Selim Yalçıner
Herkesin Solla Derdi Solun Derdi
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:13 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:13
Bildim bileli Türkiye'de herkesin, her kesimin, çevrenin solla bir derdi vardır, solun derdinin ne olduğunu ise bu dertler arasında görebilmek pek kolay değildir, çünkü kendilerine göre dertleri olanlar, solun asıl sorunlarıyla uzaktan yakından ilgilenmezler, dahası, bunların neredeyse tamamına yakını, sola karşıdırlar. Solun en temel özelliğini, vicdan sahibi olmasını, akıllarınca, kendi çıkarları için kullanmayı amaçlarlar. Bu çıkarcı yaklaşımlara karşın sol bitmez bir türlü, hatta gelişir, geleceğe -gençler eliyle- uzanmanın yollarını bulur.
Savımızı biraz açalım. Basında çalışanlar, çalışmış olanlar bilirler, eğer çalıştıkları kurum ilericisiyse örneğin, bu kurumun en gözü pek çalışanlarına dosya üstüne dosya gelir. Yolsuzluk dosyaları. Bu dosyalar, büyük çoğunluğuyla, bir hukukçu titizliğiyle hazırlanmış ve eksiksiz çalışmalardır bir savcı örneğin, bu dosyaları incelemeye aldığında eklenecek çok az şey bulur. Gene de eline dosya gelen gazeteci belgeleri ciddiye alırsa çalışır, araştırır, irdeler, ilgililerin görüşlerine başvurur ve konuyu kamuoyuna sunar. Dosyaların artması ve dosyaları getirenlerin asıl duruşlarını gizlemeye yarayan büyük nezaketleri eğer dikkatini çekerse gazetecinin, bundan sonra gelenlerin ne olduklarını anlamaya özen göstermesi gerekir. Ortaya çıkan tablo ilginçtir bu eksiksiz dosyaları getirenler, sohbet sırasında kendilerini söz konusu haksızlığa, eşitsizliğe, yolsuzluğa karşıtmış ve bu bağlamda solda dururmuş gibi göstermeye çalışmalarına karşın, büyük çoğunluğuyla solcu falan değillerdir, tarikatçı, ülkücü, muhafazakar, sağcı, çıkarcıdırlar. Bu tutum, örneğin bir ilin, bir ilçenin önemli bir sorununu solun desteğiyle çözüp sonra solu bir daha akıllarına getirmemek üzere unutanların bulunması, hem de sıkça ve çokça bulunması gerçeğiyle toplumsal ve politik alanlarda da örneklenir. Bu satırları okuyanlar, anlatılanların doğruluğunun kendi başlarından geçenlerle sağlamasını kolaylıkla yapabilirler.
Birileri, kendi çıkarları için solu hep kullanmak ister solun vicdanını. Kullanamazlarsa, "Böyle sol mu olurmuş?" derler. Kendi solcu olmayıp da solu bu tümceyle ya da benzerleriyle eleştirenler, solu kullanamamış olduklarını düşünenlerdir. Öyle ya, sol, vicdan sahibi olduğu için 'kullanım'a açık olmalıdır, değilse, 'Böyle sol mu olurmuş?'. Samimi olsalar, gerçekten solun iyileşmesini, gelişmesini, serpilmesini isteseler oysa, yapacakları şey çok çok basittir: gelip katılıp yardımcı olmak. Hayır. Bunu yapmazlar. Uzaktan öyle, gözlerler, işlerine geldiğinde o vicdanı kullanabilecekleri kadar bir uzaklıktan solu hoyratça, acımasızca ezilmesinden solcuların gizli bir sevinç duyarak.
Kimisi, düpedüz milliyetçi, etnik çıkarları için –kendi içlerindeki solcuların, devrimcilerin, sosyalistlerin, komünistlerin sadece gördükleri eziyetleri sömürerek, söylediklerini ise unutarak- solu, daha da geniş bir çerçeveye oturtmaya kaba saba çalışarak yetersiz söylemlerini, kullanmaya çalışır. "Solcu olun, emekten yana durun, emperyalizme, sömürüye, gericiliğe karşı tavır alın birlikte mücadele edelim," denmesi asla etkilemez böylelerini. Bunlar, umut bağladıkları gerici iktidardan hediye olarak yeni, yepyeni, gıcır gıcır bir cezaevi alacaklarını duyduklarında da tutumlarını değiştirmez, o kişinin padişahlığına onay vermeye kalkışmalarını demokrasi vs. ile açıklamaya debelenirler. Her eve, o ev sakinlerinin sırtlarında kırılmak üzere kazma sapı hediye edilmesi de etkilemez bu türü.
Kimisi, daha da pervasızca, gericiliğine solun katkısını bekler. Bulur da, piyasaya çıkmış olanlardan bulabileceği kadarını. Bir elin parmakları kadar şaşkın ya da çıkarcıyı, kanal kanal gezdirerek konuşturur, solu bu şaşkın ve çıkarcıların sayesinde kendi yanına çekeceğinin hesabını yapar, o son derece sınırlı zekası ve birikimiyle, ibret alınası cehaletiyle. 12 Eylül'e karşıdır da! (Fonda mehter müziği, son çıkan cd'yi arkadaşlarına dinleterek farkını göstermek isteyen cemaatçi memurun dikkatsizliği nedeniyle belli belirsiz duyulmaktadır düzeyini bir kaç gömlek düşürmekte herhangi bir sakınca görmeyen iç mimar eliyle görgüsüzlüğü abartılarak şatafat verilmeye çalışılmış ve kiracısının böylelikle büyük beğenisini kazanmış olan salonda ressam bozuntusunun eli, gözlerdeki sinsi ifadenin yarı kapanık gözkapakları sayesinde gizlendiği umularak ve 'hoccam' diye mırıldanma 'noktasında' ve yandaş işadamlarından gelen paraların ister istemez yarattığı salya eşliğinde öpülmektedir netekim.)
Kimisi, eğer kamuoyunda sürmekte olan tartışma –artık hangi konu üzerineyse- biraz dallanıp budaklanıp entelektüel katkı gerektirdiğinde solu getirir aklına. 'Bunlar bu işi bilir, biraz da solu konuşturalım bu konu üzerinde de, eksikliğimiz, yetersizliğimiz ayyuka çıkmasın' düşüncesiyle. Sonra, konu çözümlenip mevcut sınıf ilişkileri bağlamında, sermayenin istekleri doğrultusunda, geride bırakıldığında, soldan gelecek sefere kadar söz etmemeye yeminli olarak.
Kimisi, ülkede ABD karşıtı bir gösteri ihtiyacı duyduğunda aklına getirir solu, sol haliyle ilgilenmeyince de, komik hareketler yapan on on beş ülkücüyü Taksim'e ittirip bazı sesler çıkarttırır, kendi yarattığı kepazelikten memnuniyetsizliğini ise 'Böyle sol mu olurmuş, bunlara solcu mu denirmiş' (Öyle ya, sol senin Amerikancılığını bilmek zorunda değil, senin teşvikinle sokağa dökülmek zorunda senin sınırlı entelektüel olanaklarına göre) diye tesbih çekerek homurdanır iki namaz arası –'mütedeyyin'leri tenzih ettik- ayrıca.
Örnekler artırılabilir. Solun vicdanı oldukça, hatta genişlemeye devam ettikçe, bu tür arzular istekler sürecektir. Kendi vicdansızlıklarını solun vicdanıyla gizlemeye çalışanlar hep bulunacaktır. Solun, bu 'uyanık'lara karşı uyanıklık kazandığı son yılların ve özellikle de son dönemin deneyimlerinden görülüyor. Kendi için olmaya devam edeceği de, vicdanını korumaya özen göstereceği de.
Solun kendi için olması, bunu yaparken vicdanını koruması, yazıldığı kadar kolay değil. Bir yandan ülkenin kapitalizminin bağımlı karakteriyle burjuvazisinin –nurjuvazi olmasına pek az bir zaman kalan- yetersizliğinin yarattığı ekonomik, toplumsal, politik sorunlar, öte yandan halkının muhafazakarlığının egemenlerce kullanımının olağanüstü –siz 'fevkalade' olarak da okuyabilirsiniz- kolaylığı, sınıf savaşımını hatasız sürdürmenin karşısındaki engellerden sadece bazıları. Ama tüm engeller aşılacak. Bize böyle güvenli ifadelerde bulunabilme olanağı veren, özellikle son dönemde sola yaklaşımlarda görülen olumlu değişiklikler. Solun ne dediği giderek daha çok merak ediliyor Türkiye'de ve dünyada, çünkü işlerin böyle gitmeyeceği her geçen gün daha da belirginleşiyor. Evet, bu işler böyle gitmeyecek, bir şeyler olacak. Sol bu süreçte daha çok merak edilecek, daha çok spot ışığı görecek.
Baş döndürücü büyük başarılar aramak yerine, küçük hatalar yapmamaya özen göstermek daha doğru olacak gibi görünüyor önümüzdeki dönemde.