Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Selim Yalçıner

Emperyalizm ile düzeyli ilişki kurulabilir mi?

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:25 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:25

‘Düzeyli ilişki’, ‘düzeysiz ilişki’nin karşıtı olarak sunuldu, büyük ölçüde, bir ev bir araba bağlamında düşünülen ilişkilere, magazin dilinde bir ‘anlam’ verebilmek için. Buradaki ‘düzey’den kasıt ise, bir ev ve bir araba sunan kişinin, bu olanakları sunduğu kişinin meslek yaşamına müdahele etme dozu. Ev ve arabayı sunan kişi, eğer sunduğunun mesleğini icra etmesine fazla karışmıyorsa bu ilişkinin düzeyi yükseliyor ve ikilinin birlikteliği ‘düzeyli ilişki’ kapsamına alınabiliyor. Emperyalizmle ‘düzeyli’ ilişki kurabilmek de öyle eğer emperyalist, kendisiyle ilişkiye girenin mesleğini icra etmesine izin veriyorsa burada bir ‘düzey’den söz edilebilir. Sorun, emperyalistlerle kurulan ‘ilişki’lerin, kurulduğunun hemen ardından, ‘ilişki’ niteliğini yitirmesiyle çıkıyor. Emperyalistlerle ilişki kuranlar, çok kısa bir süre içinde, bu ilişkinin ilişki olmaktan çıktığını ve bir başka düzeye –düzeysizlik bile olmayan bir biçime-kaydığını görüyorlar, bunu mideleri kaldırırsa bir süre daha devam ediyorlar, emir komuta zincirine bağlı kalabiliyorlar kalabilecekleri kadar, sonra da ‘kader’lerine razı oluyorlar, istisnası yok.

Batista, Marcos, Pehlevi, Noriega, Saddam, Bin Laden (Cheney’le aynı şirkette ortak olan amca değil, dağa çıkan, Stinger’lerle desteklenip Ruslara karşı kullanılan, ardından da terörle mücadele etme gerekçesi haline getirilip istenen ülkeye saldırma amacıyla yararlanılan), Mübarek, Pinochet, es-Sabah (‘Özgürlük Savaşçısı’yken ülkesi ABD tarafınan işgal ediliverilen), aklıma şöylesine gelebilenler. ‘Hem emperyalizmin kucağına otururum, hem de işlerimi yürütürüm,’ diyen aklıevveller bu listeyle sınırlı değil, isimlerini yazmayıp ‘haklarını yediklerimizden’ özür dileyerek devam edelim.

Emperyalizm, neden, ilişkiye geçtiklerinin canına okuyor? Huyu mu böyle, sırtında dereyi geçtiği kurbağayı sokup öldüren akrep misali, yoksa bu işin ‘raconu’ mu bu?

Racon macon, emperyalizmin, gücü yettiğini kendi çıkarı için kullandığı çok açık. Kiminle nereye kadar gideceğini sadece kendi biliyor. Ha, gittikleri yer, sonunda aynı, sadece zaman farkıyla kaybediyor bazıları, önceden telef ediliyorlar ama, bu işin sonunun yıkım anlamına geldiğinde herhangi bir görüş ayrılığı yok.

Yıkım deyince, akla hemen son dönemde sıkça kullanılmaya –bir başka deyişle, yeniden anımsanan ve Schumpeter’e göndermelerle anılan- ‘yaratıcı yıkım’ deyimi geliveriyor. Kapitalizmin, daha sonra yeniden yaparak para kazanacağı varlıkları yıkması yani. Bunu, efendi bir şeymiş gibi de anlatıyor bazıları. Önce yıkarsın, sonra yaparsın, para kazanırsın, uygun deyimle, karlılığını artırırsın, belki bu yolla krizden çıkarsın. Bu arada savaşlar olmuş, insanlar ölmüş, ne önemi var? Hem trafik kazalarında bile insanlar ölmüyor mu? İroni konusunda sorunları olanlara, son tümcenin bize ait olmadığını, ‘ciddi’ ‘ekonomistler’ ve ‘siyaset bilimciler’ tarafından söylendiğini anımsatalım.

Evet, yıkım diyorduk, önce yıkarsın, sonra yaparsın. İnsanlar da telef –bu terimin hangi bağlamda kullanıldığını söyleyecek olanlara: evet, o bağlamda kullanılıyor burada da- olurlar, olurlar ama, yıkanlara, öldürenleredeli oy vermeyi de sürdürürler. Öyle ya, aksi söz konusu olsaydı, kapitalizmin anlı şanlı ekonomistleri, büyük bir savaşın gelmekte olduğunu bu denli pervasızlık ve ‘bilimsellikle’ söyleyemezlerdi.

Savaş hem var, hem de genişleyeceğinin işaretlerini veriyor, önce yerel, sonra ulusal, ardından bölgesel, sonunda da küresel. Barış derken kastettiğimiz, ‘yaratıcı yıkım’ bağlamında yapılacak tüm işlere karşı çıkmak. Barış derken kastettiğimiz, bir başka yaşamı, sömürüsüz, savaşsız, özgür ve eşit bir yaşamı istemek. Barış aynı anda, onurlu bir yaşamı tasarlamak ve uygulamakdemek, çok uğraşmak, çok öğrenmek, çok çalışmak demek.

Selim Yalçıner 'ın Son Yazıları