Selim Yalçıner
'Faşizme Geçit Yok'sa...
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:09 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:09
CHP'nin yeni Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, seçilmeden önce yaptığı uzun konuşmada dış politikanın ince ayar gerektiren konuları hariç hemen her konuya değindi, Ahmed Arif'ten okudu, 'Faşizme Geçit Yok' dedi, sözlerini Nazım'dan dizelerle bitirdi.
Sonra da CHP'nin genel başkanlığına seçildi. Şimdi Ana Muhalefet Partisi'nin lideri, iktidara doğru yürüyor ya da koşuyor, bir olasılıkla geleceğin başbakanı.
"Faşizme Geçit Yok" sloganı, ilk kez İspanya İç Savaşı'nda kullanıldı, Efsanevi Komünist Önder, İspanyol Komünist Partisi PCE milletvekili Dolores İbarruri Gomez tarafından, 18 Temmuz 1936'da, 'No Pasaran' diye, son kez de CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu tarafından dile getirildi.
Kılıçdaroğlu bu sözü söyleyebilir mi, söyleyebilir, söyledi de, kimseye sormadı. Ancak, bu söz, onun ağzında ne zaman anlam kazanır, ve bu sloganı kullanmayı nasıl gerçek anlamda 'hak eder', bu ayrı bir konu. Faşizme Geçit Yok deniyorsa, bunun nasıl yapılabileceği üzerine de, sloganı kullananın bir fikri olması beklenir. Kılıçdaroğlu'nda böyle bir fikrin olmadığını söyleyemeyiz, bunu bilmiyoruz. Ancak şunu biliyoruz: Geçmişte hiçbir dönemde, faşizme karşı mücadele, bu mücadelenin olmazsa olmazı komünistlersiz yapılmadı. Komünistlerin etkin ve militan çabası, kendini halkı ve yurdu için hiçe sayan özverisi olmadan, faşizme karşı herhangi bir mücadele verilmedi, başarı sağlanamadı. İspanya İç Savaşı'nda komünistlerin en ön safta yer aldıkları Cumhuriyetçiler, Falanjist (Faşizmin İspanyolcası) General Franco'ya bağlı birliklerce de değil, neredeyse tüm dünyanın gericileri tarafından aşıldıktan 40 yıl sonra bile, bu mücadelelerinin onurlu ödülünü, Franco öldükten hemen sonra ülkelerinin özgürleşip demokratlaşmasına çok önceden kanlarıyla sundukları katkılarla, kazandılar. Faşizme karşı mücadele verilecekse, bu, ancak, komünistlerle olur, onlarsız olmaz.
'Faşizme Geçit Yok' sözü, tam da ekonomik kriz tüm gezegende yoğunlaşır ve emperyalist kapitalist metropoller zaten yakmakta oldukları dünyayı daha da geniş savaş alanlarıyla doldurmaya hazırlanırlarken söylendiğinden de anlamlı, -söyleyenin olaya bu bilinçle bakıp bakmadığının henüz kesinleşmemiş olduğunu da kayda geçirelim bu arada- ve de yaşamın tüm alanlarının egemenlerce neredeyse pornografik bir denetime tabi tutuluyor olmasından da. Faşizm, 'yürürlükte' zaten. Yaptığımız her şey kaydediliyor, 'birileri' tarafından denetleniyor. Bizler, bu tür denetimlerin son çözümlemede yapanlara hiçbir yarar sağlamayacağını bilsek de, bu, faşizmin baskısı altında bulunduğumuz gerçeğini değiştirmiyor.
Faşizme karşı olmak, kuşkusuz komünistlerin tekelinde değil, kim bu lanete karşı olduğunu söylüyorsa hoş gelmiş. Gelmiş de, bu kişi örneğin ve eğer ana muhalefet partisi lideriyse ve önümüzdeki kısa dönemde iktidara bir şekilde gelebilme olanağına sahipse, dikkate alınmak zorunda.
Söz, niyet ifadesidir. Niyet, bir şeyi yapabilme iradesini gösterir. İrade, yapmak istemeyi anlatır. Yapmak, yapabilecek olanaklara sahip olmayı gerektirir. 'Faşizme Geçit Yok' dendiğinde, bunu yapabilecek olanakların en azından var olduğunu kabul etmek zorunludur. Bu kabul, faşizme karşı direnecek olanlarla birlikte davranmayı istemek demektir. Kılıçdaroğlu, 'Faşizme Geçit Yok' diyorsa, demişse, bu sözü yaşama geçirecek davranışlara yönelmek durumundadır. Bu, faşizme karşı duracak olanlarla bir araya gelmeye çalışmasını zorunlu kılar. Sözkonusu zorunluluk, kendi dışındaki antifaşist unsurların listesini çıkarmayı ve en kararlı kesimleri en başa yazmayı getirir.
O liste, faşizme karşı koymayı yaşam amacı haline getirmiş olanların sıralaması, kendi içinde ne kadar yoğunlaşabilir, yığınağını güçlendirirse, o denli doğru yapar, vazgeçilmezleşir. Böyle bir gücün siyasette en etkin biçimde yer alabilmesine katkıda bulunan kişi de, 'Faşizme Geçit Yok' sözüne uyan tutumu benimsemiş olur.
Söz, ağzına yakışmış olur.