Selim Yalçıner
CHP'nin 'Değişim'e Uyumu
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:14 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:14
Kemal Kılıçdaroğlu yönetimindeki CHP'nin ülkede 30 yıldır sürdürülmekte olan 'değişim'e uyum sağladığı görülüyor. Bu uyum, öylesine içselleştirilmiş bir halde uygulanıyor ki, Anayasa Mahkemesi'nin kararına karşın toplumsal yaşamda sorun olmaktan çıkarılmış bulunan başörtüsü konusunu hiçbir gerek bulunmadığı ve gerici partilerin olayı siyasi olarak kullanmaktan vazgeçmiş göründükleri bir sırada gündeme ısrarla getirmeye kadar varıyor. Bu filmi izlemiştik kaç kez, ister istemez anımsanıyor. CHP'nin, Recep Tayyip Erdoğan'ın tam otokratik yetkileri şahsında topladığı ve oligarşik yapıya sıkı bir darbe vurduğu dönemde, oligarşiye katılmak –oligarşiyi yeniden canlandırmak- için yürüttüğü çalışmanın ne sonuçlar üreteceğini de hep birlikte izleyeceğiz. Bu süreçte ilginç olan, CHP'nin sol gözündeki görme engelinin sürdürülmesindeki kararlılık. Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin solla ilişkisini sol havalı sözler etmek ve arada bir Nazım'dan dizeler okumakla sınırlı tutmayı tercih ediyor, ya da ediyordu. Seçim kampanyasında bu 'tasarruflu' tutumunu sürdürüp sürdürmeyeceğini de bilmiyoruz, göreceğiz.
Gericiliğe, bilgisayar manipülasyonlarına karşın yüzde 42'ye varan oranda direnenlerin varlığı da CHP'yi etkilemişe benzemiyor. Benzemiyor, çünkü gerici partilerin dini duyguları sömürerek oy almalarındaki kolaylığa CHP, yüzde 42'nin gösterdiği direnci gösteremiyor. Bu tutumun ne sonuç vereceği de, muhafazakar oyların dönüp dolaşıp malın 'asli' sahiplerine dönüp dönmeyeceği ile belirlenecek. Gericiliğe karşı tutum almanın sınıfsal bir yaklaşım olduğunu anlatmaya çalışanları CHP'nin dinlememe kararlılığı, kuşkusuz sadece kolay oy alma niyetinden kaynaklanmıyor. Bu, Türkiye'nin Amerika Birleşik Devletleri'ne tam uyumlu hale gelmesi için yaklaşık 35 yıldır oluşturulan politikaların 'başarı'sı anlamına da geliyor. Ülkenin en büyük iki partisi, girilen yol konusunda aynı fikire gelmiş durumda. Bu tahterevalli demek Türkiye'nin aynı yola gönül vermiş iki parti arasında dönüşümlü paylaşımı demek 12 Eylül 1980'in başarısı demek Amerika Birleşik Devletleri politikalarının tam anlamıyla benimsenmesi ve tam bağımlılığın sürekliliği demek, sosyalistlerin CHP'yi neden sürekli eleştirmeleri gerektiğinin kanıtı demek.
Bu yol, dikensiz gül müdür? Planlananlar, kader midir?
Kesinlikle hayır.
Bir kez, kapitalizmin krizi sürüyor, artacağını ise kapitalist uzmanlar söylüyor. Hiçbir plan, tasarlandığı gibi yürümez. Amerika Birleşik Devletleri'nin bu planı da tasarlandığı gibi yürümeyecek, çünkü amaçlananların gerçekleşmesini engelleyebilecek bileşenler olağanüstü çok ve çeşitli -bizim diyalektik dediğimiz-, ve de kapitalist uygarlık eliyle gezegenin yıkıma uğratılmasına karşı direnç, hızla gelişiyor.
Kapitalist uygarlık, sözcüğün tam anlamıyla pislik bırakıyor, temizlemek sosyalistlere düşecek. Sosyalistler istemese de görev onların omuzlarına yığılacak.
Her şeye hazırlıklı olmak için ne gerekiyorsa onun yapılması zorunlu, kendimizi olağanüstü zor koşullara, gösterilebilecek en yüksek gayretle, her açıdan hazırlamak görev.