Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Selim Yalçıner

Başbakanı işten atmak

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:30 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:30

Önemli halk desteğiyle iktidara gelmiş, iktidardayken ekonomik, toplumsal ve siyasal gücünü arttıracak önlemleri almada tereddüt etmemiş ülkesinin medyasını büyük ölçüde kendine bağlamış, hatta doğrudan ve dolaylı olarak gazetelere, televizyon kanallarına, yayınevlerine, radyolara sahip olmuş, kendine bağlı şirket grupları oluşturmuş ve bunları iktidarın olanaklarını kullanarak desteklemiş, muhalefeti sindirebilmek için elinden geleni yapmış bir başbakan, işten atılabilir mi?

‘Ne yazık’ ki, evet. Hem de birkaç saat içinde. İtalya’nın eski başbakanı Silvio Berlusconi ve Yunanistan’ın eski başbakanı Yorgo Papandreou, böylece işten atıldılar. Demokrasiye inanmıyor musun, kim attı ki bunları işten, kim atabilir, bu ne biçim bir ifade böyle? Üstelik böyle şeyler söylemek, komplo teorilerine inanmayı gerektirmez mi?

“Komplo teorilerine inanmam ama...” diye başlayan cümlelere son dönemde sıkça tanık oluyoruz, devamı, “Olanları açıklarken, büyük resmi görmek, arkasındaki komployu açığa çıkarmak zorunlu” şeklinde geliyor.

Berlusconi, küresel kapitalizmin önerdiği tasarruf önlemlerinin yasalaşmasının ardından görevini, başbakanlığı bırakacağını açıklamıştı. Bu açıklamasının temelinde, kendini –kendine göre- rahatlatacak bir varsayım bulunuyordu. İtalyan parlamentosu, tasarruf önlemlerini, geleneklerine göre, oldukça uzun bir süre tartışabilirdi, çünkü geçmişte hep böyle olmuştu. Bu arada sokaklar hareketlenebilecek, grevler, genel grevler ülkeyi sallayabilecek, toplumsal hareketlilik, parlamentonun elini kolunu bağlayabilecek, aradan bir, iki, üç yıl geçebilecek ve Berlusconi, bu süreci de bir şekilde aşıp ya da kendisinden istenenlerin ‘unutulmasını’ sağlayıp iktidarını sürdürebilecek, başbakanlığı bırakma sözünü kendisine anımsatacakkimseyi karşısında görmeyebilecekti.

İşler böyle yürümedi, küresel sermaye devreye en kararlı ve hızlı bir biçimde girdi ve tasarruf önlemlerini yıllarca tartışması beklenen parlamento bir kaç saat içinde tüm önerileri hem kabullendi, hem de Bilderberg ve de Trilateral Commission karar vericilerinden Cizvit (Katoliklerin en militan tarikatı) Mario Monti’yi başbakanlığa getirdi. Silvio Berlusconi, işten atılmıştı.

Papandreou da aynı akibete aynı gerekçelerle uğradı, küresel sermaye Yunanistan Başbakanlığına, Bilderberg ve Trilateral Commission’un önde gelenlerinden Lucas Papademos’u getirdi ve geçtiğimiz günlerde Papademos, kendisini göreve getirenlerin –ve de kendisinin bizzat- istediği önlemleri, ayaklanmış bulunan Yunan halkının taleplerinin aksine, Yunan Parlamentosu’ndan geçirdi.

Bütün bunlar komplo teorisi. Böyle deniyor ama, anlattıklarımız komplo teorisi üreterek geçimini sağlayanlar tarafından öne sürülen iddialar değil, bizzat küresel sermayenin kaynaklarına, onların medyasının verilerine dayanıyor. İşine gelmeyeni ‘bunlar komplo teorisi’ diye reddetmek, işine geleni de ‘bunlar komplo’ diye açıklamak, böyle yaparken de yüzü asla kızarmamak, postmodern pişkinlik diye görülüp bazılarınca alkışlanabilir, ancak herkesin balık hafızalı ve geri zekalı olmadığını düşünmekte de yarar var.

Ayrıca da, bir yerde artık değer gaspı varsa, orada, bu gaspı sürekli kılabilmek için yapılan tüm işler, sadece komplodur.

Oyun içinde oyun içinde oyun içinde oyun... Her ne olursa olsun, kim ne entrika çevirirse çevirsin, bir durum değişmiyor: bela, büyük çoğunluğun başına patlıyor. Ezilen, sömürülen, savaştırılanlar, işte bu büyük çoğunluk, tüm hortumları kendi havuzlarına yönlendirmiş olanların yaptıklarını izlemeyi bırakıp kendi amaçlarına yönelmedikçe, geleceklerine kendi akılları ve elleriyle, kendileri için karar vermeye başlamadıkça zulüm bitmez.

[email protected]

Selim Yalçıner 'ın Son Yazıları