Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Selim Yalçıner

Akıldışında akıl aramak

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:23 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:23

Akıldışında akıl aranıyor. Aransın. Ama bulunamayacak. Ekonomiden kapitalizmin krizinden çıkabilmek için öne sürülenlerden söz ediyorum. Kapitalizm, akıldışı, irrasyonel bir ortamda yağma ve sömürüsünü sürdürerek, ekonomik, politik ve toplumsal alanlarda etkin bir kaç bin kişinin çıkarına işliyor. Binlerle –bir ölçüme göre 6 bin- sayılabilen güçlüler, çıkarlarının sürekliliği için toplumsallaşmaya ne kadar gereksinim duyarlarsa da, bu gereksinimin geometrik ya da daha yüksek bir oranda fazlasıyla toplumsal karşılık –irrasyonalite gereği- bularak yollarına, kendilerini bile şaşırtan bir kolaylıkla devam edebiliyorlar ya da şimdiye kadar ettiler.

Kapitalizm, çok az sayıdaki güçlüyle, çok büyük sayıdaki güçsüzün irrasyonel bir ilişkiyi sürdürebilmesidir. Bu ilişkinin bir adıdır. İrrasyoneldir, çünkü gereksinimi olmayan ‘şey’lerin –dikkat, ürün diyemiyoruz tümüne- akıldışı ölçülerde tüketimine dayanır kapitalizm. Bu akıldışılık sürecinde bir aksama olursa da yapı çöker. İnsanlar, gerçekten ihtiyaç duyduklarına yöneldiklerinde, kendi ihtiyaçlarını üretmeyen bir ‘ekonomik, politik ve toplumsal ilişki’yi de reddedecekler ve yeni bir ‘bağlam’ arayacaklar.

Ortaklaşmacı olmak zorunluğundaki bu bağlamı, doğrudan kendi iradelerine göre oluşturmaya giriştiklerinde, bir başka insanlık sürecine geçilmiş olunacak. O sürece girildiğinde karşılaşılacak en büyük sorun, kapitalizmin yok etme gücünün nerelere ulaştığıyla ilgili olacak. Bu gezegeni kapitalizm, ne kadar tahrip etti, geleceğe uzanan tasarımların ana sorunu olacak.

Kapitalizm, gezegenin hepimizin olan ve dolayısıyla hepimizi ilgilendiren varlıklarını –her anlamda- hızla yok ediyor, yok etme hızını, bu felaket ivmesini giderek artıracağının işaretlerini veriyor.

“Beğenmediğini alma,” diyorlar ya blöf çekerek yedi milyar kişiye, yüzsüzce ve sahtekarca, “Evet, almıyorum” demek gerekiyor karşılık olarak. Tüketime sunulmuş olan her ‘şey’den söz ediyorum, almamak bu akıldışılığı ve ortak akla yönelmek zorunlu, ortaklaşmacılığı ilke ederek.

Kapitalizmin, bir bölümü en güçlü 6 bin kişi arasına girebilen ve çoğunluğu girmemiş olan sözcüleri, kendi övdükleri yapının krizini anlatıp duruyorlar, ‘işlerin böyle gitmeyeceğini’ giderek daha yüksek sesle söylüyorlar. Bir de, uyarıyorlar yani.

‘İşlerin böyle gitmeyeceğini’ eğer en iyi –yağmasız, sömürüsüz, eşit ve özgür bir dünya tasarlayanlar dışında- bu ‘uzman’lar biliyorsa, ortalık karıştığında sömürünün sürebilmesi için neler yapılması gerektiğini de gene onlar biliyorlar ve baskıcılığı yoğunlaşmış ve savaşlarla dolu, üzerinde yaşayanların yaşamlarını daha da berbat bir hale getirmiş ve kötülükleri iyice yaygınlaştırılmış bir gezegen ‘tasarım’larını da hayata geçiriyorlar.

‘Merkez’ ülkelerde ‘ortalık karıştığı ya da karışmaya yüz tuttuğunda’ devreye sokulacak baskıcı yasalar elde hazır tutuluyor, baskıcılığa çoktan geçmiş ‘çevre’ ülkelerin bu konudaki ‘deneyim’leri dikkatle izleniyor. ‘İşlerin böyle gitmeyeceği’ sadece insanların (her açıdan tüketici diye okuyun) yüreğine korku salmak için değil, işler böyle gitmediğinde çıkacak sorunlara baskıcı yöntemlerle karşı koymayı kolaylaştırmak için de söyleniyor.

Yapılacak en iyi iş, belki de, önce her açıdan ‘beğenmediğini almamak’, sonra da, insanların ortak akla, ortaklaşmacılığa yönelmesi gerektiği çağrılarına kulak vermek, bu çağrıları birlikte dile getirmek. Ortak aklı, ortaklaşmacılık temelinde birlikte yaşama geçirmeye çalışmak.

[email protected]

Selim Yalçıner 'ın Son Yazıları