Selim Yalçıner
"Biz bu değiliz" diyor Clinton ama...
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:31 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:31
“Biz bu değiliz,” diyor ABD Dışişleri Bakanı Clinton, geçtiğimiz Pazar Günü bir Amerikalı çavuşun Afganistan’ın Kandahar kentine 35 km uzaklıkta bulunan bir köyü basıp rasgele ateş açarak 16 insanı (dokuzu çocuk üçü kadın) öldürmesi üzerine. Clinton. ABD Dışişleri Bakanı. Birleşmiş Miletler’de.
“Siz tam da busunuz” demiş belli ki birisi, Clinton ona yanıt veriyor.
Adı verilmeyen Çavuş, ABD’nin Washington Eyaleti (Başkent değil) Seattle kentinin 75 km güneyindeki Fort Lewis-McChord kışlasında bulunan Navy Seals –hani Hollywood filmlerinde ‘kahramanlıklarını tüm dünyanın heyecanla izlediği’- birliğinin bir mensubu. Evli, üç çocuğu var. Irak’a üç kez gönderilmiş. Dördüncü ve 16 çocuk ve kadını öldürdüğü son görev yeri, Afganistan. Sırası gelmişken, bu birliğin mensuplarının sivil halka ateş açıp masum insanları öldürme üzerine Amerika Birleşik Devletleri medyası ve mahkemelerinde pek de seyrek sayılmayacak bir sicile sahip olduğunu belirtelim. Bu birliğin mensupları sıkça masum sivil öldürüyorlar yani, ABD kayıtlarına göre.
Evet, ‘mahut’ Çavuş, suç ortakları pardon birlik arkadaşlarıyla birlikte, Afganistan’da ABD askerlerinin Kuran yakmalarından sonra başlayan gösterilere karşılık vermek üzere başlatılan operasyonlar bağlamında geçtiğimiz Pazar Günü Kandahar’a 35 km uzaklıktakı Panjwayi’ye geliyorlar. Saat sabahın üçü. Evleri basıp insanları kurşunlamaya başlıyorlar. Afgan tanıkların ifadelerine göre yataklarındaki şaşkın çocuk ve kadınlara rasgele ‘sıkıyorlar’ ve 16 insanı öldürüp birçok köylüyü de yaralıyorlar.
ABD Savunma Bakanı Leon Panetta, söz konusu Çavuş’un tek başına bu ‘iş’i yaptığını söylüyor Seal’in yanlızken amok koştuğunu, katliamın örgütlü bir suç olmadığını ve konunun sonuna kadar ‘takip’ edileceğini belirtiyor.
Şimdi, üç kez Irak’a –turistik amaçlı değil, ‘demokrasi getirmek’, bu arada isyancı tabir edilen sivilleri öldürmek için- gönderilen Çavuş’un ‘ayarını yitirip’ ya da emperyalizm-yeni sömürgecilik tarafından ‘ayar edilerek’ amok koşmaya başlamasının şaşırtıcı bir yanının bulunmadığı söylenebilir. Evli ve üç çocuğu bulunan bir insanı dört kere savaşa gönderirsen sonunda onu çocukları katleden bir caniye dönüştürürsün, bu mümkün. Mümkün de, bir kere, bu Çavuş’un birliği sabıkalı. İkincisi, Çavuş yanlız değil görgü tanıklarına göre. Bir sürü suç ortağı pardon silah arkadaşı var yanında. Üçüncüsü, tümü sarhoş, gene görgü tanıkları ve Afganistan Yönetimi’nin (‘Our’ Hamid Karzai) ifadelerine bakılırsa.
Başa dönelim, Clinton, “Biz bu değiliz” demişti ya, anlaşıldığı kadarıyla “Siz busunuz işte” diyenlere karşı, eğer konuyu özel olarak kitlesel cinayetlere yol açan amok koşmalar bağlamında ele alırsak, ABD’nin bu konuda da çok uzun bir sicili var.
Syracuse.com sitesindeki araştırmaya göre, 1966-2009 arasında ABD’de 22 amok koşma olayı meydana gelmiş ve bunlarda (katliamı yapan kişilerin kendilerini de öldürmeleri ya da polis tarafından öldürülmeleri dışında) tam 224 masum insan yaşamını yitirmiş. Clinton “Biz bu değiliz” diyor ama, ABD’de amok koşan koşana. İnsanlara ne yapıyorlarsa orada, eline silahı alan çevresinde ne kadar canlı varsa tarayıp duruyor. ‘Havasından suyundan’ diyeceklere de, bu vahim olaya biraz daha yakından eğilmelerini önerebiliriz.
Clinton, eğer çevresinde bu kadar çok amok koşan varsa, arkadaşlık ettiği dost ülkeler dışişleri bakanlarına da aynısını –yani bölgelerinde amok koşmalarını- öneriyor anlaşılan. ‘Siz girin, biz geliriz’. ‘Bravo Capitano!’
Böyle düşünmekte de haklı. Herkesi amok koşacak hale soktuklarını düşünüyor. Hala, tüm gezegen ‘ayar’ olamadıysa, suç Clinton’un mu?