Ana içeriğe atla

Home

soL Haber'de reklam yok, sadece haber var. Bunu birlikte sürdürüyoruz. Abone olarak desteğinizi gösterin.

Yükleniyor...

Renan Bilek

Ormandaki yangın

Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 00:58 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 00:58

Ormanda çıkan yangını söndürmek için bütün hayvanlar elbirliğiyle çalışıp su taşırlarken, filin gözü bir karıncaya takılmış. Sırtında bir su damlasıyla koşuşturan karıncaya sormuş fil “ne yapıyorsun sen?” diye. “Ormandaki yangını söndürmeye çalışıyorum” diye yanıtlamış karınca. “Arkadaş, minnacık bir karıncasın!.. Etin ne budun ne?.. Ezileceksin şimdi bu hengâmede çekil kenara. Senin taşıdığın damlayla söner mi bu yangın?” diye soran file yanıt vermiş karınca: “Olsun.. Hiç olmazsa tarafımız belli olur!”

Toplumsal olayların en önemli yanlarından biri de, “ak koyunun kara koyunun belli olması” halidir diye düşünüyorum.

Haziran Direnişi (ya da Uyanışı) sürecinde, bu ülke yurttaşları, devlet baskısına karşın, yaşadığı şehir ve o şehrin planlanması üzerine kafa yoran, şehir planlaması uzmanlarıyla rastlaştılar.

Gün be gün yok edilmesine bilerek ya da bilmeyerek katkı sağladığımız, aslında çocuklarımızdan emanet aldığımız dünyamızın yok olmasına engel olmak için çırpınan çevre ve ekoloji uzman ve gönüllüleriyle karşılaştılar.

Mesleğine bağlı ve bilgilerini halkının, toplumun yararına kullanmayı ilke edinmiş, dürüst, samimi, idealist mimar ve mühendislerle tanıştılar.

Sağlık Bakanlığı’nın tutumuna karşın, ettiği Hipokrat yemininin gereğini yerine getirerek, “hayatlarını insanlık hizmetine adayan, insan hayatına mutlak surette saygı gösteren” onurlu hekim ve hekim adaylarını gördü bu ülke insanları.

Yok muydu bu insanlar?.. Birden mi çıktılar ortaya?..

Olmaz olurlar mı? Hep vardılar. Onlar vardı da.. Belki de bizim birbirimizden haberimiz yoktu. Ya da haberlendirilmiyorduk. Ya da haber verenleri okumuyor seyretmiyorduk. Ya da gündelik hayatın acımasız koşturmacası kuşatmıştı da vakit bulamıyorduk. Ya da hepsi. Belki de hiçbiri.

En nihayetinde buluşuldu artık. Ayrılıklar bir kenara bırakılarak buluşuldu hem de. Oysa ayrılıklar korkulması gereken şeyler değildir bir açıdan bakıldığında. Ayrılıklar, birleşme noktalarının belirlenmesi ve ortak iradenin, ortak söylemin belirlenmesini sağlar.

Yıllar boyunca, kendi şehrinden mahallesinden uzakta yaşananları, sadece devlet yetkililerinden ve medyadan takip edenler, Haziran Direnişi’nde yaşadıklarının medyaya ve devlet söylemine yansımasını gördükten sonra, inanmamaktadır artık Roboski’de, Reyhanlı’da, Lice’de, üniversitelerde, tersanelerde, fabrikalarda, mahallelerde yaşananlar hakkında söylenip yazılanlara.

“Mesele bir ağaç meselesi değil, hâlâ anlamadın mı” sosyal medya mesajından sonra, Mehmet Ali Alabora’yı vatan haini hatta olayların planlayıcısı haline getirmeye çalışıp hedef gösterenler, belli ki kendi yazısında Alabora’dan habersiz bir şekilde bu cümlenin en naif açılımını yapmış olan Ahmet Hakan’ı bile okumamışlardır:

“Bir kişi, tek bir kişi hem mimari dehası, hem ahlak filozofu, hem meydan düzenlemecisi, hem Ortadoğu fatihi, hem gündem değiştirme şampiyonu, hem tıp doktoru, hem sosyal mühendislik gurusu, hem din âlimi, hem tarih bilgini, hem bağımlılık uzmanı, hem 75 milyonun yaşam koçu, hem de televizyon eleştirmeni olamaz… Olmaya kalkarsa bir yerde arıza çıkar. Vazgeç bu sevdadan.”*

Sorunun ne olduğu açıktır. Sorun, “bu böyle olacak, ben öyle istiyorum, ben yaptım oldu”culuklar, buna izin veren ve yardımcı olanlar ve tabii ki bu tavırlardan nemalanmaya, yol bulmaya çalışan çıkar gruplarıdır.

Ak ve kara koyunların belli olduğu yer de işte tam bu noktadır zaten.

İletişim fakülteleri derslerinde bile konu edilen medya-iktidar ilişkileri, akademik eğitim ya da tartışmalardan çıkıp, hayata, pratiğe, sokağa inmiş ve ayan beyan ortaya serilmiştir yine bu süreçte.

Hiç şüphesiz bu ülkenin yurttaşları artık, “ak koyunun, kara koyunun belli olması” için, haberin, bilginin temiz ve sağlıklı bir şekilde iletilmesi gerektiğinin farkındadır. Haziran Uyanışı’nın insanlara gösterdiği en önemli şeylerden biri de, anaakım medyaya karşın, bu ülkede hâlâ işini yapmaya çalışan medya kuruluş ve çalışanlarının olduğudur.

Acı olan şey, sadece işinin gereğini yapmak hatta yapmaya çalışmak bile artık bu ülkede, “kahramanlık” mertebesine yükselmeye eşdeğer bir duruma gelmiştir.

Olayları ve yaşananları, tüm çıplaklığıyla yansıtmaya çalışan, ormandaki yangına su taşıyan bu medya kuruluşlarının desteğiyle, 7 Temmuz Pazar günü Kadıköy’de yapılması planlanan 1.Gazdanadam Festivali’nde görüşmek umuduyla.

* Ahmet Hakan, “Kimse anlatamıyor bari ben anlatayım” başlıklı yazısı, Hürriyet Gazetesi, 4 Haziran 2013

Renan Bilek 'ın Son Yazıları