Renan Bilek
Sanal diyaloglar...
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:05 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:05
Yeni ve tecrübesiz bir sorgucu/komplocuyla, eski ve tecrübeli bir sorgucu/komplocu arasındaki sanal bir diyaloğa tuttuk bu hafta gizli mikrofonumuzu. Yazılanlar, gerçek bir olaydan alınma değildir. Hoş bunun bir önemi de yoktur. Gerçeküstü’nün, gerçeğin tahtına oturduğu bir tarih diliminde, hangisi “gerçek” hangisi “üstü” birbirine girmişken, buhranî hezeyanların ve şizoid zırvalamaların ne kadar gerçekle ilgisi varsa, bu da o kadar gerçek olarak tanımlanabilir.
- Bu adamlar çok göze batmaya başladı. Ota bota belge yayınlıyorlar. 6000 kişilik sanal ordu kurduk hala bir sonuç alamadık. Şu tivit atanları kapıp getirin de, ifadelerini alıp bir hizaya getirelim. Bakarsınız bir şey çıkar.
- Baş üstüne amirim. Peki ne soracağız?
- “Sesin ne kadar da sözcülerinin sesine benziyor, neden böyle?” diye sorun.
- “Ses sese benzer. Yılmaz Morgül’ün sesi de bazen aynı Müzeyyen Senar’a benziyor” derse ne soralım efendim?
- O zaman, “gözlerin de aynı RedHack’çiler gibi.. neden?” diye sorun.
- Amirim afedersiniz, RedHack’çi gözü farklı mı oluyo? Göz de göze benzemez mi amirim? Murat Kekilli de bir şarkısında, sevgilisinin gözlerinin “eşek gözleri” gibi olduğunu söylüyordu. Sevgilisi eşek miymiş yani?
- Lan oğlum sen kimden yanasın? Ne alaka şimdi? Magazin mi yapıyon sen?
- Yok yani amirim, kısa sürede sonuç almalıyız diye şey ettiydim.. Yani hedefi vuran sorular olsun diye dediydim ben.
- Deme!.. “Kısa sürede sonuç almalıymışız.” Çocuk bile 9 ayda oluyor, ne bu acele? Hem kısa süreye falan gerek yok. Cuma akşamı mesai bitimine yakın alırsınız, dosyaydı, takipti, mahkeme şehrine intikaldi, nöbetçi savcıydı, şuydu buydu derken, zaten nerden baksan 3 gün kalır elde. Bu sürede de bir şeyler imzalattırıp, aramaları yaparsınız. Siz zaten aramayı yapıp bilgisayar falan getirin de, nasılsa o bilgisayara bir şeyler yerleştirilir.
- İyi de amirim daha önce bundan sorun çıktı biliyorsunuz. Yazılım şirketi, suçun işlendiğini ileri sürdüğümüz tarihte, bahsi geçen yazıdaki yazı karakterlerini daha piyasaya sürmediğinin açıklamasını yaptı.
- Eeee?.. Ne oldu yaptıysa?. Bu onları kurtardı mı?.. Oğlum, akıllı ol len!.. Önemli olan kamuoyu karartmaktır.
- Kamuoyu yaratmaktır diyecektiniz herhalde.
- Yooo... Kamuoyunu herkes yaratır. Bizim işimiz, dediğim dedik, çaldığım düdük, kimsenin ses çıkaramaz hale gelmesi. Yaratıp ne yapacan kamunun oyunu?.. Asıl oyun, karartmakta.. Karartmayı becermekte. Adamlara sorun mesela: “Gezi’yle ilgili tivit attın mı?” diyin.
- Amirim iyi de herkes attı.
- Ama devlet büyüklerimizin lehinde mi attı aleyhinde mi? O önemli! Gezi’yi övdü mü övmedi mi?
- Efendim hatırlatmaktan hicap duyarım ama Bülent Arınç beyefendi de aslında Gezicileri anladığını, bir anlamda haklı gördüğünü açıklayan bir demeç vermişti. Büyükşehir Belediye Başkanı da “haklılar... artık halka sormadan büyük değişiklikler yapmayacağız...” demişti Başbakan yurt dışındayken.
- Ama Sayın Başbakanımız artık yurt içinde di mi benim salak oğlum? Hem dediler de ne oldu?.. Değişiklik var mı? Yok... Eeee?
- Anladım amirim.
- Ne anladın söyle bakayım?
- Biz şimdi RedHack demeden RedHack ayağına bunları alacağız. Mesai saatleri bitimine yakın alacağız ki gargaraya getirip uzun tutalım. O arada gereken aramaları yapacağız. Ama bir sorun var amirim. Arama izni, üç ay öncesine ait bir tarih için. Onla yapamayız.
- Yahu niye yapamayasın? Ancak vakit bulduk diyin. Elektrikler kesikti diyin. Trafik sıkışıktı diyin. Kontörüm bitmişti arayamadım diyin yahu!
- Amirim, bir şey sorabilir miyim?.. Biz bunları neden yapıyoruz?
- Neden olacak? Vatan için. Memleket için. Hizmet için. Adalet için. Kalkınmamız için.
- İyi de amirim, saydıklarınız içinde hiç, insan, yurttaş, hak, hukuk, demokrasi kelimeleri yok
- Yavrum!. Şimdi fark ettim de, senin sesin ne kadar da RedHack sözcüsünün sesine benziyor. Alın lan bunu içeri!