünülemezdi, geçen yüzyılın özellikle ikinci yarısı, bu amaca yönelik 'program'lara böylelikle sıkça tanık oldu, dinci gericiliğin Batılı yöneticiler ve medya tarafından nasıl yere göğe sığdırılamadığını hep birlikte izledik. Sonuç ortada. Gücünün her yere uzandığı kulaklara fısıldanan ve bazılarının bu tür söylencelerden büyük keyif aldıkları gözlenen İhvan, aslında –düşünsel kurucularının sistem karşıtlığını çok kısa bir sürede sisteme uyuma dönüştürdüğünden- neredeyse hiç kalkmadığı emperyalizmin kucağında oturduğunun tüm dünya –Müslümanlar da dahil- tarafından görülmesini hangi teolojik metne dayanarak açıklayabilir, bu da merak konusu. Bir yerlerde ticari bazı sözler bulabilirler, ancak karşı olduğunu dosta düşmana alenen –açıkça- ilan etmiş bulunduğu emperyalizme bu kadar büyük dostluk göstermesini haklı çıkaracak hiçbir teolojik kaynağa sahip olmadığını söylemek yanlış olmaz.
Zalimle işbirliği yapana ne denir? Hangi kitap, zalime uşaklık edeni haklı çıkarabilir? Biz yanılıyoruz diyelim, Müslüman Kardeşler'in Filistin versiyonu Hamas'a karşı Gazze'de muhalefet bayrağı açan binlerce Arap genci de mi yanılıyor? Belki de Hamas, Müslüman Kardeşler'in bir bölgede açıkça -çünkü gizleyerek yönetime el koyanları da var- iktidara doğrudan gelmiş tek örneği olmasının sıkıntısını çekiyordur, bilemeyiz. Öyle ya, Müslüman Kardeşler, hiçbir yerde iktidara doğrudan gelerek yönetim sorumluluğunu dolaysız biçimde almayı belki de bu nedenle istemiyordu. Söylemlerini iktidara getirecekler, kendileri iktidar sorumluluğunu paylaşmayacaklar, ancak iktidarın nimetlerinden alabildiğine yararlanacaklardı, anlaşıldığı kadarıyla amaçları buydu. Mısır deneyimi, İhvan'ın emperyalizm ve onun İhvan dışındaki uşakları tarafından öne itilmesine yol açtı. İhvan, ister istemez masaya oturdu, kanını içmeye yemin ettiği Mübarek'le pazarlığa başladı. Sadece bu satışı, İhvan'ın Mısır Kalkışması'nı emperyalizmin kucağına bırakmasını tüm dünyanın görmesini sağlamak bile, Kalkışma'nın tarihsel başarılarından biridir. Tahrir Meydanı'nda, İhvan'ın emperyalizme karşı olduğunu tesbih çekerek dolaşırken söyleyebilecek bir yiğit var mıdır artık kuşkuluyum.
Gericilik, İran Devrimi'ni –özgürlük talepleriyle başlayan- ele geçirip yönlendirdi, Mısır Devrimi'ni sattı. Hala bile, gericiliğe övgü düzen, gericileri ezilmiş kesim olarak kabul eden ve tarihle barışma, tarihle yüzleşme safsatasıyla gericilerin ekonomik politik toplumsal yaşamda daha etkin –artık nasıl daha da etkin olacaklarsa- hale getirilmelerini isteyenler var. Soytarılık bu, soytarılık ama, hala, üstelik kendisini gericilerin safında görmeyenlerce bile yineleniyor. Bu akım, gericilik, sürekli muhalif olmaktan –ya da muhalif görünmekten- güç alıyor-du! Artık bu olanakları yok. Kendi iktidar dönemlerinde işlenen cinayetlerin sorumlularını bulamamanın suçunu bile başkalarına yükleyenlerden, bu tür gericilerden söz ediyoruz.
Düşüncenin sefaletini, sefaletin düşüncesi yeniyor. Yaşamda. Düşünce ve duygu ortamlarını perişan ederek çıkarlarını sürdürmeyi amaç edinenler, bu perişanlığın, sefaletin pratikte ürettiği basitlik içinde, gayet basit bir biçimde, gerçek nitelikleriyle ortaya çıkıveriyorlar. İhvan, kendi hakkında üretilen söylenceleri, emperyalist programlara bir anda ve yüzü kızarmaksızın uyarak, ortadan kaldırıveriyor. Şimdi ne söylence (efsane) var ne de bir başka şey: İhvan'ın Mısır Kalkışması'nı satışı var. Gericilikten medet umanlara Müslüman Kardeşler'in hediyesi olsun.