Renan Bilek
Yarın için..
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:59 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:59
Yaşadığımız son bir buçuk aydan çıkarılabilinecek bir başka değerlendirmeye kalkışalım mı yine? Hadi deneyelim. Şunları söylemek mümkün pekala:
Devletin kolluk gücüysen eğer, açlıkla, yorgunlukla, uykusuzlukla törpülenmiş sinirlerinin neticesinde, gaz bombasını kafaya nişan alarak bir silah gibi kullanmak serbest, nişan alarak göz çıkarmak serbest, sivil-resmi toplanıp savunmasız-silahsız gençleri döverek ya da silahını çekip vurarak öldürmek serbest. Nasılsa devlet seni koruyacak. Aksi takdirde, fişlenme var, dışlanma var, sürgün var, Allah korusun işsiz kalmak var.
Ama atılan gazdan nefesini korumak için taktığın maske, gözün görsün diye taktığın gözlük, gaz fişeği beynini delmesin diye taktığın baret suç aleti!
İktidar yandaşı ya da bilerek/bilmeyerek onun yaklaşımına destek veren biriysen eğer, kadın tekmelemek serbest, ortalıkta gezinip sağa sola pala savurmak serbest, çivili sopalarla insanlara saldırmak serbest. Nasılsa iktidar seni kollayacak. Aksi takdirde belediyeden ya da devletten işini halledememek var, resmi organların gayrı resmi baskısı var, işi büyütememek, pastadan pay alamamak var, Allah korusun memleketin elden gidip derebeyliğine hesap soracak olanların karar mercilerine oturması var.
Ama “Biz nereye gidiyoruz?.. nasıl bir ülke, nasıl bir dünya, nasıl bir gelecek istiyoruz” diye hep beraber toplanmak suç, Vali’nin bir açıp bir kapatıp sonra tekrar açıp da yeniden kapattığı parka tek tek değil de hep beraber gitmek örgütlü suç, keyfi tutumlarla, kanun nizam tanımayıp bildiğini okuyan kurumlara yasalar sayesinde dur diyen meslek ve sivil toplum kuruluşlarıysa suç örgütü!
Hükümetle ilişkiler sayesinde parana para katacak, çeşitli ihalelerden zaferle çıkacak, habercilik dışında aslında sermayeni girdiğin diğer iktisadi ilişkiler neticesinde geliştirecek bir medya organı sahibiysen eğer, elindeki “bilgi akışı” silahını kullanarak gerçekleri göstermemek, göstermek zorunda kalırsan da çarpıtmak serbest, devletin resmi açıklamalarını habermiş gibi sunmak serbest. Nasılsa egemen güç, senin bu gayretini sana kâr olarak geri döndürecek. Aksi taktirde ihaleleri alamamak var, gözden düşmek var, karar vericilere, rant dağıtıcılarına yakın olamamak var, Allah korusun kredi ve teşvik alamayıp paranın cepten gitmesi var.
Ama gazeteciliğin ve haberciliğin ne anlama geldiğini bilip sadece bunu yapmaya çalışman soruşturma sebebi, yaşananlardan halkı haberdar etmeye çalışmansa halkı isyana teşvik!
Daha da uzatalım mı? Gerek var mı? Sıkıyönetim zamanı ve 12 Eylül sonrasında, yan yana yürüyen her iki kişinin bir örgüt olduğu düşüncesi üzerine ne de çok mizah yapılmıştı. O yaşananların mizahını kara mizah olarak tanımlamak mümkün ama bugün için söylenecek şey, trajediden başka bir şey olamaz. Savunmasız insanların üzerine kolluk gücü salmak, polisi halka karşı sürmenin ötesinde, halkla halkı karşı karşıya getirmek konusunda tehditler savurup bir de bunu bir inceden hayata geçirmeye çalışmak, ölenler ve yararlananlar için en ufak bir sorumluluk ya da vicdan azabı duymamak, hakkını arayan insanları suçlu, meslek ve demokratik kitle örgütlerini suç örgütü olarak ilan etmek nasıl bir aklın, nasıl bir vicdanın, nasıl bir inanışın ürünüdür?
Ne mutlu ki, her kurum ve kuruluşun içinde, hâlâ ve her şeye rağmen vicdan sahibi, dürüst, halktan yana, sorumluluk sahibi insanlar var. Belki de artık onların kendilerini daha çok belli etme, gelişmelere daha çok müdahil olma zamanıdır. Ne mutlu ki hâlâ bizim gibi düşünmeyenlerle konuşma şansımız var. Birlikte bir gelecek kurabilmek için, birlikte fikir üretme arzumuz var. Bu şansı sonuna kadar kullanıp, karın ağrılarımızı dökmek, ezberlerimizi bozup insana yakışan onurlu bir geleceğin peşine düşmek zamanıdır artık. Onurlu, haktan ve insandan yana bir gelecek. İnsafın hüzne, vicdanın dilsizliğe, hakkın sessizliğe, insanlığın tarihe gömülmediği bir yarın için.