Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Selim Yalçıner

Erkek Donu: Yeni Kriz "Göstergesi" mi?

Yayın Tarihi: 07.05.2021 , 23:36 Güncelleme Tarihi: 07.05.2021 , 23:36

DÜNYA SOLA DÖNÜYOR - AVUSTURYA yazıları

Başlığa, Alan Greenspan, "Evet" yanıtını veriyor. Erkek donu, bildiğimiz don, erkeklerin giydikleri ve lime lime oluncaya kadar atmaya kıyamadıkları iç çamaşırı satışlarındaki düşüş, Amerikan Merkez Bankası (FED) eski Başkanı Alan Greeenspan'e göre, krizin asıl ve şaşmaz göstergesi. İşsizliğin artması, kapanan işyerlerinin fabrikaların çoğalması, gayri safi yurtiçi hasıladaki gerileme, ticaret hacmindeki daralma gibi faktörlerin önemini küçümsemiyor Greenspan ama, "Asıl önemli gösterge, erkek donu satışındaki gerilemedir. Erkek donu satışları çok az da olsa düşerse, bu, krize girildiğinin kesin kanıtıdır," diyor.

"Turbulanslar Çağı - Ekonomiye Adanmış Yaşamım" şeklinde çevrilebilecek olan otobiyografisinde Greenspan, çarpıcı denebilecek tümcelerden sakınmamış ve erkek donu ile ilgili olan değerlendirmesiyle de ekonomistlerin ilgisini çekmiş durumda. Erkek donu satışlarının genelde değişiklik göstermeyen düz bir çizgi halinde izlendiğini vurgulayan ABD Merkez Bankası eski Başkanı, bu eğrinin çok sınırlı da olsa aşağıya yönelmesinin, krizin insanların yaşamını etkilemeye başladığının kesin kanıtı olduğunu belirtiyor.

Huffington Post'tan Arthur Delaney, gazetenin online portalinde pazarlama şirketi Mintel'in bir araştırmasının sonuçlarına yer veriyor ve erkek donu satışlarının Amerika Birleşik Devletleri'nde bu yılın ilk çeyreğinde yüzde 2,3 gerilediğini, bunun yıl sonuna kadar 2,6'yı aşabileceğini yazıyor.

Greenspan'ın erkek donu ile ilgili değerlendirmelerini ve ABD'de erkek donu satışlarında görülen gerilemeleri böylece aktardıktan ve artık 'krize girdiğimizi' en 'yetkili' ağızlardan duyduktan sonra, izninizle, don ile ekonomi ve yaşamın diğer alanları arasındaki ilişki üzerine ilk akla gelen bir başka tümceyi anımsatabilir miyiz?

Fransız Devrimi'ni donsuzlar başlattı, sans culotte'lar.

Evet, Kilise'ye ve orduya sımsıkı sarılmış feodaller, 1789 Fransız Devrimi'ni başlatanlara böyle diyorlardı: donsuzlar. Donsuz diyerek küçümsüyorlardı gezegenin bu en çarpıcı devrimlerinden birini yürütenleri, aşağılıyorlardı. Sonra ordu, içindeki halk çocuklarıyla devrime katıldı, Kilise de yüzüstü bırakıverdi feodalleri, kralları vesaire. Ekim Devrimi'nde de öyle olmadı mı, nasıl küçümsediler karnı aç, ayağı çıplak halkı, burjuvalaşmayı bir türlü beceremeyen Rus 'aristokrat'ları? Sonunu biliyoruz, rezalet içinde bırakıp kaçtıkları ülkelerinin, insana sevgiyle yola çıkanları nasıl ek zorluklarla boğuşmaya ittiğini, sığındıkları tatil kasabalarından, Avrupa metropollerinden, gizlemeye gerek bile görmedikleri bir halk düşmanlığıyla, başarısızlık dilekleriyle, dualarıyla izlemediler mi? Ne halk düşmanlıkları, ne de ülkelerinin devrimciler elinde felakete gitmesi için ettikleri dualar bir fayda getirmedi. Onlar gittiler, silindiler. Sonra, her şey güllük gülistanlık mı oldu, hayır, ama gidenler de geri gelmedi. O dönem, dönemler bitti, halk düşmanları tarihe gömüldüler. Yattıkları yeri bilen de yok, önemseyen de. Londra, Highgate'deki bir basit mezar ise her gün artan sayıda ziyaretçiyi kabul ediyor, "Workers of All Lands Unite" diyerek.

Bunlar, halk düşmanları, sayıları belli, tümü uğursuz.

Uğursuzlukları nereden geliyor, insanların ayaklarındaki donu bile almaya yemin ettikleri için. Bizleri sömürerek, hepimizin hakkı olan artık-değer'i gasp ederek, kendi aralarında ırk, milliyet, din, mezhep, renk farkı gözetmeksizin kar, daha çok kar etmeye bu amaçla büyük çoğunluğu, milyarlarca insanı yani, ırk, milliyet, din, mezhep, renk ve aklımıza bile gelmeyen diğer özelliklerine gore ayrıştırıp birbirlerine düşman ettirmeye, savaştırmaya yemin ettikleri için.

Uğursuzluk, bunların ortak niteliği. Metafizik bir ifade değil. Bunlar, uğursuzluğa mecburlar. Bizler de, sayıları belli olan bu asalaklar dışında olanlar, tümümüz uğursuzluğu bitirmekle yükümlüyüz, her birimiz, neredeysek, orada, ayağımızı bastığımız yerde, gezegenin merkezinde.

Selim Yalçıner 'ın Son Yazıları