Selim Yalçıner
AKP ve Şifre Kesin Kazanacaksa... Sosyalistleri Güçlendirmek Gerekmez mi?
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:20 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:20
Geçen yazımda da belirtmiştim kime sorulsa AKP (ve de şifre) kesin kazanır deniyor, yüzde 45’lerden başlayıp, yüzde 55’lere uzanan bir oranda oy alabileceği bu partinin, söyleniyor. Öyleyse, özgürlüklerin genişletilmesi, haksızlıklara karşı çıkılması, adaletsizliklerin üzerine gidilmesi için kimin desteklenmesi gerekir: Sosyalistlerin değil mi? Yaşayabilmek, yaşam savaşımı sürdürebilmek için gerekli ortamı oluşturabilmek amacıyla sadece ülkemizde değil, tüm gezegende kim, kimler en ön safta yer aldı, alıyor? Sosyalistler değil mi? Sosyalistler, toplumun tüm sömürülen, baskı altında tutulan, özgürlük kısıtlarından zarar gören kesimlerinin sesi olmadılar mı bugüne kadar? O halde, sosyalistlerin toplumsal yaşamda güç kazanmalarına yardımcı olmak, belirttiğimiz sorunların çözümlenebilmesi için alınması zorunlu bir karar değil mi?
Açalım biraz. YGS’deki rezalet ortada. ÖSYM Başkanı’nın açıklamaları, sadece kendisini o göreve getirenlerce ‘tatmin edici’ bulunmuyor mu? 1 milyon 700 bin aile YGS skandalından olumsuz etkilenmiş durumda. YGS’deki şifre, kaç yandaş öğrenciye yaramış olabilir, bin mi, beş bin, on bin mi? Geri kalan 1 milyon 700 bin çocuk ve ailelerinin –bu arada, bu ailelerden AKP’ye oy vermiş ve de verecek olanlara ‘selam’larımızı da bir şekilde iletmiş olalım- kim, kimler yanında, onların gerçek dostu? Ya direnişteki sağlık emekçilerini kim destekliyor? YSK’nın son vetolarına kim yüreği ve eylemiyle karşı çıkıyor? Ceza haline getirilen tutuklulukların kınanması amacıyla kim, kimler canla başla sokaklarda? Akkuyu’nun, giderek Sinop ve İğneada’nın nükleercilerce mahvedilmesi girişimlerine kim, kimler, çevreci dostlarıyla birlikte yürüttükleri eylemleriyle karşı koyuyorlar? Sosyalistlerin yaptıklarını saymakla bitiremeyiz.
Madem AKP’nin yeniden ve belki de daha da güçlü bir biçimde iktidara geleceğinde (iktidarda kalacağında, iktidarı hiçbir zaman bırakmama kararlılığıyla) kimsenin kuşkusu (büyük çoğunluğun diyelim, hata yapmamış olalım) yok, totaliter bir yapıda yaşamaya itirazı olanların ne yapmaları gerekir? Bu itirazlarını dile getirmeden totalitarizme boyun eğmeleri mi iyidir, totalitarizme karşı olanları eylemleriyle güçlendirmelerini bir yana bırakalım, hiç olmazsa oylarıyla desteklemeleri mi?
Sorular çok ve çoğaltılabilir. Bu soruların tümü, bu ülkede sosyalistlerin güçlendirilmelerinin özgürlük kısıtlarına, baskılara, adaletsizliklere karşı verilen savaşımda büyük ve kalıcı yararlar getireceği yanıtıyla karşılanır.
Umutsuz olmamak lazım, soL portal’den bulunabilecek bir video var, şifre skandalını kınayan öğrencilerin eylemleriyle ilgili. Bu videoda arkadaşlarına sözcülük eden kız öğrenciyi bir izleyin, sonra umutlarınızı tazeleyin. Bir bu kız öğrenciyi dinleyin, bir de, televizyon kanallarında mebus olmak için sürekli boy gösteren zevatı. Bir bu kız öğrencinin sözlerine bakın, bir de ülkenin siyasal yaşamını ve geleceğini karartanların konuşmalarına. Sonra kararınızı verin: umutsuzluğa gerek olmadığını göreceksiniz. O kız öğrenci nasıl sokağa çıkmış, derdini anlatıyor, onun gibi yapmanın zorunluğunu göreceksiniz. O öğrenciyi beğenmek yetmez, yaptığını da yapacaksınız, en azından onu destekleyeceksiniz, yakınmaktan başka şeyler yapmanın gerekliliğini görüp davranacaksınız. Bu sözlerim, davrananlara değil, davranmayanlara. İzleyici değil, oyuncu olduğunuzun, hem de çok yakın bir gelecekte oyuncu olması bile engellenecek bir –şimdilik- oyuncu olduğunuzun farkına varacaksınız.
Totaliter –yaşamın tüm alanlarını denetim altına alan- bir yapıda her sözünüzün, her yaptığınızın izlendiği, kayıt altına alındığı bir yaşamı istemiyorsanız, en azından bu 1 milyon 700 bin ailenin toplam seçmen üyesi sayısının yarısına yakınını, bugüne kadar oy verdikleri partiyi yeniden desteklemelerinin ne kadar tehlikeli sonuçlar doğurabileceği konusunda uyarma görevini yerine getirin.
Bu görevi yerine getirmezseniz ne olur? Uzun, ne zaman biteceği belli olmayan bir karanlığa mahkum olursunuz, soL’daki videodan izleyebileceğiniz kız öğrenciye layık olmadığınızı kanıtlarsınız, o olur.
Şifre rezaletinden zarar gören 1 milyon 700 bin çocuk ve ailelerine, tepkilerini dile getirenler hariç olmaz üzere, bu vesileyle bir kez daha ‘selam’ ederim.