Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Selim Yalçıner

Hatayı Wall Street Yapıyor, Faturayı Bize Ödetiyor

Yayın Tarihi: 07.05.2021 , 23:57 Güncelleme Tarihi: 07.05.2021 , 23:57

DÜNYA SOLA DÖNÜYOR - AVUSTURYA Yazıları

Başlık, bir sol örgütün sözcüsüne ait değil, bir sosyalist devlet başkanı ya da başbakanına da değil, Wall Street ve yandaşlarının politikalarından dolayı perişan olan, işsiz kalan ya da savaşmaya zorlanan 'gelişmekte', 'kalkınmakta' olan ülke insanlarının yığınla oy vererek göreve getirdikleri tercihan cahil, çoğunlukla sahtekar, iki yüzlü 'temsilci'leri tarafından hiç değil. Dünyanın hegemonları arasında yer alan Almanya Başbakanı Angela Merkel söylüyor bu sözleri, üstelik başlıktakinden çok daha ağır biçimde, başlığa biz bu kadar sığdırabildik sadece. Başhegemon ABD'nin Başkanı Obama da dün PBS adlı TV kanalındaki röportajında "Girmiş oldukları aşırı risklerden dolayı Wall Street'tekilerde en küçük bir pişmanlık belirtisi görülemediğini, bu nedenle finans piyasalarının denetiminin iyice sıkılaştırılmasından başka bir yol kalmadığını," vurguladı.

Federal Alman Şansölyesi Angela Merkel, geçen hafta partisi CDU'nun, Bavyera'daki kardeş partisi CSU ile birlikte düzenlediği toplantıda konuşurken Wall Street ve City of London'a ağır eleştirilerde bulundu, sorunların ancak 'bürgerlich', yani burjuva bir koalisyonla, yani sermayenin doğrudan partilerinin kuracağı bir hükümetle çözümlenebileceğini vurguladı, şu anki ortağı Sosyal Demokratların Almanya'ya yararlı politikalar üretmekten çok uzak (işçi yandaşı 'görünmenin' bile sermaye açısından sıkıntı yarattığına değiniyor) bulunduklarını söyledi.

"G 20 toplantısına gideceğiz, bir daha Wall Street ya da City of London'un bize, paranın nasıl kazanılacağını ve sonrasında meydana gelen krizin faturasının kimler tarafından ödeneceğini dikte etmelerine izin vermeyeceğimizi söyleyeceğiz," Merkel'in tümcesinin tamamı bu. City of London, bilindiği gibi en az Wall Street kadar, bazı açılardan belki de daha önemli Britanya finans merkezinin bulunduğu Londra bölgesinin adı.

"Ne kültürlerinde (davranış biçimlerinde demek istiyor, sy) ne olayın sonuçlarına katlanma konusunda tavırlarını değiştirmek istemiyorlar. Goldman Sachs'in ya da JPMorgan Chase'in kâr göstermeleri tutumumuzu etkilemez," diyor ABD Başkanı Obama da piyasalara yaptıkları sayısız milyar dolara göndermek yaparken.

Neymiş, Wall Street ve City of London, paranın nasıl kazanılacağını dikte ediyormuş, nereye, Almanya'ya, nereye, ABD'ye, sonra da yaptıklarından dolayı dünya krize girince, faturayı kime çıkarıyormuş, Almanya'ya, Amerika Birleşik Devletleri'ne. Güler misin ağlar mısın diyeceğiz, gülmeye yer yok oysaki gerçek yaşamın sürdüğü, kapitalizmin canına okuduğu insanların var olmaya çalıştıkları yerlerde. Sanki otuz yıldan fazla bir süredir sürdürülen hokkabazlık (paradan para kazandığını göstermeye çabalayan soytarıların yaptığı iş) Amerikan ve Alman oligarşilerine para kazandırmadı, sanki ABD'de varolduğu sanılan ve tüm dünya ekonomisini etkileyen 'büyüme' dolayısıyla Amerikan ve Alman şirketleri ülkelerinde kâr rekorları kırmadılar, Amerikan ve Alman sanayicileri, işadamları, büyüme diye sunulan mali kesimdeki hokkabazlığın getirisine ortak olmadılar.

O bankalar, banker kuruluşları, o akıl almaz 'türev'leri ne diye, kimin için ürettiler? Türev dediğiniz, örneğin banker skandalları diye bilinen büyük para içedişlerini yaşayan Türkiye'nin bankacıları tarafından bile kuşkuyla karşılanırken, Amerika Birleşik Devletleri'nin, Almanya'nın ve tüm dünyanın elinde para -para derken, milyonlar, milyarlar demek istiyoruz- olan zenginlerinin, Türkiye'dekinin bire bir aynısı, sadece isimleri batılı olan banker kuruluşlarının kapılarında o çok paraları yatırmak amacıyla kuyruk oluşturdukları için üretilmedi mi? Garibanın biri bankaya gidip elindeki birkaç yüz doları yüksek getiri sağlayacak 'kağıt'lara yatırmak istedi diye mi o türevler icat edildi?

Asla. Kapitalist-emperyalist metropollerin sanayicileri, tüccarları, zenginleri artık o ana kadar yaptıkları işlerden edindikleri-gasp ettikleri artı-değeri yetersiz buldukları, çok daha yüksek getiri sağlamaya başladığını gördükleri için bankalara, banker kuruluşlarına ellerindeki, çantalarındaki, bavullarındaki, hesaplarındaki milyonlarca, milyarlarca dolar, euro ile hücum ettiler. Sermaye bu, para, kâr, artı-değer nerede çoksa oraya koşar. Sermayenin yaptıklarının sonuçta herkes için 'iyilik' yarattığını söyleyenler şaşkınlardır, konumuz dışında kalırlar.

Kısaca: Ne Obama, ne de Merkel, doğruyu söylüyorlar. Krize, Wall Street ya da City of London'daki bazı açgözlü insanlar yol açmadı. Sözü edilen semtlerdeki insanların açgözlü olmadıklarını, hayır kurumlarında çalıştıklarını, sevap yapmaktan başka bir amaç taşımadıklarını öne sürmüyoruz tabii ki, yanlış anlaşılmasın. Ancak kriz, bu yapının krizidir, kendi kendini yeniden üretme konusundaki sıkıntısının ortaya çıkışıdır. Kriz, kapitalizmin, sistemin, daha doğrusu sistem diye sunulan ve kabul etmemiz için tehdit edildiğimiz bu haydutluğun krizidir. Sanayiciler, o koca demir çelik tesislerini, otomobil endüstrisini, dev inşaat projelerini bu arada kurup yürüttüler, ne için, artı-değer için, yeteri kadar artı-değer elde edememeye başlayınca da bu sektörlerden, kâr ettiğini iddia edenlerin kapılarında kamyon kamyon paralarla kuyruk oluşturdular, bankaların banker kuruluşlarının yani. Finans kesimi diye iştah açıcı bir isimle de analım isterseniz bu insanları, onlar da, düşünüp taşındılar, koyu renk elbiseli ve tayyörlü, iki üç üniversite bitirmiş, görece yüksek ücretli çalışanlarına talimatlarını verdiler: Bu tonla parayı getirenlere satacağımız bir şeyler bulun, yeni kağıtlar üretin!

İşte bu üretilen kağıtlar, şimdi işsiz kalan, aç kalan, savaştırılan, umutsuz bırakılan, korkular içinde kıvrandırılan, onursuzlaştırılan insanların giderek artışının –gene milyonlar, milyarlar ölçeğinde, bu kez insan sayısı olarak, dolar ya da euro hesapları halinde değil- görüntüsel nedenidir. Asıl neden, tarihin sonu-varılabilecek son nokta diye sunulan kapitalist uygarlığın kendini yeniden üretebilmek için çırpınıyor oluşudur. Wall Street ya da City of London'dakileri suçlayıp, onlara sıkı denetim getirmek, asıl suçluyu, artı-değer gaspçılarını gizlemez.

Ama şu sonuçlara varmamıza yol açar: bir küreselleşme denilen soytarılığın bitişinin, Obama ve Merkel gibi iki hegemonun ağzından duyuruluşu, iki bundan böyle küresel değil, ulusal çözümlerle artı-değer gaspçılarının yollarına devam edecek oluşu. Her hegemon ülke, kendi ulusal yasaları çerçevesinde denetim getirebilir zira, uluslararası bir denetim mekanizması yok, bu konuda bir irade de oluşturamıyorlar emperyalist-kapitalist metropoller kendi aralarında.

Kendileri, ulusal çözümlere yönelecekler, gezegenin geri kalanına da küreselleşmenin aslında sürmekte olduğunu safsatasını yutturmaya çalışacaklar, yapabilirlerse.

Selim Yalçıner 'ın Son Yazıları