Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Renan Bilek

Usta’ya...

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:51 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:51

Renan Bilek'in “Usta'ya...” başlıklı yazısı 14 Şubat 2013 Perşembe tarihli soL Gazetesi'nde yayımlanmıştır.

1988 ya da 89 senesiydi. Tam anımsamıyorum. Lise yıllarında sıra arkadaşlığı da yaptığım, müzik yolculuğuna beraber çıktığım sevgili dostum Ali Erenus’la, kurup dağıttığımız onca gruptan sonra ikili olarak çalışmaya başlamıştık. Simon&Garfunkel esintisiyle soyadlarımızdan aldığımız Erenus&Bilek adıyla çıktığımız dinletilerden birine hazırlanıyorduk Erenus’ların evinde.

En büyük destekçilerimiz, Müştak ve Bilgesu Erenus çifti. Müştak Amca her zamanki ışıl ışıl gözleri, gülümseyen yüzüyle “ohh!.. çok yaşayın siz” diye gururlandırdı bizi. Bilgesu, önce “aferin, çok güzelsiniz, bravo size...” diyerek yüreklendirdi ve arkasından ekledi: “Cem’i de çağırayım dinletiye, çok sevinir. Hoşuna gider...”

“Sakın yapma Bilgesu” dedim 20’li yaşlarımın deli akan kanıyla. “Çağırma onu, gerek yok...” Dilim varmıyordu “dönek” demeye ama yine de hazmedemiyordum çocukluğumda Kavga, İhtarname, Parka, Yoksulluk Kader Olamaz, Namus Belası, Beni Siz Delirttiniz, Mutlaka Yavrum, Şeyh Bedrettin Destanı, Safinaz’la hayran olduğum, keşke grubunda kaşık çalsam diye hayaller kurduğum o muazzam sesli, heybetli duruşlu adamın yurda dönüşünü de dönüş şeklini de.

Güldü Bilgesu, uzatmadı konuyu, en az oğlu kadar tanıdığından bu deli oğlanı.

Konser günü sahneye çıktık. Yerimizi aldık. Seyirciyi selamlayıp ilk şarkıya başladığımızda gördüm Bilgesu’nun yanında, ışıltılı gözlerle kendisinden 20 küsur yaş küçük iki genç müzisyeni, sanki kendisi sahnedeymişçesine heyecanla izleyen Usta’yı.

Konserden sonra, sık sık görüşmeye başladık. Kendi konserlerinde, bizi ön grup olarak çıkartıp lanse etmeye çabaladı. Sohbetler yaptık. Fikirler verdi. Yurda döndükten sonraki ikinci albümü olan Töre albümünün kayıtlarında vokal yaptık büyük bir heyecanla.

Eğitim ve yaşam tercihlerimiz nedeniyle Erenus&Bilek dağıldığında, müzik olarak ne yapmayı düşündüğümü sordu bana. Hiç sıkılmadan hayallerimi ve beklentilerimi dinledikten sonra, “hadi gel bir süre bize takıl, benimle çalış” dedi ve Mehmet Yankır’ın başını çektiği o dönemki grubu Avrasya’ya dahil etti beni de.

Solcuların “dönek”, sağcıların “komünist” diye nitelendirip yüz çevirdikleri, burun kıvırdıkları en zorlu dönemlerinden biriydi belki de Cem Ağabey’in. Buna karşın, gidebildiği her yere gidiyor, müzik yapacağı her ortamı değerlendirip şarkılarını söylüyordu Usta.

Hayatı boyunca çok severek çalıştığı ama bir türlü hep beraber bir araya gelemedikleri Cahit Berkay, Uğur Dikmen, Cem Karaca üçlüsü “Yiyin Efendiler” albümüyle stüdyoda bir araya gelirken, son kez vokallerine katılıp, çekildim yanından bu muhteşem üçlüyü seyretmenin tadını çıkartarak.

Sonrasında, “herkes kendi yolunda” şeklinde devam etti hayat. Sık sık haberleştik. Yer yer görüştük. Kimi zaman kesişti yine yollarımız, selamladık birbirimizi, dertleştik Ustam’la, lafladık, güldük, ağladık..

Sonra araya benim İzmir hayatım girdi.

Ve bir gün döndüm yeniden İstanbul’a. Tuttuğum evi taşınmaya hazır hale getirirken, bomboş evde kaldığım soğuk bir Şubat gecesinin sabahında, Ali’nin telefonuyla uyandım. Eski bir dostun sesini duymaktan mutlu olacakken fark ettim o sesteki soğukluğu. “Güzel bir haber veremeyeceğim” dedi Ali. “Cem Ağabey’i kaybettik!”

Durdu zaman. Durdu dünya. Ama kimse girmedi içeri kapıdan.

2004 Şubatı’nın 8’i.. Hayatı boyunca hiçbir dönem tam anlamıyla değerinin anlaşılmadığına inandığım, müthiş bir ses, nefis bir yürek, bir güzel ozan, çekti gitti hayattan. Tiyatrocu bir anne babanın, yine tiyatro tozu yutmuş müzisyen kimliğiyle, bana birçok kapı açan, beynimi ve yüreğimi aydınlatan, kulağıma taktığı küpelerle ufkumu genişleten Ustam, artık o davudi sesi, kendine has vurgusuyla bana “n’aber Badem!” demeyecekti.

Aradan geçen 9 sene sonunda seni geç bulup çabuk kaybettiğime mi yerineyim Usta, yoksa ustam olman şerefine eriştiğime mi sevineyim? Artık yanımda olmadığına mı üzüleyim, yanımda olup bana kattıklarına mı sevineyim?

Birlikte geçirdiğimiz her an için binlerce kez teşekkürler sana, bir kez daha. Binlerce kez teşekkürler bir kez daha, bana verdiğin tüm emekler için.

Ama belki de en büyük teşekkür Bilgesu’ya. Bana rağmen, seni benle tanıştırdığı için. Binlerce kez...Teşekkürler...

Renan Bilek 'ın Son Yazıları