Renan Bilek
Nâzım Viyana’da...
Yayın Tarihi: 08.05.2021 , 01:05 Güncelleme Tarihi: 08.05.2021 , 01:05
Geçtiğimiz hafta sonu Viyana’daydım. Genco Erkal ustayla beraber, Viyana Nâzım Hikmet Derneği’nin, Nâzım anmasında sahne aldık. Etkinlik Kasım’ın 1’indeydi. Ben çekimler ve işler nedeniyle ancak aynı gün gidebildim Viyana’ya. Usta benden bir gün önce varmıştı. Viyana’dayken Nâzım’ın sık sık gidip oturduğu Havelka isimli kafede zaman geçirip, benden önce Hacı olmuştu bile.
Havaalanında karşılamaya gelen genç arkadaşları tanımak çok kolay oldu. İlk buluşmaya gelirken yakaya takılan karanfil gibi kondurmuşlardı üzerlerine Boyun Eğme tişörtlerini.
Mevsim normallerinin üzerinde bir güzellikle beni karşılayan Viyana, hemen herkesi şaşırtmıştı. “Daha bir kaç gün öncesine kadar, yine yağışlı, kapalı ve griydi Viyana.. ama şansınıza, bugün çok güzel..” dedi dostlar. “Nâzım Usta’nın şansına” diye geçirdim aklımdan. Ağırlıklı olarak Viyana’da yaşayan memleketlilere, göçmenlere hitap edeceği açık olan etkinlik için, hava durumu orada da önemliydi. Kapalı ve ağır bir hava, seyirci katılımını orada da etkiliyordu anlaşılan.
Otele eşyalarımızı bırakıp hemen salona hareket etme kararı aldık. Yollar oldukça boştu. Hep bu şekilde olduğu izlenimimi dostlar “Cadılar Bayramı” olarak bilinen dini bir bayram nedeniyle olduğu cümlesiyle düzelttiler. Kısmete bak. Avusturya’nın Şekerli Kurban Bayramı’na denk gelmişiz, Viyana boşalmış.
Saraylar, büyük Kiliseler ve tarihi mekanlar arasından akıp 4.Viyana’daki otelimize geldik eşyaları bırakmak üzere. Büyük tarihi bir bina. İstanbul’da Beyoğlu yada Elmadağ’da görmeye alışık olduklarımızdan. Çıkmak için beklediğimiz asansörden Genco Erkal iniyor ışıltılı gözleriyle. Yıllardır tanışıyormuşuz da uzun süredir görüşmemişiz gibi sarılıp kucaklaşıyoruz. Oysa Genco Usta benim gençliğimin hala süregelen idollerinden. Daha lise öğrencisiyken, hafta sonu programlarımızın öncelikli notlarından biriydi Dostlar Tiyatrosu. Usta yeni oyun koyduğunda, hemen notu alınır ve hafta sonu etkinliği olarak, toplanıp gidilecek kadro listesi yapılırdı. Kimi zaman aynı oyun da olsa, “Usta’ya gitmiyoruz ne zamandır, ayıp olur..” gibi cümlelerle, yeniden ziyaret edilmesi gerekliliğinin altı çizilirdi sanki geleceğimizden haberi varmış da, bizi bekliyormuşçasına.
Ustayla hemen salona gidiyoruz disiplin alışkanlığıyla. Gösterinin yapılacağı Akzent salonu, sendika birliğine ait. Tarihi bir salon. 1800’lü yıllarda bir yangın geçirdiği ve 380 civarı kişi o yangında öldüğü için, son derece kurallı işliyor her şey. Zaten bu ülkelerde her şey kurallı. “Ben yaptım oldu!” yada “Sen benim kim olduğumu biliyor musun?” sökmüyor oralarda.
Almancanın “Al”ından anlamayan ben, arkadaşlar koştururken, kafa göz yara yara Almanca, İngilizce, Fransızca ve kaş göz diliyle, eğlenerek anlaşıyoruz disiplinli ama aynı zamanda neşeli ve eğlenceli olmayı başarabilen teknik arkadaşlarla.
Viyana Nâzım Hikmet Derneği, merkeziyetçi ama kendi yağıyla kavrulmaya çalışan bir kuruluş. Atılan her adımdan merkezin haberi var ama her şeyi oradaki arkadaşlar yapıyorlar. O kadar doğru bir hareket olmuş ki Viyana Nâzım Hikmet Derneği’nin kurulması. Düzenledikleri atölye çalışmalarıyla hem döner sermaye yaratmayı hem de kültürel bir hareket sağlamayı başarmışlar. Şimdiye dek hep orada yaşayan gurbetçi ve çocukları kapılarını çalarken, son dönemde yerlileri de ilgi duymaya başlamış derneğe. Kafka’nın, Mozart’ın, Beethoven’ın yaşadığı bir ülkede yapılacak en doğru işmiş gerçekten kültür hareketli bir girişim. Üstelik bizim toprakların övünç kaynağı bir dünya sanatçısının adıyla.
Atölye çalışmaları hakkında bilgi aldığımda, bir atölyede eğitmenlik yapan arkadaşların, aynı zamanda başka bir atölyede öğrenci olabildiklerini öğreniyorum. Vize işlemleri altı olduğumdan “atölyede şengen vizesi” esprisi, günün en çok kullanılan cümlesi oluveriyor.
Tarihi salon, arzulanıp, tereddütler nedeniyle beklenmedik ölçüde kalabalık. Hesaplarını ve planlarını belli kriter ve ilkelerle yapan Nâzım’cı arkadaşlara göre planlar tutuyor ama yine de hep bir bilinemez var ya, ondan kaynaklı tereddütler.
İki adet üçer dakikalık kısa konuşma. Daha fazla değil. Üç kısa sinevizyon gösterisi. Derneğin müzik atölyesinden piyano, keman ve solistten oluşan üç kişilik nefis bir grup. Ben ve yaklaşık bir buçuk saatlik Genco Erkal’dan Nâzım şiirleri.
Nâzım’a yakışan şiirle dolu şiir gibi bir gece. Şiir gibi dostlar. Ve şiir gibi bir dernek: Viyana Nâzım Hikmet. R