Ana içeriğe atla
  • soltv-logosoltv-light-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • soltv-logosoltv-dark-logo
  • gelenek-logo

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Selim Yalçıner

1 Mayıs, Özgürlük ve Demokrasi

Yayın Tarihi: 07.05.2021 , 23:36 Güncelleme Tarihi: 07.05.2021 , 23:36

DÜNYA SOLA DÖNÜYOR - AVUSTURYA yazıları

O kanlı 1977 1 Mayıs günü Taksim'deydim, 1 Mayıs Alanı'nda, o coşkuyu yaşamıştım, kitlelerin savaşımının politikleşmesinden duyulan ortak sevinci böylesi bir sevinci bile fazla görenlerin saldırısının, Kazancı Yokuşu'nun başındaki katliamın ortak kederini de, aynı gün.

O gün çok önemliydi, yüzbinler, ilk kez bu kadar güçlü ve coşkulu, kendi için eylemlerinin sevincinden yüzleri parlayarak yürümüş, 1 Mayıs Alanı'na gelmişlerdi. Yinelemeyeyim bir hafta öncesinden itibaren konuşulan, yazılan provokasyon tehdidinin de farkındaydılar, bilerek oradaydılar, beklenen oldu.

Çalışanların, yaşayanların bu yaşamı paylaşanların, ölümü karanlığı değil, varlıklarını ortak dile getirişleriydi o 1 Mayıs, özgürlüklerini, ne kadar varsa o sırada ellerinde, demokrasi için kullanmalarıydı.

O gün, her kesimden insan vardı alanda tam anlamıyla her kesimden, hiç biri, yanındakinin hangi kesimden olduğuna kafa yormamıştı, iddia ederim. Bunu düşünmemişti bile, farklılıkların olduğunun tabii ki bilincindeydiler, aptal ya da cahil değillerdi, ama bu, ne kadar önemsizdi, özgürlük ve eşitlik ve adalet ve demokrasi savaşımında, ne kadar yersizdi savaşsız, sömürüsüz bir dünya özleyenlerin kafalarında, gönüllerinde.

Son 30 yılın getirdiklerine bakalım bir de: şimdi bizler değil tabii ama, büyük bir çoğunluk, yanındakine, 'o nedir acaba' diye bakar oldu. Bunun ne önemi var, tümümüz aynı baskıların, zorbalıkların, savaşın, sömürünün, yağmanın ortak kurbanı olduktan sonra, ne anlamı var?

Bizleri sömürüp yağmalayıp savaştıranların, kendi aralarında böyle bir ayrıma itibar ettiklerine dair en küçük bir belirti var mı? Onlar, kendi aralarında sen şusun ben buyum diyorlar mı? Ortak kararlılıkla çıkarlarını sürdürmeye çalışıyorlar. Büyük çoğunluk da, gene ortak bir kararlılıkla kendi aralarındaki ayrımlardan, asıl ortak sorunları dışında her şeyi gündeme getirenlere büyük kolaylık sağlayarak, birbirlerine düşmek için şevkle yararlanılmasına kolaylık sağlıyorlar.

1 Mayıs 1977, işte bunun için kana bulanmıştı, demokrasi, kitleselleşmesin diye, insanlar özgürleşmesin diye.

1 Mayıs 2009, işte bunun için önemlidir, bu özgürlük ve demokrasi savaşımında yeni bir kazanım olduğu için. Kuşkusuz geri alınabilir bir durumdur bu, ama bir adımdır, sahada olanların alçakgönüllülüğüne ben katılmayabilirim, sevincimi daha yüksek sesle dile getirebilirim: Özgürlük ve demokrasi savaşımı işte böyle verilir bir yandan kitleselleşmeye çalışıp çatışma olasılığını enaza indirmeye gayret ederek, öte yandan korkutulmuş, sindirilmiş insanları provokasyon tehditlerine karşın 1 Mayıs 2009'da adını kent suyunun dağıtım merkezlerinden biri olmasından alan meydana çağırarak. Özgürlük, hem birey olarak hem toplumsal olarak kendini gerçekleştirmeye yönelenlere gerekir, böyle yapılarak. Demokrasi, ezilmemeye, sömürülmemeye, yağmalanmamaya, savaştırılmamaya karşı direnişin ortamıdır, bireysel ve toplumsal olarak, yolu budur.

Özgürlük, sadece yanındakinin kim olduğunu söyleyebilmek, bunu içselleştirebilmek değildir, o yanındakiyle birlikte, yanındakinin kökenini akla bile getirmeden baskıya, zulme, sömürüye, savaşa karşı koyabilmektir.

Demokrasi, alttakilerin, ezilenlerin üsttekilerin, çok küçük bir azınlığın, kendilerini ayrıştırıp bölerek çatıştırmalarına kolaylık sağlamak değil, yaşam için, yaşamı sürdürebilmek için, üsttekilere karşı koymaya yönelmektir.

1 Mayıs 2009, bu yolda atılmış bir adımdır, sahadakiler buna küçük bir adım diyebilirler, ben demiyorum, çok önemsiyorum. Evet, geri alınabilir, ama yaşam zaten böyle değil midir, adım atarsın, geri alırlar, tekrar atarsın, gene alırlar, sonra bir bakarsın, artık bazı hakların kalıcılaşmış. Özgürlük ve demokrasi mücadelesi, oligarşinin onayıyla ve ikincil, üçüncül, dördüncül alanlarda değil, birincil alanda, böyle verilir. Ayrıca, ikincil üçüncül alanlarda enerji harcatanlara da, birincil alandaki mücadeleyle yardımcı olunacaktır, oldukça karanlık, savaşlara gebe gelecekte.

Bu yazının son tümcesi, son dize:

Enternasyonel'le kurtulur insanlık.

Selim Yalçıner 'ın Son Yazıları