Selim Yalçıner
Dev Dalga Beklentisi
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:22 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:22
Dev dalga ya da dalgalar beklentisi, tüm dünyayı sarmış durumda. Kapitalizmin krizinden kaynaklanan sorunlar dev dalga, dalgalar yaratabilecekleri izlenimini veriyor kapitalizmin uzmanlarına -bizlerin zaten beklediğimiz-, bunların bir bölümü de büyük korkularını yazacak kadar küçük korkularını aşabiliyorlar, egemen yapının hoşuna gitmese de. Günlük politik mücadele kuşkusuz çok önemli, fırtına içinde dev dalga beklentisi sürecinde, ancak gelmekte olan dev dalga ya da dalgalara karşı da neler yapılabileceğini zaman geçirmeksizin tasarlamaya, kararlaştırmaya ve sömürü, baskı, özgürlük kısıtları, eşitsizlik, adaletsizlik karşısında bulunan büyük çoğunluğun varlıklarını sürdürebilmeleri için gerekenleri yapmaya başlamak yaşamsal.
Dev dalga, aniden ve umulmadık bir anda oluşuveren, o bölgede o ana dek görülmüş olan en yüksek dalganın iki katından daha da yükseğe çıkan dalga demek, kabaca. Dev dalgayı, yüksekliği bir kaç metreyi aşmasa da dalga uzunluğunun aşırı büyüklüğüyle sığ yerlerde büyük tahribat yapan tsunamiden ayıran en büyük özellik, eninin kısa, yüksekliğinin çok fazla olması. Dev dalgalarla ilgili bazı bilgileri, yararlı olabilir diye aktarmaya devam ediyorum. Bu dev dalgalardan denizciler çok korkuyorlar, çünkü tsunami gibi yerkabuğu çatlamaları, kaymalarından (deprem) ve deniz dibi volkanik hareketlerinden oluşmuyor, dolayısıyla nerde ne zaman çıkacağı pek bilinmiyor. Tsunami uyarısı yapılabiliyor, dev dalga uyarısı verilebilmesine yardımcı olabilecek bilimsel araştırmalar henüz başlangıç aşamasında ve sonuçlar vermekten uzak.
Dev dalgalar, başlıca dört nedenle oluşuyor ilki, zıt yönlü akıntıların karşılaştığı noktalarda ikincisi, deniz zeminindeki ani sığlaşmalarda üçüncüsü, zıt yönlü ya da aynı yönlü iki dalganın üstdüşüm ilkesine göre birleştiği durumlarda dördüncüsü de ani ve büyük sıcaklık ve basınç değişikliklerinde.
Dev dalgaların önceden bilinebilmesi için çoğunluğu formüllerle, denklemlerle işleyen bilimsel araştırmalar da var: Dysthe, Geliştirilmiş Dysthe, Doğrusal Olmayan Schrödinger (Kuantum), Korteweg-de-Vries, Kadomtsev-Petviashvili, Zakharov ve Davey-Stewartson’un emekleri, fizikle matematiğin verilerinin denizcilerin bu karabasanına karşı devreye sokulması amacıyla yapılan çalışmalar bağlamında değerlendiriliyor. Ancak, bu yazının yazıldığı ana kadar, dev dalgaları önceden kesinlikle saptayan bilimsel bir gelişme söz konusu değildi.
Dev dalgalarla ilgili bu bilgilerin, toplumsal alana birebir yansıtılabileceğini kimse iddia etmiyor, ben de. Ancak, dev dalga oluşumuna yol açan –şu ana kadar bilinebildiği kadarıyla- nedenlere bakıldığında iki zıt akıntı, ani sığlaşma, zıt ya da aynı yöndeki iki dalganın üstdüşüm ilkesi bağlamında bir araya gelmesi ve ani ve büyük sıcaklık ve basınç değişiklikleri güçlü toplumsal ve politik çağrışımlar oluşturuyor.
Toplumsal ve politik konulara yazının sonunda döneceğiz, bu arada, dev bir dalgayla karşılaşan bir denizcinin hemen, ilk olarak, neler yapacağını, gemisini bu tehditten nasıl kurtarmaya çalışacağını bilmek ister misiniz?
Soruya evet yanıtı verenler için anlatıyorum, aynen:
“Seyir halindeyken aniden bir dev dalgayla karşılaşırsam, ilk yapacağım iş, dalgayı, gemimin pruvasından (burnundan) hatta iskele ya da sancak başomuzluklarından (burnun 45 dereceye kadar olan sağ ve sol yanlarından) almaktır. Yani, dalgaya belirli bir açıyla, görece dikine girmektir. Çünkü, gemimin ve tüm gemilerin en sağlam yeri, pruvaları ve başomuzluklarıdır. Dalga ya da dalgalar çok yüksekse, güçlü bir dalganın üzerime gelmemesi ve gemimde tahribat yapmaması için hızımı artırırım, kontrolü kaçırmamaya çalışırım. En kötüsü, bordadan (sağ ve sol yanlar), yani sancak ya da iskele kemereden dalgayı almaktır, çünkü bu durumda gemimin en zayıf yerini tehlikeye sorarım, hem de kontrolü kolaylıkla kaybedebilirim. Geminin kıçının dalgaya dönmüş olduğu durum, her ne kadar kıç, geminin sağlam bir bölgesi olsa da, dümeni istediğim gibi kullanmama izin vermeyeceğinden tehlikelidir. En doğrusu, dalgaya, motor ve dümeni en verimli şekilde kullanabileceğim bir durumda, sancak ya da iskele başomuzluklarından, neredeyse dik bir şekilde girmektir. Hızımı yükselttiğimde ve yönümü de dümenle belirleyebildiğimde, yani kontrolü sağladığımda, dev dalgayla boğuşabilirim. Aksi halde, en zayıf yerimden ve kontrolü kaybedecek, hızımı ve yönümü belirleyemeyecek bir şekilde dalgayı sancak ya da iskele kemereden alırsam, bu mürettebatın ve geminin sonu olabilir.”
Bu bilgileri veren denizcinin adı bende saklı. Adını bırakalım, dediklerine bakalım. Eski bir denizci olduğuna göre, bir bildiği var. “Dev dalgayı en sağlam olduğum yerde karşılamam gerekir,” diyor. “Dalgayı karşılarken kontrolü kaybetmemem, gemimin hızını ve yönünü doğru belirleyebilmem, motorumun etkin çalışması ve dümenimin görevini görmesi gerekir,” diyor.
Dev dalganın karşılanabileceği en sağlam yer, mücadelenin gücü ve yönü, gene bir takım çağrışımlar yaptı bende.
Kapitalizmin krizinin yaratacağı dev dalga, demek ki, en sağlam olan yerden karşılanacak, işçi sınıfından. Mücadelenin gücü ve yönü, sürekli kontrol altında olacak, yani parti tarafından denetlenecek. Dalga gelirken, en zayıf taraflardan ve kontrolün en kolay kaybedilebileceği yerlerden, kaygan alanlardan uzak durulacak, en güçlü olan tarafla, en kontrollü bir biçimde dalgaya, neredeyse kafadan, büyük bir güçle, girilecek.
Bir yandan fırtınanın içinde boğuşmak, öte yandan da gelebilecek yıkıcı bir dev dalgayı bekleyip gerekenleri yapmaya çalışmak her açıdan, hem bireysel ve hem de toplumsal olarak, gelişmek, bilgi ve birikim düzeyini olağanüstü boyutlara yükseltmeye gayret etmek, tam da geleceği kurabilecek olanların göze alabileceği bir meydan okuma.
Bir gelecek olacaksa, böyle onurlu ve bilgili, birikimli insanlar sayesinde, büyük çoğunluğun nerede yoğunlaşılması gerektiğini sezmeleri, bilmeleri sayesinde olacak.