Selim Yalçıner
Asker intiharları üzerine
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:34 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:34
Amerikan askerleri arasında intiharların giderek artış –her gün bir adet- gösterdiği belirtiliyor. Haberturk.com sitesinde geçtiğimiz hafta yayımlanan bir haberde, son 155 günde 154 Amerikan askerinin intihar ettiği, bu sayının Afganistan’da yaşamını yitiren asker sayısından fazla olduğu vurgulandı. Habere göre, Amerikan Savunma Bakanlığı Pentagon, bu soruna karşı bir ‘intiharları önleme birimi’ kurma ihtiyacı duydu. Birimin başındaki Jackie Garrick’e göre, asker intiharları travma sonrası stres, reçeteyle verilen ilaçların suistimali ve ekonomik sorunlardan kaynaklanıyor. İntiharlardaki artışın yanı sıra, Amerikan askerleri arasında cinsel saldırılar, alkol bağımlılığı ve aile içi şiddette de yükseliş gözleniyor. Bu soruna karşı Pentagon, destek hatları, stres yönetim kursları ve ruh sağlığı araştırmaları ile önlem arıyor. Bir bilgi daha, belirtilen intihar sayısı, sadece görevdeki askerleri kapsıyor, gazileri değil. Oysa gaziler arasında da oldukça yüksek sayıda intiharlar gözleniyor.
Haberturk.com’daki haberde yer alan bilgiler bunlar. Konuya ilişkin bir tarama, Garrick’in değinmeye gerek görmediği bir başka alana da ışık tutuyor: Amerikan askerlerine ‘aşı’ adı altında yapılan kimyasal müdahalelerin de başta depresyon olmak üzere ve intiharlara kadar uzanabilen çeşitli psikolojik sorunlara yol açtığı.
Ortalık bu haldeyken, yani kapitalist uygarlığın yarattığı sömürü, savaşlar ve baskı başta olmak üzere başka ve çok önemli sorunlar ortada dururken, Amerikan askerlerinin intihlarlarındaki artışa değinmenin ne anlamı olabilir?
Şöyle: artık kapitalist uygarlık, sömürü, savaş ve baskılarında yararlandığı en önemli araçlardan biri olan silahlı kuvvetlerini bile doğru dürüst kullanamıyor, savaşa gönderdiği askerlerinin –ayda en az bin 200 dolar verdiği ve işsizlikten bu şekilde kurtardığını öne sürdüğü- gerektiğinde kimyasallarla ‘güçlendirilmesinin’ yarattığı sorunlarla bile baş edemiyor, eline silah verdiği bu işsiz insanların intiharlarını önleyemiyor.
ABD askerlerine, neden kimyasal müdahalelerde bulunuluyor?
Çünkü, bir insanı, inanmadığı bir savaşa zorla –para zoru da bunların başında geliyor- gönderirseniz, o insana günlük işini (gerektiğinde silahsız insanları, kadın ve çocukları öldürme görevi) yaptırabilmek için aşı adı altında kimyasal ‘destek’ vermek zorunda kalırsınız. Konunun, bir yığın genç erkeği biraz olsun sakinleştirebilmek için onlara şu ya da bu şekilde ‘şap’ kullandırtmanın getirdiği sorunları oldukça aşan bir yanı var.
Demek ki, artık, insan öldürmeyi yasaklayan teolojik engelleri aşabilmek için devreye sokulan ‘Armageddon’ gibi varsayımlar bile işe yaramıyor. Kimyasal ‘destek’le askerlerin savaşır hale gelmelerine uğraşıldığı yıllardır söyleniyordu. Artık bu ‘destek’lerin de uyardığı belirtilen intiharların sayısı öyle bir düzeye gelmiş ki, Pentagon bile bu konuda bir şeyler yapma gereği duymuş. Öyle görünüyor.
Artık her ABD başkanı, ülke dışında savaştırılan askerlerin yurda şu tarihte döneceğini belirterek kendisine yönelik kamuoyu desteğini artırmaya çabalıyor.
Saldırganlık, merkez ülkeler bağlamında ve merkez ülkelerdeki işsizleri ceplerine biraz para koyarak savaştırma konusunda pek öyle iyi işliyor gibi görünmüyor. Yeni ve ‘olağanüstü’ bir kimyasal bulununcaya kadar da bu durum değişecek gibi durmuyor. Kimyasal araştırmalar yüksek fonlarla bir yandan devam ederken, öte yandan, savaştırılmaya çok uygun oldukları düşünülen çevre ülkeler gençlerinin merkez ülkeler çıkarına cepheye sürülmeleri için yapılanlar da şiddetini artırarak sürüyor.
‘Çevre’ ülke gençlerinin, leblebi gibi hap almamaya çalışmanın yanı sıra, kapitalist uygarlığın devamı için gerekli olan sömürü, savaş ve baskı için cepheye sürülmelerine de karşı koymaya zorunlukları var gibi görünüyor.