Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Selim Yalçıner

"Direniş" Sözcüğü Sözlükte Var!

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:01 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:01

Öylesine, merak ettim, baktım: Türk Dil Kurumu'nun internet sitesinde, bu sözcüğü, direniş'i yazdığınızda şöyle diyor:

Direnme işi.

"Bu direniş çetin değil, haşin değil, yürek burkucuydu." T. Buğra.

Yılmadım, bu kez Ali Püskülloğlu'nun Türkçe Sözlük'üne baktım. Şu bilgiler var:

Direniş: topb. bir hakkı elde etmek için, toplumsal bir kümenin, bir başka toplumsal kümeye ya da bir kimseye topluca karşı koyması. ör. İşçilerin direnişi sürüyor.

Sevindim tabii ki! Ben de böyle anımsıyordum çünkü, belleğim beni yanıltmamış!

Tarık Buğra'dan alıntılanan açıklama, benim de yüreğimi burkmuştu zira, biraz şey olmuştum yani, üzülmüştüm diyelim. Aslında Tarık Buğra'dan, kalemi iyi ama düşünceleri sağda olan bir kişiden alıntı yapılmasına da biraz yüreğim ekstra burkulmuştu, öyle ya, direniş sözcüğünün tümce içinde kullanımına örnek arayınca ilk akla gelen bu kişiden yapılan bir alıntı olamazdı dünya tarihinde de, bizim tarihimizde de, direniş deyince çok başka örnekler takılıyordu akla, 'örnek', 'örnekler' verip de önemli bir olayı atlayarak kötü duruma düşmeyeyim!

Neyse, Ali Püsküllüoğlu sayesinde rahatladım. Sonra, kendi sözlerime takıldı kafam:

"Kalemi iyi ama düşünceleri sağda," demişim Tarık Buğra için. Bugünlerde, bu sözler, kaç kişi için kullanılabilir, çok kişi için değil mi? Kalemi iyi, yani okumuş yazmış, hem de biraz fazla iyi yazmış, ama düşünceleri sağda, sermayenin yanında yani kabaca, sermayenin, oligarşinin yedeğine eklenen gericiliğe övgü yağdıran, 'demokrasi' adına, emperyalizme bağımlılığı yere göğe sığdıramayan kaç kişi var? Çok kişi demişim de, yanlış olmuş: bir kişiden fazla kuşkusuz, ancak gene de bir kaç elin parmakları kadar.

Az'lar ama, örneğin eczacıların direnişini görmezden gelmeyi biliyorlar. Bu sıralarda çok soruluyor ya, ne yapılmalı, ne yapmalıyız diye, öyle çok karmaşık değil yanıtı, günlük yaşam söz konusu olduğunda. Teoriye sayfalar dolusu emek veren, pratiğe kanını, terini, gözyaşını sunanlara selamlarımızı, sevgimizi, dostluğumuzu göndererek belirtelim: herkes hakkını korumaya, ne istediğini, ne istemediğini söylemeye başlarsa, sözcük, sözlükten çıkmış olur.

Eczacılar böyle yaptılar. Türk Eczacıları Birliği, İstanbul Eczacı Odası, kaç yıldır sürdürdükleri savaşımla, iktidarın olanaklarından sonuna kadar yararlanan bir grubun, ilaç sözcüğünün kapsamına değişiklik getirerek ilacın marketlerde leblebi çekirdek gibi satılması, böylece milyarlarca doların bir kaç uyanığın cebine akması, halkın ilaç konusunda bilgilenme hakkının hiçe sayılması girişimine engel oldular. Şimdilik en azından. Bu uyanıklar, gericiliğin her zaman yaptığı gibi, üzerlerine gidildiğinde sinsice geri çekilip sonra salyalı saldırganlıklarına devam etmeyi planlıyorlardır mutlaka, ama karşılarında hiç de boyun eğmeye niyetli olmayan bir 'küme' bulacaklarını unutamazlar.

O medya ki, büyük çoğunluğuyla, eczacıların binlercesinin beyaz önlükleriyle yaptıkları yürüyüşleri, mitingleri, üstün bir başarıyla görmezden geldi, direnişlerini 'yürek burkucu' bile bulmadı, şimdi sıra kendisine geldiğinde o insanlardan medet umuyor, bizi alın, bizi izleyin, bize destek verin diyor.

Eczacıların direnişi tek değil, ülkenin bir çok yerinde direnişler, karşı koyuşlar var, bunları 'görmüyor' medya, asla, yok sayıyor, sıra artık onlara, onların temelden yokoluşlarına geldiğinde kimlerden yardım alacaklarına, kimlerin gönülden, inanarak onları destekleyeceğine hiç mi hiç önem vermiyorlar.

Hadi medyayı –içindeki emekçileri, emek yandaşlarını kesinlikle unutmayarak- bir kenara bırakalım, dayanışmayı sözlerinde benimseyenlerin, eylemleriyle bunu kanıtlayabildiklerini, bir avuç insan dışında, söyleyebilir miyiz? Sosyalist gençlerin sel baskınındaki fedakarlıklarını, halkın, tam da gerektiği zamanda yanında, yürekleri öyle dediği için yer almalarını medya görmedi diyelim, ya da çok küçük bir tümceyle geçiştirdi, halkın yanında olduğunu her gün yineleyenler neden yok sayıyor? Doğru bu, kim yaptıysa, yapılması gereken bu, yoksulların, ezilenlerin, sömürülenlerin yanında olmak açıkça övülmesi gerekmez mi?

Kendimize acımak gibi bir hataya tabii ki düşmeyeceğiz, doğru bildiğimizi yapalım, yeter, övgü beklemeden haksızlıklara karşı koyalım Ali Püsküllüoğlu'nun sözlüğünde yazıldığınca, gerisi kendiliğinden, biz istemesek bile, gelir.

Selim Yalçıner 'ın Son Yazıları