Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Renan Bilek

Sivrisinek

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:01 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:01

Geçenlerde soL Portal’da gezinirken, Bilim-Teknoloji sayfasında bir videoya rastladım. “evrimagaci.org” sitesinden alınan bu video, Fransız bilim insanlarının yaptığı bir çalışmanın görüntüsüydü. Bir sivrisineğin, bir farenin nasıl kanını emdiğini gösteriyordu video.

Sivrisinek hortumunu soktuktan sonra bir süre damarı arıyordu. Hortum damarla buluştuğunda iyice yerleşip kanı çekmeye, emmeye başlıyordu.
Kanı çekmek. Kan emmek…

Doğa sistematiğinin, sosyal alanda da izdüşümleri olduğuna inananlardanım. Kimi zaman doğanın somut işleyişi, sosyal alanda kimi soyutlamalar yapma şansını yakalamamıza yarıyor diye düşünürüm. Bir sivrisineğin kan emiş anını izlemek, başka çağrışımlar yaptı beynimde.

Sosyal hayattaki kan emişlere de net bir örnek aslında bu görüntüler. Beslenilen damar yakalandığı anda başlıyor kan emme eylemi.

Sosyal hayattaki sivrisinek hortumuysa hamasi nutuklar. Hamasi nutuklarla aranıyor damar. Buluştuğunda, kilitlenip damara, başlıyor kan emişler.

Bu damar kimileri için ahlak oluyor, kimileri içinse gelenek. Kimisi için milliyetçilikken, kimisi için din oluveriyor.

Bilimsellikten, akıldan, rasyonellikten uzaklaştıkça, duygusal yaklaşım ve tavırlar emiş kolaylığı sağlıyor kan emiciye.

Kimi zaman ancak acıyla uyanıyor kanı emilen. O acıyı hissedene dek farkında bile olmuyor kanının usul usul emildiğinin. Derin bir uykuysa söz konusu olan, o acı bile farkındalık yaratamıyor. Öyle ki, bu derin uyku, söz konusu sivrisineğin varlığından bile habersiz bırakıyor kurbanı. Kaşınma, kızarma ve şişlik sonrasında bir şey olduğunu görüyor ama ne çare? Hâlâ sebebini arıyor neden böyle olduğunun. Çünkü hissetmemiş acıyı. Çünkü görmemiş hâlâ sivrisineği. Çünkü bilmiyor bilimsel olarak sinek ısırığının vücutta bıraktığı etkiyi ve izi.

Kimi zamansa biliniyor tüm bunların hepsi kurban tarafından da, kalkıp onu kovalamak, onunla uğraşmak zül geliyor güzel ve derin bir uyku arzusuyla yanıp tutuşana. Hatta “benim kanım güzel değil zaten” deyip, yanında uyumakta olanları seçeceğini var sayarak kan emicinin “bana dokunmayan sinek kimi emerse emsin” diye düşünüyor, bir an yalnız da yatabileceğini hiç düşünmeden.

Kimiyse başını daha da gömüp yastığa ya da dalıp pikenin altına pişmek pahasına, duymamaya çalışıyor sesini sineğin. Şimdi onunla baş edemeyeceğini, mücadele et et bitmeyeceğini düşünüyor, kurtulamayacağını var sayıyor bu illetten.

Çok da haksız değil aslında. Çünkü bilinir herkes tarafından bir özlü söz gibi “bataklığı kurutmak” gerekliliği. Bilinir bilinmesine de, bataklık olmayan bir yerde nasıl, nerde ürediği bir türlü araştırılmaz, sorulmaz, kafa yorulmaz.

Çünkü öyle denmiştir, öyle duymuştur: “Bataklığı kurutmak”.

Ezberle yaşadığından hayatı, bataklık olmayınca civarda, kurmaz mantığını eşdeğer koşulların. Ya da uğraşmaz. Ya da uğraşmaya değer bulmaz. “Kader” der belki “şans işte” der, belki de. “Boş ver” der ya da... Hoş ne derse desin, “boş ver”e denk düşer ya hepsi.

Ama boş vermez işte kan emici. Boş vermemek, hortumunu doldurmak, kan emmek ve daha da şişmek üzerine kuruludur yaşam döngüsü.

Oysa acıyı hisseden, uykusu kaçıp uyanan ya da zaten hâlâ uyumamış olan farkındadır olan bitenin. Kovmaya, ısırılmaya engel olmaya çalışır önce tüm işi gücü arasında. Sonra bırakır işi gücü, koyar yaşamayı bir kenara ve tüm vaktini ayırır kan emiciyi yok etmeye. Ve bilir ki, kendisini ısırmadığı zaman yanındakini, dostlarını, sevdiklerini ısıracaktır. Ve bilir ki, tanımadığını ısıracak da olsa, “kan emicilik” iğrençtir. Ve bilir ki, bataklığı kurutmak gerekir. Ve bilir ki, hortumu kan emicinin bilimsellikten uzak, hamasi nutuklardır hayatta.

Renan Bilek 'ın Son Yazıları