Selim Yalçıner
Geleceği Kadınlar Kuracak
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:19 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:19
Geleceği kadınlar kuracak, evet, buna yürekten inanıyorum, bu saptamamın gerekçelerini da açıklayacağım. Bu bir, ikincisi, dün anılan '8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nün doğru adı, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'dür, sermaye tarafından ısrarla "Emekçi" sözcüğünün bu anmadan –kutlama değil aslında, anlatmaya çalışacağım- çıkarılmaya çalışılmasının çok açık nedenleri var, unutturulamaz.
İkincisinden başlayayım, Belma Nur Kartal, soL'da dün yayımlanan yazısında, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dedi, nedeni şu:
8 Mart 1857 'de ABD, New York'ta bir tekstil kompleksinde çalışan 40.000 işçi, olağanüstü berbat olan çalışma koşullarının iyileştirilmesi için greve çıktı. Polis grevi kırmak için saldırdı, işçiler fabrikaya kilitlendi. Çıkan –ya da çıkarılan- yangında, çoğunluğu kadın olan 129 işçi yaşamını yitirdi. Cenazeye yüzbinler katıldı, toplu katliam lanetlendi. Danimarka, Kopenhag'da 26-27 Ağustos 1910'da, 2. Enternasyonal'e bağlı Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı'nda Almanya Sosyal Demokrat Partisi (daha sonra önemli bir bölümüyle Spartakusbund'a ve giderek Alman Komünist Partisi'ne dönüşecek olan) önderlerinden Clara Zetkin, 8 Mart 1857 yılında ölenler anısına 8 Mart'ın International Women's Day – Dünya Kadınlar Günü olarak yaşanmasını önerdi, teklifi oybirliğiyle kabul edildi. İlk yıllarda 8 Mart tarihi –belki de kadınlarla ilgili olduğundandır- anmanın günü olamadı, genel olarak ilkbaharda yapılan toplantılarla yakılan kadın emekçilere selam gönderildi. Moskova'da 1921 Yılı'nda toplanan 3. Uluslararası Kadınlar Konferansı, 8 Mart'ın Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak anılmasını kararlaştırdı. Bu gün, o gün'dür, yani dün. Yani yarın.
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, çok sonra, 1977'de, 8 Mart'ın Dünya Kadınlar Günü olarak 'kutlanması'nı kabul etti, ancak 1857 yılında toplu katledilen emekçi kadınlara hiçbir göndermede bulunmadı. Şimdi, sınıfsal temelinden soyutlanmasına sermaye tarafından büyük önem verilen ve 'kutlanan' 8 Mart'larda, barbarlığın bireysel yanları ele alınıyor, asıl önemli olan toplumsal yanı, özenle bir kenara bırakılıyor. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, beyin ölümleri gerçekleşmiş bir takım adamların yazdıklarına eleştirilerle (eleştirilere itirazım tabii ki yok, ancak 'yetmez' diyorum) toplumsal sorunların 'deşarj' ettirilemeyeceği, çöpe atılmayacağı bir Gün'dür sermayenin saldırganlığının, sömürünün sürmesi için neler yapabileceğinin emekçi kadınlar bağlamında anılması için değerlendirilmesi gereken bir Gün'dür.
"Geleceği Kadınlar Kuracak", başlık bu. Neden? Bir kere, kadınların gönlünü almak için değil. Bu, benim haddim değil. Benim haddim, kadınların kendi hakları için verdikleri toplumsal mücadeleyi desteklemek, onların bu amaçla kaynattıkları çorbaya bir tuz tanesi koyabilmektir, bununla sınırlıdır. Vurgulamak istediğim, kadınların, erkeklerden hem de çok farklı olarak, sezgisel bilgilerini devreye sokmak, düşünce ve davranışlarında bu özelliklerini hatta hiç devreden çıkarmamak konusundaki özel yetenekleridir.İnsanı insan yapan, mevcut koşullarda iyi adına ne varsa bunun büyük bir bölümünü gerçekleştiren ve gelecekten umutlanmamıza olanak veren özelliklerdir bunlar. Yaşama ilişkindir, ölümü yerli yerine koyarak yaşama odaklanan, yaşamaya ve yaşatmaya yönelik niteliklerdir. Sezgisel bilgi, bir kadının, karşısında konuşanın yalan söyleyip söylemediğini, iyi niyetli olup olmadığını, öldürmeye mi yaşatmaya mı koşullandığını çoğunlukla ve kolaylıkla anlamasına da yol açan bir bilgidir erkeklerde de 'bir zamanlar' olduğu kabul edilen, ancak var oluş kaygısının sömürüsüyle kolaylıkla yönlendirilip 'kötü yola' düşürülmeyle erkeklerin ezici bir çoğunluğunun devrelerinden çıkarılmış ya da iyice derinlere ittirilmiş olan bir bilgidir. Erkekler, bir başka deyişle, ontolojik sorunları sömürülerek sezgisel bilgiden büyük ölçüde yoksun bırakılmışlardır.
Oysa bu bilgi, annemin, beni tutuklayıp yargılayanları hiçbir zaman affetmemesinin bilgisidir bu bilgi, eşimin, 15-20 kişilik bir faşist grubunun arasına girip ellerindeki ırkçı, yabancı düşmanı bildirileri kapıp yırtabilmesinin bilgisidir bu bilgi, Cumartesi Anneleri'nin çocuklarına öyle ya da böyle kavuşma isteklerinin bilgisidir bu bilgi, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki şoven havayı, asker olan oğlunun Irak'ta öldürülmesinden sonra giriştiği barış mücadelesiyle kıran ve gözaltına alınmalar, tutuklanmalarla yılmayan Cindy Sheehan'ın enerjisini aldığı bilgidir bu bilgi, erkeklerin çevrelerindeki kadınlara sessizce, sakince, kendilerine bol zaman vererek yöneldiklerinde, onları iyice 'düşündüklerinde' keşfedebilecekleri bir bilgidir bu bilgi, kadın gibi kadınların (anlaşıldığı üzere, Thatcher Mhatcher gibi erkekleşmiş ve sezgisel bilgilerinden soyunmuş, kendilerini sermaye emrine sunmuş kadınlardan söz etmiyorum) hiçbir zaman bir kenara bırakmayacakları bir bilgidir, geleceği işte bu bilgi, bu bilginin kolektif gücü kuracaktır. Ben buna inanıyorum. Bu nedenle üçleme olarak tasarladığım ve ilk iki kitabı yayımlanmış olan romanlarımın kahramanı, protagonisti bir kadındır, dönüşe dönüşe yüceliyor, en azından ben böyle olmasını planladım, bu amaçla elimden geleni yapmaya çalıştım, çalışıyorum.
Erkekler, hele de sömürüye, baskıya, bağımlılığa, gericiliğe, özgürlük kısıtlarına, eşitsizliklere, adaletsizliklere karşı savaşım veren erkekler, bu yazdıklarımdan alınmasınlar, alınmayalım, ancak donanımlı olmamız gerekir derken altını çizmeye çalıştığım eksikliklerimize bakmaktan da geri kalmasınlar, kalmayalım, sezgisel bilgilerimizi o bastırılmış özelliklerimizi, geleceği kurmaya katkı sağlayacak niteliklerimizi, güçlerimizi derinliklerimizde arayıp bulup ortaya çıkarmaktan korkmasınlar, korkmayalım.
Geleceği Kadınlar Kuracak evet, biz de, kadınların en büyük özelliğini oluşturan sezgisel bilgilere, vicdanı unutturmayan bilgilere örneğin, yaşamaya ve yaşatmaya yönelik bilgilere örneğin, erkekler olarak, yaklaşabildiğimiz ölçüde, bu geleceğin kurulmasına katkıda bulunabileceğiz.